1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Her günümüz Ramazanca olsun
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Her günümüz Ramazanca olsun

A+A-

İlâhi bereket ve mağfiretiyle imanlı sîneleri rahmetle kucaklayan bir mübârek Ramazan ayının ardından eriştiğimiz bayram, mümin gönülleri neş’e, sürûr ve sevince boğdu. Güzel bir kardeşlik anlayışı bir kez daha perçinlendi, herkes sevdikleriyle muhabbetleşti, yardımlaşma-dayanışma doruk noktaya çıktı, dostlar kaynaştı, dargınlar barıştı, ölüler hayırla yâd edildi. Evet, güzelliklerin içinden çıktık geldik derken bu vesileyle hepinizin geçmiş bayramını tebrik ediyor, yüce Yaratıcı’nın bizleri sağlık ve afiyet içerisinde daha nice bayramlara kavuşturmasını Rabb’imizden niyaz ediyoruz.

Güzellikler ayından, iyilik günlerinden geliyoruz dedik, bizim de dileğimiz odur ki, bu güzellikler diğer aylarda da sürsün. Her günümüz Ramazan teyakkuzu içinde geçsin. Dilimize, gözümüze, kulağımıza, yüreğimize Ramazan ayında gösterdiğimiz dikkat hassâsiyeti ömrümüzü ikâme ettirdiğimiz diğer günlerde de devam etsin. Bunu sağlamak için hayat akışımızı yoğun bir şekilde dîni çerçevede tasarlamak gerekiyor. Yoksa kendimizi gündemin ve herkesin sürdürdüğü günlük yaşam çizgisine bırakırsak o zaman tekrar bir Ramazan daha beklemek zorunda kalacağız. Halbuki bir Müslüman olarak Ramazanın o feyizli ve nurlu günlerini hayâtımıza her vakit nasıl yansıtabiliriz endişesi sarmalı bizi!

İşte biz bu endişedeyiz dostlar. Ramazanı gündelik hayâtımıza nasıl taşıyabiliriz, sancısını taşıyoruz? Ramazan bitti, onun hicrânıyla yanıyoruz. Ancak Ramazan’daki ahlâki ve sevap kazanımlarını kısa zamanda çarçur etmeden nasıl daha hesaplı-kitaplı daha derli-toplu yaşabiliriz diye kıvranıyoruz! Müslümanlık kalitemizin yükselmesi adına nasıl ramazandaki o dikkati muhafaza edebiliriz telâşesi içerisindeyiz! Dünya hayâtının geçici arzu ve ihtiraslarına kanmadan, nefsin bitmek bilmeyen isteklerine aldanmadan nasıl daha iyi bir kulluk kıvâmı yakalayabiliriz düşüncesi beynimizi zorluyor. Zira uzun gibi görünen dünya günleri elbet bir gün bitecek. Ömür bitmeden, daldığımız gaflet uykusundan bizi uyandıran Ramazan günlerine gerçekten şükran borçluyuz. Ramazan günleri müminlere âdeta bir yol haritası gibiydi. Ne yazık ki, “Gitme Ey Ramazan” dememize rağmen gitti ve bu sene de bitti mübârek Ramazan!

İstiyoruz ki, dünyâya gelmemizdeki hikmet ve gâyeyi kavrayarak geniş görüşle yaşayalım. Hakk’ı bilerek hak kuralları çiğnemeden yaşantımızı sürdürelim. Eskilerin güzel bir sözü var; ‘ölürsek yer beğensin, kalırsak el beğensin’ düsturu kalıcı felsefemiz olsun. Dîni vecibelerimizi ifâ ederek imânımızın lezzetine varalım. Ömrümüzü tükenme bilmeyen çılgın arzularımız peşinde tüketerek mutlak vâr olduğuna inandığımız Âlemlerin Rabb’ının huzûruna eli boş gitmeyelim. Bu, kul için korkunç bir durum!

Kâinatta mevcut olan her şey kendi vazifesini hiç itirazsız sürdürürken yaratıkların içinde en kâmil olan insanoğlu da kendisini böylesine mükemmel yaratan Rabb’ine karşı kulluk vazifelerini yerine getirmekle yükümlü olduğunu hayâtını yaşarken asla unutmamalı. Yaşamını ona göre dizayn etmeli. Üç günlük dünya zevklerine dalarak ebedi saadetini heder etmemelidir. Zira o dehşetli gün Kur’ânı Kerim’de şöylece izah edilir: “…O kulakları sağır edercesine haykıracak olan ses geldiği zaman, o gün kişi kardeşinden anasından, babasından, karısından ve oğullarından kaçar. (Zira) o gün herkesin kendine yeter bir işi (bir derdi, bir belâsı) vardır.”[1]

O zaman böylesi bir gerçek önümüzde dururken hem dünyâmızı hem ahretimiz kazanmak zorundayız. Sâdece dünya kazanımı doğru bir yatırım değildir. Gerçek huzuru her ikisi için de çalışan elde eder. Bu sebeple ahretimiz için çalışmayı yalnızca Ramazan’a bırakmak büyük bir yanılgıdır. Senenin on bir ayı Hakk’a ve Hak kurallara aykırı hayat yaşayıp sâdece bir ay Müslüman’ca yaşamak, güzel ameller işlemek ebedi mutluluk için yeterli olmaz. Dolayısıyla kul her ayını her gününü Ramazan gibi yaşamaya bütün ömrünü güzel ve sâlih ameller işleyerek geçirmeye mecburdur.

Her günümüz Ramazanca olsun. Hayırla kalın efendim.

----------------------

[1] Abese, 33-37

 

Bu yazı toplam 4026 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.