1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. İlâhi  sese  kula  verenler
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

İlâhi  sese  kula  verenler

A+A-

İnsan ele avuca gelmeyen zapt edilmesi zor bir varlık. Farkında olmadan kendini en aşağılık durumlara sürükleyebileceği gibi cennete lâyık bir hâle de getirebiliyor. İnsanın dünya yürüyüşünde kendine çeki düzen vermesi, güzelliklerini çoğaltması adına Ramazan kazançlı ve bereketli bir ay. Yararlanmayana yazıklar doğrusu!

Hayat her insanı yanlışlıklar ve kötülükler âlemine doğru rahatlıkla çekebiliyor. Kirli bir dünyâ içinde yaşayan insanların kendisini bu kirlilikten beri kılması hakikaten güç, kapılıp gitmemek an meselesi… Nefsin azgınlıkları, şeytanın hileleri insanı çirkinlikler diyârına götürmek için devamlı uğraşıyor. İnsan bütün bu yanlışlıklar hengâmesinde zihnini, kalbini çirkinliklerden muhafaza etmesi gerekiyor. İşte tam bu noktada Müslüman insanların kendilerini koruyabilecekleri pek çok tutanakları mevcuttur diyerek bu hususta sizlere Ramazan ayını işâret etmek isteriz.

Bilindiği üzere Ramazan’ın yarısını geçmiş bulunmaktayız. Yukarda çizdiğimiz bugünün gerçeğini yansıtan tablo adına mübârek Ramazan ayı bahsedilen çirkinliklerden kurtulmak için tutunacağımız sağlam bir dayanaktır. O’nun bizi sürükleyeceği bahtı açık iklime girmemiz gerekiyor.

Şöyle bir soru sorsak; Sizce Cenâb-ı Hak bizi niçin açlık ve susuzlukla terbiye etsin? Buna neden gerek duydu acaba bizden isteği nedir? El cevap; Allah Teâlâ Hazretleri biz kullarının kulluk seviyelerini yükseltmek istemiştir. Beden açlığı iftar ile belli bir süre sonra giderilebiliyor. Fakat bir de insanın mânevî açlığı var o da ihmal edilmemeli. Peki, o neyle giderilir? Hep söylenir beden beslenmesi şart yoksa insan ölümün eşiğine gelebilir. Tamam da insanı insan yapan ruh yönünün ihmal edilmemesi de şarttır. O zaman insan –bugün olduğu gibi- insanlıktan çıkar, çirkinlikler işler, kendini kötülüklerin kucağında bulur. Azgınlaşır, zâlimleşir, hissizleşir, bencilleşir. Ruhsuz insan her şeyi yapar yalancılık, adam kayırma, dolandırma, işkence, tecâvüz… Bunların hepsi bugün var mı? Evet var. O halde ruh beslenmesi Müslüman olsun olmasın vicdan taşıyan herkese şarttır.   

Bilinsin ki, ruhlar yâni kalpler ancak yüce Yaratıcımız, Hz. Allah Azze ve Celle’yi anmakla huzur bulur. Gönlün beslenmesi ibâdetledir. Ramazan Müslümanlar için ibâdetlerin en yoğun olarak yaşandığı kutsî bir iklimdir. Ramazan insanı oruçla hemhal kılar. Düşünün tam bir ay oruç… Bir hafta olsaydı belki işin ciddiyetini anlayamaz, tutar geçerdik. Cenâbı Hak biz kullarına âdeta bir ruh terapisi yaptırıyor, açlığı yüreğimizin taa derinliklerine kadar hissettiriyor. Sanki Rabb’im açların hâlini anla, yemek-içmek bulamayanları daha iyi idrak et diye bize düşündürüyor, tefekkür ettiriyor.

Bir yetim başı okşa, bir hâneye aş götür, ihtiyaçlının elinden tut ki ben de senin yarın ahrette elinden tutayım diyor sanki yüce Mevlâ. Sofranı garip-gurebâya aç sâdece hatta sofranı değil gönlünü de aç, tebessümü eksik etme, fakiri sev-sevindir, yaralarını sar, ona merhem ol diyor. Topla mükâfatları Ramazanda, sonra da cennet kapısına dayan diyor Rabb’im. Ne âlâ. Cenâbı Mevla ise her şeyden âlâ.

Allah Teâlâ bir ay boyu tutulan oruçla rûhumuzu güzelliklerle yoğuruyor âdeta. Yeni bir kişilik inşâsı gerçekleştiriyor. Verilen zekatlar, sadakalar malımızın ve diğer sâhip olduklarımızın yükünden bizi kurtarıyor. Cenâbı Hakk’ın bizden istediği, verdiklerimden muhtaçları da istifâde ettir mantığının yerleşmesidir. Unutulmasın ki, bizim olanlar bize emâneten verilenlerdir. Öyle hepsi benim anlayışıyla gurur yok. Allah Azze ve Cel Gani’dir. Var olan neyimiz varsa O’nundur. Varlığın asıl sâhibi O’dur.

Aslında bu hakikatin bilinmesi dahi kişi için bir lütuftur. Yüce Mevlâmız biz Müslümanları Ramazan ayı ile yeniden derlenip toparlanmamız kendimizi çek etmemiz için bir fırsat veriyor. Oruçla, zekatla, sadakalarla, iftarlarla, terâvihlerle, Kur’an’la bize fırsatlar veriyor. ‘Dua edin icâbet edeyim’ diyen tevbe eden kulunu isteyen, kendini zikredeni-senâ edeni seven bir Rabb’imiz var şükür. Bunlar da ne büyük nimetlerdir anlayana… Mübârek Ramazan bu güzellikleri hücrelerimize kadar hissedeceğimiz bir rahmet iklimidir. 

İnsanın Rabb’i ile ilişkisini, insanın içinde yaşadığı cemiyetle ilişkisini, insanın kendiyle ilgili ruh ve beden dünyâsıyla olan ilişkilerinin en mazbut bir şekilde işlemesini temin etmede yüce İslâm’ın prensipleri bulunmaz bir zemindir. İslam kendine özgü ibâdet temrinleriyle kâmil insanı inşâ eder. 

İnsan hayâtının hiçbir safhasında kullukta kop(a)maz. Ramazan ayında kutsal kitâbımızla ay boyu bir dostluk sağlayan mümin Ramazan sonrası da aynı dostluğu sürdürmek istemesi kendi faydasınadır. Ayni şekilde beş vakit namaza ilâvete fazladan kılınan terâvih namazlarıyla namazla bir dostluk temin eden mümin Ramazandan sonra da namazla dostluğunu devam ettirmesi kendi adına güzel bir ahret yatırımıdır.

Uzun sözün kısası bir yüce âlemden gelen ilâhi sese kulak verenler iki cihanda da mesud ve bahtiyar olacaklardır vesselam.

Bu yazı toplam 340 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.