1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. İki Cihânın İlim Örneği ve Önderi
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

İki Cihânın İlim Örneği ve Önderi

A+A-

Bilginin paylaşılması güzel dînimizin gerektirdiği bir husustur. Rebiyülevvel ayının kahramânı Hz. Peygamber aleyhisselam Rabb’inin kendisine tevdi ettiği ‘hakikat ilmi’ni insanlara ulaştırmak ve bu kutsî bilgiyi insanlarla paylaşmak adına hayâtını ortaya koymuş ve yayılması için de büyük çabalar sarf etmiştir.

Bu kutsî işe önce ‘Dârul Erkam’ın evinde ufak çaplı anlatımlarla başlamış, Kâinâtın Mutlak Hâkiminden gelen bilgi hakikatlerini kendisine inanıp, dinleyenlere aktarmıştır. Dolayısıyla Rasûli Ekrem aleyhissalâtu vesselam ilk eğitim-öğretim faaliyetlerine Erkam’ın evinde başlamış oldu. Mekke’de öncelikle Kur’ân-ı Kerim öğretiminden geçirilen Peygamber Efendimize inanan arkadaşları daha sonra Medine’de bizzat yüce Rabb’in en sâdık Peygamberinin eğitimine tâbî tutulmuşlardır. Örnek ve önder Nebi aleyhissalâtu vesselam eğitim ve öğretim çalışmaları içinde çocukları, hanımları ve aileleri de ihmal etmemiş onları da eğitim çemberine dâhil etmiştir.

Yeni doğan çocukları tâkip edip onların ilk konuşmalarının; ‘Lâilâhe illallah’ (1) olmasını arzu eden Peygamber aleyhisselam yine ilerleyen yaşlarda tevhid bilincinin çocuklara yerleşmesi için İsrâ Sûresinin 111.âyetinin (2) öğretilerek ezberletilmesini istemiştir. Onun bu çalışmalarının bir neticesi olarak küçük yaşlardan itibâren Hz. Peygamberin rahlei tedrisinden geçen Hz. Ali (r.a) efendimiz genç yaşta ‘ilmin kapısı’ denecek kıvâma erişmiştir.

Cenâb-ı Hakk’ın: “…Allâh’ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve her türlü inkarcılıktan) onları temizleyen, kendilerine kitâbı ve hikmeti öğreten bir peygamber” buyruğu gereği hânei saadetlerinde eşlerine, ev halkına Kur’an eğitimi vererek onların ileride müminlerin anneleri olarak bir ilim pınarı hâline gelmelerini sağlamıştı. Ayni zamanda Müslüman hanımefendilerin eğitimleri için onlara haftada bir gün tahsis ederek mümine hanımları vahiy bilgisiyle kuşatmış, sorularını cevaplamış, problemlerini aydınlatmıştı. (3)

Taberi’nin Câmiu’l –Beyân’ında, İbn Sâd’ın Tabakat’ında bahsedildiği üzere Peygamberimiz ashâbına Kur’an ilmini bizzat şahsında yaşayarak öğretmiştir. Bunları öncü bir ilim merkezi olan Mescidi Nebevî’nin bünyesinde –Ashâbı Suffa- da eğiterek İslam Ümmeti adına kıraat, tefsir, hadis ve hukuk âlimleri yetiştirmiştir. Sahâbei Kiram’dan Abdullah bin Mes’ud; ‘Peygamberin ağzından yetmişten fazla sûre öğrendim. Hangi sûrenin nerede, ne için indiğini benden daha iyi bilen birisini duysam ona ilim öğrenmek için giderdim.’ Demesi onların ilimde geldiği seviyeyi göstermesi açısından güzel bir örnektir.

İki cihânın ilim örneği ve önderi Peygamberimiz aleyhisselam tüm gayretini sahabe arkadaşlarının eğitimi ve öğretimi yolunda sarf ederek onların Hz. Allah Teâlâ’nın kitâbını ezberlemeleri, iyi anlamaları için söz ve davranışlarıyla öncülük etmiştir. Yine O aleyhissalâtu vessalam namazın nasıl kılınacağını, orucun nasıl tutulacağını, nelerden, ne kadar zekatın verileceğini, Hacc’ın nasıl yapılacağını, helal kazancın nasıl temin edileceğini, ibâdetlerin ifâsındaki ihlas boyutunu sahabe arkadaşlarına her birerlerini bizzat kendileri tatbik ederek uygulayarak öğretmiştir.

İşte o hakikatler sahih hadisler vasıtasıyla bugün bize kadar intikal etmiştir. Ve kıyâmete kadar da Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve keremiyle devam edecektir. O halde bizlere düşen şu eğitim-öğretim çağında bütün say ve gayretlerimizi ortaya koyarak iyi bir Müslüman, şuurlu bir mümin olmaktır. Yoksa onun bunun bizim için çizdiği hedefsiz, yetersiz, ihlassız, izansız aslı tuzak olan yollarda boşa yürümüş oluruz. Boşa yürümemek için enerjimizi doğru yollarda kullanmak istiyorsak şu bilim çağında Rasûllulâh’ın eğitim yollarına dönmek durumundayız vesselam.

------------------

1- Abdurrezzak es-San’ânî, el-Musannef, Beyrut, 1983, 4-334

 2- Taberi Ebû Cafer, Camîu’l-Beyân, Beyrut, 1995, C.vııı, s.172

 3- Buhârî Ahmed b.Abd’L-Latifi’z-Zebidî; Sahîhi Buhârî Muhtasarı, Tecrîd-i Sarih Tercümesi (çev: Kâmil Miras; Ahmed Naim), Ank, 1993, 1.c, Hadis no: 34

Bu yazı toplam 4899 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.