1. YAZARLAR

  2. Hilal Durmuş

  3. İş davalarında yeni uygulama
Hilal Durmuş

Hilal Durmuş

Yazarın Tüm Yazıları >

İş davalarında yeni uygulama

A+A-

İş kanunumuz işçinin tanımını yaparken “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi denir.” demektedir. Tanım, kısa, net ve yalındır. Böyle olması da gerekir. Aksi halde kanunlar, amacıyla çelişir. Peki, hukuk dilinden ayrı düşünürsek, işçi gerçekten bu kadar basit tanımlanabilir mi? Şu an bu yazıyı okuduğunuz telefonunuzda, oturduğunuz sandalyenizde, kahvenizi yudumladığınız bardağınızda, çiçeğinizi ektiğiniz saksıda, işe giderken bindiğiniz arabada ve daha birçok eşyada işçilerimizin emeği vardır. İşçi, emektir. İşçi denince sanılır ki sadece proleter kesimden bahsediliyor. Hâlbuki bir firmada en alt statü de çalışandan tutunda firma yöneticilerine kadar hepsi bu kavram içindedir. Kendini işçi olarak kabul etmeyen genel müdürler, hukuki bir sorunla karşılaştıklarında hemen işçi haklarına sarılırlar. Kanunda beyaz yakalı, mavi yakalı yoktur.

İşçi Kanunumuz sürekli yenileniyor ve her seferinde işçilerimizin haklarını korumaya yönelik hükümler getirilmeye çalışılıyor. Yiğidi öldür hakkını yeme, derler. Uygulamada sorunlarla karşılaşılsa da hukuk devletine yakışır düzenlemeler yapılmaya çalışılıyor. Fakat işçilerimiz bu haklarından ne kadar haberdarlar işte orası tamamen muamma. Şimdi sizlere birebir şahit olduğum bir olayı anlatmak isterim. Geçen günlerde yakın bir dostum çalıştığı firmanın ücretlerini eksik yatırdığını ve eksik kısmı istediğinde de ödeme güçleri olmadığı gerekçesiyle geri çevrildiğini söyledi. Bende telaşlanmamasını ve ücretini çok kolay alabileceğini söylediğimde inanamadı ve herkesin maaşının bu şekilde eksik yattığını söyledi. Bu fabrikada yüzlerce işçi çalışıyor ve yüzlerce mağduriyet yaşanıyor… İşçilerimiz daha emeğinin karşılığı olan, hakkı olan parasını alıp alamayacağı konusunda bile tereddüte düşüyor. Durumumuzun vahametini bu olaydan bile anlayabilirsiniz.

Eğer ticari bir firma ekonomik sorunlar yaşıyorsa bu dönemini atlatabilmek için alacağı ilk önlem, işçilerinin ücretinden kesmek olmamalıdır. Kaldı ki bu kesintilerin yasal bir dayanağı da bulunmamaktadır.

Peygamber efendimiz(sav): “İşçinin ücretini alın teri kurumadan önce ödeyiniz” demiştir. Hadisi şerifte de buyrulduğu gibi ücret işçinin en temel hakkıdır ve geciktirilmemelidir. Başka bir hadisi şerifte Peygamber efendimiz, kıyamet gününde, bir işçi çalıştırıp ondan istifade eden daha sonra ücretini ödemeyen kimseye hasım olacağını da vurgulamıştır. İnancımız tarafından böylesine ehemmiyet verilen, kanunlarımız ile hukuki olarak güvence altına alınan işçinin ücretini hala vermeyen-geciktiren işverenlerin olması içler acısı bir durumdur.

İş uyuşmazlıklarında yeni bir dava şartı geldi. 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren işçi-işveren uyuşmazlıklarında dava açmak isteyen tarafa öncelikle arabulucuya gitme şartı getirildi. İşçi alacağı, tazminat, işe iade davalarında artık mahkemede dava açmak yerine Adliyelerde bulunan Arabuluculuk bürosuna başvuruyorsunuz. Bu başvurunuz sırasında herhangi bir ücret de ödemiyorsunuz.

Usul ekonomisi ilkesi gereğince bu düzenleme yerinde bir dava şartı olmuştur. Arabulucu tarafları bir araya getirerek 3 hafta gibi kısa bir sürede taraflara hukuki bir çözüm önerisi sunacak tarafların kabul etmesi halinde mahkemeye gidilmeden çözüme ulaşılmış olacak. Bu sayede İş mahkemelerinin yükü azalmış ve işçi hakkına daha çabuk kavuşmuş olacak. Davaların uzun sürmesi neticesinde işçilerin yaşadığı maddi-manevi zararlarında önüne geçilmiş olacak. Arabulucuda sağlanan anlaşma sonucunda taraflar tarifedeki ücreti aralarında paylaşarak ödeyecekler. Eğer anlaşma sağlanamazsa 2 saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak. 2 saatten fazla süren görüşmelerin ücretlerini taraflar aralarında paylaşarak ödeyecekler.

Bu uygulama ile süreci uzatacak eleştirisi yapan meslektaşlarımı görmekteyim. Gözden kaçırdıkları şey arabulucunun 3 haftalık süresinin olması ve bu süreye ek sadece 1 hafta isteyebilecek olmasıdır. Süreç uzayacaktan kasıt 1 ay ise bırakın yıllarca süren davalar 1 ay daha uzamış olsun. Tabi tek kaygınız süreyse! Ama arabulucuda çözülen uyuşmazlıkların taraflara kazandıracağı yılları görmezden gelmeyin.

 

Bu yazı toplam 2369 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.