Fatma Taşeri

Fatma Taşeri

Yazarın Tüm Yazıları >

Hz. İnsan

A+A-

İnsanların en güzeli ve en üstünü olan Rahmet Peygamberi  Efendimizi (r.a)  gerçek manada anlamaya ve anlatmaya olan ihtiyaç her geçen gün daha fazla hissediliyor. İnsanoğlu ne kendine gereken değeri veriyor ne de çevresindekilere… Değer vermek derken marka giyinmek saçlarına bakım yapmaktan bahsetmiyorum. Bunların çok ötesine geçmek… Aslolan  varlığın tek sahibi olan Yüce Yaratıcı’nın insana yüklediği değerle bakmak… Evet küçük kainat insan.. Eşref-i mahlukat olan insan… Meleklerin secde ettiği insan… Sen öyle bir  donatılmış ve dünyaya gönderilmişsin ki… Yaratıcı’nın dünyadaki temsilcisi ve elçisisin… "Bir insanın hidayetine vesile olman senin için dünyadan ve içindeki herşeyden hayırlıdır" hadisi büyük bir müjdedir bizler için. İşte insana değer verdikçe onu kazanmak kolaylaşır. durumu bütün ruhuyla kavramış ve hayatına da yerleştirmiş olan Hz. Mevlana  da der ki: “yaratılanı sevdik, Yaradan’dan ötürü”

Bunun en güzel örneklerini Asr-ı saadette görmek mümkün…

"Bir gün Allah Resûlü mescitte oturuyorlardı. Bir bedevi içeriye girdi; ihtimal Efendimiz'e bir şeyler sorup öğrenecekti. Fakat bu adam gitti ve mescidin bir tarafına idrar etmeye durdu. Oradakiler, 'Dur, yapma!' diye müdahale etmek istediler. Allah Resûlü "Adamı bırakın ve idrarını kestirmeyin!" buyurdu. O bir bedevi idi. Kalkıp onu dövebilirlerdi. Ne var ki, bedeviye karşı böyle bir muamele de bedevice olurdu. Allah Resûlü'nün ashabı bedevi değildi. Sonra buyurdular ki: "Gidin bir kova su getirip idrarın üzerine dökünüz; su o pisliği alır götürür orası da temizlenir.”

İşte Allah Resulü’nün (as) tutumu, o bedeviyi İslam’a kazandırmıştı. Kim bilir belki de o bedevi, Tarık b. Ziyad, Şurahbil b. Hasene veya Ukbe'nin babasıydı...

Yine bir gün Efendimiz (r.a), Medine'de meydanlık bir yerde arkadaşlarıyla oturmaktadır. Önlerinden bir cenaze alayı geçer. Alayın her şeyinden belli olmaktadır ki bu bir Yahudi cenazesidir. Hz. Muhammed (as) cenaze geçinceye kadar, kalkarak ayakta bekler. Arkadaşları şaşkın, "belki de durumu anlayamamıştır" düşüncesiyle uyarırlar:

"Ey Allah'ın Elçisi! Bu bir Yahudidir."

Yani Müslüman değildir. Yani ayağa kalkmanız gereksizdir.

Oysa ki Hz. Muhammed (as) başından beri her şeyin farkındadır, cevap verir:

"Fakat aynı zamanda bir insandır."

Bir çok kez sarhoş yakalanmış bir Müslüman yine aynı durumda Hz. Muhammed'in (as) önüne getirilir. O sırada yanında bulunanlardan biri dayanamaz, sarhoşa dönerek:

"Allah sana lanet etsin." der.

Hz. Muhammed (as), kaşları çatık, yüzü gergin, lanet okuyana seslenir:

"Ona lanet okumayın. Allah'a yemin ederim ki, ben onu tanıyalı beri o hep Allah ile Allah'ın Elçisini sever."

Yine yeni Müslüman olmuş ve kendisini ilk kez gören bir göçebe Arap heyecanından, karşısında titremektedir. Hz. Muhammed (as):

"Arkadaş, sakin ol. Ben kral değilim. Kureyş kabilesinden kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum." der.

Ahlakta, İnsanlıkta zirvedir Efendimiz!!!  Ve  bize insana değer vermede makam mevki din-dil ve ırk ayırımı yapmadan vahidiyyet içerisinde yaklaşmanın en güzel örneklerini vermiştir. İnsana insan olduğu için değer vermeyi öğretmiştir  ümmetine.. Bugün bu örneklere o kadar muhtacız ki…

Bu yazı toplam 4710 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum