1. YAZARLAR

  2. Nevzat Laleli

  3. Hani Nerde İmame
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

YUVAMIZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Hani Nerde İmame

A+A-
Gençlik inceleme yazı serisi

Aslolan milletin birlik ve beraberliğidir. Kaç tane ayet ve Hadis-i şerif bu konuya açıklık getirmektedir. Birlik ve beraberliğin bozulmasının en önemli sebebi, bazı fikir ayrılıklarının baş göstermesidir. Her fikrin yönlendiricisi birer elebaşısı da bulunmaktadır.
Fikir ayrılıkları, insanlar arasında çatışmayı körüklemekte, birlik ve beraberliğin bozulmasını sağlamakta ve bu durumun gelecekte toplumu iç savaşa sürüklemektedir. Böyle olunca da binlerce masum insanın ölmesi, mallarının heder edilmesi, hanımların kocasız, çocukların yetim ve öksüz kalmaları mukadder (kaçınılmaz) olmaktadır. Bu düşmanın işine yaramakta, toplum hürriyetlerini kaybetmekte, düşmana esir ve köle olmaktadır.
…AYRILIK AZAPTIR
“Topluluk rahmet, ayrılık azaptır” buyuran peygamberimiz, bir gün ashabıyla (arkadaşları) birlikte yemek yerlerken, ashabın ortadaki yemeğe uzandıklarını görünce; “Bir gün gelecek, ümmetimin düşmanları, sizin bu yemeğe uzandığınız gibi üzerlerine üşüşecekler.” Sahab-i Kiram sorarlar. “Ya Resülallah. O gün sayımız az mı olacaktır?” Peygamberimiz; “Hayır, az olmayacak. Ama ümmetim, su üzerinde yüzen saman çöpleri gibi ayrı ayrı ve dağınık olacaklar” diye bildirir. Bu hadis-i şerif, bir peygamber ikazı olup, “Ey ümmetim. Dikkat edin sakın bu şekilde dağınık olmayın” manasını taşımaktadır.
EMİR SAYISI ARTARSA
Fikir ihtilaflarının sonucu, ikinci bir başın(idareci) çıkması kaçınılmazdır. Mevcut olan Emir’le, onun karşısına çıkan Emir arasında ihtilaflar büyüyeceğinden, toplumun parçalanmasını ve iç savaşı önleyebilmek için toplum nasıl hareket etmelidir? İkinci çıkan Emir’den daha kabiliyetli, daha zeki ve becerikli olduğunu iddia ediyor, basın da bu tevhid’e (bir bütün) dayalı toplumu parçalayabilmek için ihtilafları körüklüyorsa, ne yapılmalıdır?
Birlik ve beraberliğin ölçüleri bellidir. İslam’ın toplumsal olaylardaki hükmü olan “…ayrılıp tefrikaya düşmeyin” emri hatırlamalıdır. Onlar toplumun ilk Emir’ine bağlı kalmalı ve ikinci çıkan Emir, üstün kabiliyetlerini Emir’in emri altında kullanmalıdır. Ayrı bir baş çekememelidir. Bir hadis-i şerif de peygamberimiz; “Bir Emir’iniz varken ikinci bir Emir çıkarsa, ikincisinin boynunu vurun” buyurmaktadır. Âlimlerimiz, “boynunu vurun” ifadesinden, “ikinci Emir’in etrafında toplanmayın ki, o da Emir’lik iddiasında bulunamasın” hükmünü de çıkarmaktadırlar.
SULTAN FATİH VE ÂLİMLER
Sultan Fatih, İstanbul’u feth ederken 21 yaşındadır. İstanbul önlerindeki ordusu içinde Molla Gürani, Molla Hüsrev, Gelenbevi hazretleri gibi âlim ve fazıl birçok şahıslar bulunmaktadır. Hatta Sultan Fatih Molla Hüsrev’e intisaplıdır ve Molla Hüsrev Fatih’in şeyhidir. Yine Sultan Fatih her zaman diğer âlimlerin ilimlerinden ve görüşlerinden yararlanmaktadır, zaman zaman onların derslerine katılmaktadır.
Sultan Fatih, İstanbul’u feth ederek orayı da hakkın ve adaletin bir kalesi yapmaya azmetmiştir. Savaşın yoğunlaştığı bir dönemde; “Gemiler, karadan yürütülsün” diye bir emir çıkartır. Bu emrin uygulanmasını aklen mümkün görmeyen ordu içinde bazı subay ve askerler, böyle şey olur mu? Hiç gemiler karadan yürür mü? Muhammed han, aklını mı yitirdi? diye hoşnutsuzluk gösterirler.
Bir karışıklığın önlenmesi ve Emir’e itaatin sağlanmasında görev, yukarıda isimlerini saydığımız âlimler ve şeyh efendilere düşmektedir. Asker içerisinde “Emir’e itaatin farz olduğunu anlatarak” itaatsizlikleri gidermişler, sonra da “emir, demir kesmiş” koca koca gemiler karadan yürütülerek, Halice indirilmiştir. Ordunun Emir’ine itaati, onlara zaferi nasip etmiş ve İstanbul feth olunmuştur.
BİRLİK NASIL SAĞLANIR
Birlik ve beraberliğin yegâne şartı, toplumu başının tek olmasıdır. Bir toplumda kendini idareci olarak gören kaç insan varsa toplum o kadar parçaya bölünmüş demektir.
Bazı tarikatlara intisap eden insanlar; intisaplarının biat, kendi şeyhlerinin Emir olduğunu zannetmekte, böylece şeyh sayısı kadar gurup çıkmakta ve birlik ve beraberlik sağlanamamaktadır.
Demokratik toplumlarda partiler, eğer birbirlerini kötülüyor, kendi varlığını karşısındaki partinin kötülüklerini göstererek sağlamaya çalışıyorsa, bu toplumun iç bünyesinde gerilmelere yol açmaktadır. Toplumun birlik ve beraberliği için partiler, kendi fikirleriyle ortaya çıkmalı, iktidarın varsa yanlış icraatları göstermeli, itham ve iftiralardan kaçınmalıdır. Kendileri iktidara geldiklerinde yapacakları işlerin projelerini anlatmalıdırlar. O zaman bu çalışmalar, bir hizmet yarışına dönmekte ve milletin bünyesi sağlam kalmaktadır.
OSMANLI’DA ŞEHZADE KATLİ
Osmanlı padişahları arasında kendi kardeşini katlettirenlerin bulunması bazen tenkit edilir. “Padişah’ın kendi öz kardeşinin öldürülmesini isteyebilmesi onun için ne kadar zor bir iştir ve acaba bu isteğe hangi önemli neden sebep olmuştur?” diye düşünülmez.
Bu olay, milletin parçalanması ve ülkenin ikiye bölünmesi söz konusu olacaksa, fitne ve fesat her tarafa yayılacak, milletin birbirleriyle kanlı bir çatışmaya girmesi mukadder olacaksa, milli birlik ve beraberliğin sağlanabilmesi için bir insanın, bütün zorluğuna rağmen kardeşini bile feda edilebileceğini göstermektedir.
DÖNEKLE YOLA ÇIKILMAZ
İkinci Emir’in çıkması, ikincinin daha önce birinci Emir’e verdiği sözden dönmesi, biat’ından vazgeçmesi ve isyan etmesi manalarını taşır. Tabii bu tip dönek insanlara, kesinlikle güvenilemez ve onlarla bir yere gidilemez. Çünkü kader birliği yaptığı ve kendisine itaat edeceğim diye birçok kereler söz verdiği Emir’ini bile ortada bırakarak terk eden bir insan, bir takım menfaatleri (çıkarları) uğruna yarın, başka ne mukaddesleri (vatan, bayrak, namus gibi) terk etmez ki?
Toplumun dağınıklığı, her kesin ayrı tarafa çektiği karışıklık içerisinde iseniz bu durumdan kurtulabilmenin, birlik ve beraberliği sağlayabilmenin ilacı, dinini bilen ve bunu etrafındakilere öğreten âlimler ve şeyh efendiler başta olmak üzere herkesin bir baş etrafında toplanmasıdır. Yazımı, toplumun derdini tespit eden ve buna en uygun çareyi sunan bir şiirle bağlayayım. Şiirin adı, Dert ve Çare, olsun;
İpi kopan tespihim,/Dağılmış tane, tane./ Acı ama teşbihim, / Hani nerde imame.
Daneleri toplayın./ Hak ipine derleyin./ Bir imame bağlayın,/Tevhit gelsin meydane.
Bu yazı toplam 3499 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.