1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Hızlı Tren ve Kara Tren Nostaljisi
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Hızlı Tren ve Kara Tren Nostaljisi

A+A-
Ne günlerden ne günlere geldik diyebilen sadece bizleriz.

Elin oğlunun hızlı tren kullanışı, nerede ise asra varmakta. Şimdi havada gidenlerle yol almakta.

Biz birbirimizle, hükmetme, hükmedememekle uğraş içine girip Laiklik, İrtica, Demokrasi pelesenkleri ile didişirken…

Masal başlık sözleri gibi birde bakıyoruz bir arpa boyu ancak gitmiş olabilmekteyiz.

Atatürk İnkılâplarına sahiplik derken onun “Muasır Medeniyete ulaşma” isteğini bile batılaşma anlamında yeğleyip, batının giyim eğlence vb. yanında, ilimle, teknikle ilgisi olmadığı gibi medeniyetimize uymayan yaşamından başka nelerini kopyaladık?

Demokrasi deriz ama onlarınki gibi değil. Hâlâ ittihatçıların hâkimiyet prensibini idame ettirmeye çalışırız.

Bu mu Muasır medeniyete ulaşma?

***

Konya Ankara arası için yapılmakta olan Hızlı Tren hattı için Sayın Başbakan törenle kaynak yapmayı başlatmış.

Başlatmış ama bilmem muhalefet “geçtiği yerlerde ses gürültüsü stres yapacak, kırsal yayılıma zarar verecek, vb.” gibi iddialarla Danıştay’a veya AYM’ne gidip durdurmaz inşallah!.

Hızlı tren de bile ne günlere geldik? Yazılarımı izleyen okuyucular hatırlar. Konu üzerinde hayli yazılarım oldu.

1992’ler de başlayan istek için pek çok toplantı konferans hatta Konyalılar gece ve günleri yapılmışsa da zamanın hükümetleri havanda su dövmekten ileri gidemediler.

2003’de bu konuyu dillerine pelesenk eden iktidar milletvekillerimiz oldu. İkide bir basın toplantısı ve TV’ler de bülbül gibi hoş sesleri ile 2005’de Ankara’ya bir saat civarında ulaşacağımızı nakarat ettiler.

Hâlbuki ortada ne hol nede yumurta vardı ama hoş geliyordu bu sesler ki…

Medyamızda “…müjdelediler” yansıması ile devam etti.

Vekillerimize “bir karşılıklı konuşalım” tekliflerim sadece telefon numaramı kaydetmekle kaldı ise de Sayın Büyükakkaşlar önem verip anlatmıştı çalışmalarını.

Bunları önceki yazılarımda yazmışsam da bir daha hatırlayalım dedim.

Sayın vekilimizin 2006 ağustosunda ihale oluyor ve bir yıl sonra başlayabilir sözüne…

“Hangi ihale? Güzergah tespiti mi, güzergahın projesi mi, keşif dosyasının tanzimi mi, alt yapı-üst yapı ve sinyalizasyon konumu mu, bunların her biri bir yıl alır bizde. Bu bakımdan en az dört yıl geçer ve ancak 2010’da tamamlanır. Zaten planlama programında 2010 belirtilmekte..” deyince…

“…siz diğer gazetecilere benzemiyor işin detayına giriyorsunuz tebrik ederim” demişti.

Dediğimin çıkmasını bendenizde istemezdim ama oldu işte gecikme. Aslında 2010’da bitebilirdi ama Sayın Bakan kendi havalisi Eskişehir’e ödenek kaydırınca iki yıl heba oldu. (http://www.merhabahaber.com/yazar/Ahmet_Guldag/688/Hizli_Tren_Ucar_Vekillerimiz_Bakar.html )

Ray için kaynak başlangıcı ile hızla devam edip Sayın Başbakanın 2011 de bineceğiz müjdesi inşallah olur derim…

Derim ama çook atılan temellerin üstünde çimler bittiğini de görebildiğimiz için, biraz düşünceliyim. Yine de bendeniz 2012 de Yaradan sağlık verirse binebilirim diye düşünürüm.

Sayın Başbakanın bir sözü üzerinde de durmak isterim.

Onuncu yıl marşında ki “…Demir ağlarla ördük” sözü doğrudur. Bu günün demiryolları o günlerin on yıl içinde yapılan yollarıdır. Osmanlıdan kalanlara ilave edilen yolları İnönü’nün yabancılara yaptırma ısrar isteğine rağmen, Atatürk Uçak imali de yapan Nuri Beye yaptırmış ve muvaffakiyetle yapmasından dolayı soyadını “Demirağ” olarak koydurtmuştur.

Biz sadece, Konya-Ankara ve Ankara-Eskişehir’i bile on yılda tamamlayamazken…

“Yurdu demir ağlarla örüyoruz” demenin yerinde olup olamadığına siz karar verin!

Yinede, yapılana sevinir yapanlara tebriklerimizi sunmaktan geri kalmayız.

***

“Kara Tren Gelmez M’ola, / Düdüğünü Çalmaz M’ola.”

Yukarıdaki türkü deyimi sadece yâr için değil o günlerin hakikat oluşumudur aynı zamanda.

Gelin yetmişli yıllara kadar değişimli devam etse de kömür ve buharla çalışan lokomotiflerin çektiği kara tren nostaljisini yaşamımda ki olanlarla anlatayım.

Yıl 1943 bırakın şehirlerarasını demiryoluna yakın olmayan ilçe ve köylerde kar yağan kış günlerinde seyahat mafişti.

Bayram dolayısıyla Konya merkez köylerinden 40 km. uzaklıkta ki Güvenç Köyü’nde öğretmen olan babamın yanına köylülerin arabası ile altı saatte gitmiştim.

Bayram dönüşü okula gitmek için yola çıkacağımız gün eski kışlardan kar yağışı başlamış 30 santime yaklaşıyordu.

Gidebilmek sadece, Başbakanın kaynak başlattığı yerden bir istasyon yani 15-20 km. kuzeyde ki Bozdağ istasyonundan trene binebilmek olacaktı.

Diğer kadın, erkek köylü yolcularla köy tekne arabalarına kürkler içinde binip atların üstüne yine kürkler konup yola revan oluk.

Yokuş çıktığımız yoldaki zorluklar neticesi küçücük ve iki dağ arasındaki şimdi yeksan olan istasyon yerine vardık.

Tren vaktinde gelemiyordu ve ne kadar tehirli olacağı da bilinemiyordu.

Bizi getiren arabalar hemen mi döndü yoksa atlara kürk serip beklediler mi hatırlamıyorum.

Ancak biz ufak bir odada yaktıkları kömür sobasında tam altı saat bekledikten sonra tren düdüğünü öttürerek geldi.

Vagonlarda ikinci mevki bileti olanlar bile koridorda ve ayaktalar. Biz doğru trenin arka kısmında ki marşandiz yük vagonlarına koştuk ve koca vagonun tahta zeminine oturduk ona da şükür ediyorduk.

Konya istasyonunda inip şehir merkezine gitmek için ne belediye otobüsü nede minibüs mafiş olduğundan heybesini bavulunu sırtlayan yaya olarak şehirdeki gideceği yerlere doğru yürüdüler.

Şimdiki gençler değil orta yaşlılar bile okuyunca inanamayacaklar ama bu millet bu şekilde çok zahmetli yaşam yaptı ama…

Yine de mesut ve birbirleri ile örtülü örtüsüz, laik, softa demokrasi var-yok kavgalarından çook uzak mesut bir yaşam içinde idiler…

***

Sağlık ve esenlik içinde yaşam dileğimle… 
Bu yazı toplam 3270 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.