1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. İl Halk Kütüphanesi ve Kılıçarslan Köşkü
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

İl Halk Kütüphanesi ve Kılıçarslan Köşkü

A+A-
Davet gelmişti Konya Büyükşehir Başkanımız Sayın Akyürek’den.

Büyükşehir ile Valilik birlikteliği ile yapılması kararlaştırılan Konya İl Halk Kütüphanesi ve Selçuklu devrinden günümüze kadar sadece geniş dolgulu kerpiç ayağı kalıntısı olan Kılıçaslan köşkü restorasyonu işlemine ait protokol imza töreni basın toplantısı olarak…

Ne kadar yazsak hatta bizzat seyrüseferlilerce(!) karşılıklı görüşsek de netice alamadığımız İstasyon havalisinden Belediye ve Numune hastanesine otobüs hattı bulunmaması yanında…

Hat üzerinde olan ama 20 km uzaklıktaki Dere havalisinden gelen minibüslerin de dolu gelmesiyle hiçbir zaman faydalanılamayınca…

İyi faydalı bir işlem oluyor galiba öğreneyim diyerek seksenine merdiven kurmamı önemsememe yanında neme lazımcı da olmayıp menzile gidebilmek için yine tabanvaya atlayarak bir saat kadar sonra tören salonuna teşrif edebilmiş oldum.

***

Yürüyüş sırasında bizim bellek boş bırakmadı. Hemen nostaljiyi koyuverdi gözlem olarak göz önüme.

O anda tarihçesine bakmamıştım ama yaşamımda ki müşahedem sıralandı.

Kütüphane işlemi, çok evveli Selçuklular devrinde Konya’da başlamıştı. Şimdileri yeksan olan bir kaçı yanında Sahipata külliyesine bağlı Karatay ve İnce Minare’de, ders yanında bu hizmeti de götürmüşler.

Osmanlı’dan kaldığını, fotoğraftaki levhasındaki eski yazıdan tahmin edebileceğimiz, şimdiki Tekel binası arka taraflarında olan bir Konya İl Halk Kütüphane binası varmış. Galiba 1928 yılında yıkılmış veya 1934 yılına kadar yaşayabilmiş.

Bendenizin öğrencilik yıllarında aşınası olduğum şimdi yeksan olan Halkevi Kütüphanesi vardı.

Bizler oraya gider ders araştırması kitaplarını bile orada bulabilirdik. Üç katlı binanın ikinci katındaki salon kütüphane idi ve her gün açık olup ciddiyet ve sessizlik içinde istifade ederdik.

Bendenizin görememiş olduğu yukarda konu ettiğim kütüphanedeki kitapların 1934 yılında hükümet Konağı ve postane arasında olan Hacı Hasan camiine taşındığı ve oranın milli Kütüphane olduğu belirtilse de.

Bendeniz, bu caminin 2. Dünya Savaşı sırasındaki 40’lı yıllarda askeri depo olarak kullanılıp ancak 1944’den sonra 1946 yılına kadar Kütüphane olarak kullanılmasıdır.

Gençliğimizde maalesef Halkevi kitaplığından daha zengin kitap çoğunluğu ile bu mübarek yere gider istifade ederdik. Tabii bir mabet olarak değil bir kütüphane olarak istifade etmiş olurduk. Yüce Yaradan affede…

Demokrasinin çoğunluk partiler başlamasıyla muhalefetin, camilerin kullanılması ile uğraş verme neticesi Alâeddin, Sultan Selim, İplikçi ve diğer camiler yanında bu cami içindeki kitaplar Halkevi binasındaki kütüphaneye taşındı ve 1954 yılına kadar buradan faydalanıldı.

1954 yılında şimdi Devlet Tiyatrosu olan Anıt yanındaki bina Milli Kütüphane olarak yapıldı ve tiyatro salonu Muhsin Ertuğrul tarafından Anadolu’da Devlet tiyatrosu kurma emeli ile 1955 yılında aboneli de olan tiyatro gösterimlerine başlanıldı.

959-60’lı yıllar içinde Mevlâna Türbesi karşısına bugün Milli Kütüphane olarak faydalanılan “Mevlâna Külliyesi” binası yapıldı ve Mevlâna üzerinde araştırma yapacaklara tahsis edilmişti ama…

Hazır bulmuşken deyip ihtilal sonrası Kütüphaneye çevriliverdi ve halen kullanılmakta. Üstelik tekrar Mevlâna Külliyesi kurulsun istekleri(!) olmakta.

***

O günkü yaşamlardan hatıra parçalar da sunan belleğim belediye binasının Selçuklu tipli kapısından girmemle son bulup toplantıyı izlemeye başladım,

Başkan Sayın Akyürek Konya’nın tarihi ve kültürel yapısına yeni değerlerle büyük katkı sağlayacaklarını dile getirerek yeni eserler kazandırmaya çalıştıklarını belirterek “Tüm Türkiye’de ses getirmekte olan bu çalışmaları adım adım gerçekleştiriyoruz. Mevlana Kültür Merkezi ile İstasyon arasındaki düzenlemeler etap etap hayata geçecek. Belediyemizin kontrolünde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile işbirliği içinde yürüteceğimiz çalışmalarda; İl Halk Kütüphanesi’nin yapım işini biz üstleneceğiz. Bakanlıktan da 1,5 milyon TL’lik bir destek alacağız. Eser, 6-7 milyon TL arasında bir rakama mal olacak. Kütüphane, Konya’mızdaki okuma kültürüne ciddi katkı yapacak. Tarihi Kılıçarslan Köşkü’ne de Bakanlık 1 milyon TL’lik destek verecek. Bu destekler, bu işle ilgilenen kuruluşlara büyük bir moral motivasyon oluyor. Her ortaklık daha güzel sonuçların doğmasına vesile oluyor” sözleri ile bitirirken…

Konya Valisi Sayın Osman Aydın da, Büyükşehir Belediyesi’nin Mevlana Kültür Vadisi Projesi’nin, Konya’nın tarihi bölgesinin düzenlenmesi ile ilgili çok önemli bir proje olduğunu belirterek, imzalanacak protokolün de bu kapsamda olduğunu söyledi. İl Halk Kütüphanesi’nin mevcut yerinden kaldırılmasının Mevlana çevresinin genişletilmesi açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Vali Aydın, Kılıçarslan Köşkü’nün ise Selçuklu’dan bugüne kadar intikal eden Konya’daki iki önemli eserden biri olduğunu ve aslına uygun olarak restore edileceğini vurguladılar.

Protokoller imza edilerek hayırlı olması dilendi.

***

Hakikaten iyi bir düşünüş oluyordu bu işlemler. Biz eksiklikleri kayıtlama yanında elbette iyi adımları da sizlere sunmak vazifemiz olmalı ve hayırlı uğurlu olsun der hizmet aşklarına teşekkür ederken başarılar dilerim.

Ancak düşüncem olarak bir şeyler söylemek isterim.

Bilhassa hizmet gören binaları daha iyisini yapacağız diye yıkmaya çalışırken iyi düşünmeliyiz ki, faydası varsa heba olmasın derim.

Daha proje ihalesi yakın zamanda yapılacağı işlemin karar arifesinde olmadığına göre mevcut aslında Mevlâna külliyesi olarak düşünülen binanın açıklık kazandıracağız diye yıkılma yoluna gidilmesi ne derce doğru olabilir siz karar verin.

Keza Yıllardır bir şemsiye altında duran Kılıçarslan köşkünün kalıntısı olan dünyada eşi bulunmayan büyük ve çok kalın bir kerpiç yapı olan köşk kalıntısını yenileyeceğiz derken yok edilmesi de ayrı bir turizm açısından kayıp olacağı düşüncesindeyim.

Belki gülerek geçeceksiniz “bir duvar” diye ama nakledeyim bir anımı:

Alman bir turist ile beraberken burada çok durup defalarca birkaç yerden poz alması karşısında mahsusu düşüncesini anlamak için;

“Ne var ki bir kerpiç dolgu, neyini çekiyorsun” dediğimde…

“Siz Türkler bazı yönleri bilemiyorsunuz. Bu gördüğün kerpiçten yapılma ve haylice geniş ve yüksek duvar bir asarı antikadır. Kıymetini bilmiyorsunuz” diye beni ikaz etmek istemişti.

İlgililere bunu duyururken, hiç olmazsa yeni yapılacak köşk altı veya yanında bu kerpiç kalıntının aynen kalmasının da iyi olacağını acizane teklif etmek isterim.

***

Sağlık ve esenlik içinde yaşam dileğimle… 
Bu yazı toplam 3194 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.