1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. Halife Kanuni Sultan Süleyman
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Halife Kanuni Sultan Süleyman

A+A-

Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, birkaç gün önce Kütahya’da Star televizyonunda yayınlanan ‘Muhteşem Yüzyıl’ isimli dizi hakkında şöyle dedi:  “Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni tanımadık. Biz öyle bir Sultan Süleyman tanımadık. Onun ömrünün 30 yılı at sırtında geçti. Sarayda o gördüğünüz televizyonlarda gördüğünüz dizilerdeki gibi geçmedi. Ben o dizilerin yönetmenlerini de, o televizyonun sahiplerini de milletimin huzurunda kınıyorum. Bu konuda ilgilileri uyarmamıza rağmen yargının da gereken kararı vermesini bekliyoruz. Bu değerlerle oynayanlara milletçe gereken dersin hukuk içinde verilmesi gerekir.”
 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan’ı alaylı bir üslupla şöyle eleştirdi:  “Muhteşem Yüzyıl dizisini yayınlayan Star TV kanalının sahibi Ferit Şahenk’e ‘Başbakan’a o dizide rol ver’ CHP’li Muharrem İnce ise aynı üslupla Başbakan’ı şöyle eleştirdi:  Önerim Yalan Dünya dizisini seyretsin. Diyor ki, ‘Kanuni’nin ömrü 30 yıl at üstünde geçti.’ Ben de şunu diyorum: Kanuni’nin ömrü Haçlılarla uğraşmakla geçti. O, senin gibi BOP Eş Başkanı değildi. Sen hayatında bir kere beygire bineyim dedin onda da düştün. O cihan padişahıydı sen cihanın üstüne bindin ondan da düştün. Herhalde dünyada televizyon dizileriyle uğraşan ilk ve tek başbakan bizimkisidir. Reytingleri kıskanıyor”
 Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürü Abdurrahman Çelik polemikten iki gün önce şöyle demişti: “Muhteşem Yüzyıl dizisini Ortadoğu, Balkanlar ve Türk Cumhuriyetleri’nde 150 milyona yakın kişinin izlediğini tahmin ediyoruz. 2006’da bir saatlik bile ihracat yokken, 2011 yılı sonu itibarıyla 10 bin 500 saat dizi ihracatı yapmış durumdayız”
Osmanlı şehzadesi olan Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ise şöyle dedi:  Tarih yanlış anlatılıyor. ‘Ecdadımız sürekli haremdeymiş gibi gösteriliyor. Bu durum bizi çok üzüyor. Dizi yapımcıları lütfen kendilerine çeki düzen versinler. Eğer kendilerine çeki düzen vermezlerse konuyu yargıya taşımayı düşünüyoruz.
Sultan Abdülhamid’in torunu Orhan Osmanoğlu da şunları söyledi:   “Muhteşem Yüzyıl dizisi ailenin kırmızıçizgilerini aşmıştır. Gelen kızlara bakılır ama sadece güzellik değil. Nereden geliyor, eğitimi nedir? İstediği dinde kalabilir, Müslüman olması gibi bir zorlama da yok. 500–600 kişilik bir yapıdır. Öyle dekolteyle padişahın karşısına çıkacak... Mümkün değil. Diziye baktığınızda padişah her gün haremdedir.”
 Başbakan haklı ama şoför mahalline oturduğu düzen böyle istiyor. Resmi ideoloji ayakta kalabilmek için sürekli geçmişi dizilerle, belgesellerle, eğitim ve öğretimle ve bütün kurum ve kuruluşlarıyla kötülemektedir ve kötülemeğe devam edecektir. Düzenin yapısı böyledir. Nitekim Cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel şöyle demişti: “Resmi ideolojiyi yerleştirebilmek için Osmanlı’yı biz de kötüledik.”
 Düzen böyle istiyor diye Kanuni Sultan Süleyman’ın böyle yanlış tanıtılmasına seyirci kalacak değiliz, mücadeleye devam edeceğiz ve bu düzenin bin küsur yıllık değerlerimizi sinsice yok etmeğe çalıştığını ortaya koyacağız; mücadele etmek müminin şiarındandır.  
 Sekülerleşme- laiklik- materyalizm- pozitivizm Türk kavmine İsrail oğullarına buzağı sevgisi içirildiği gibi içirilmiştir. CHP Genel Başkanı’nın ve Muharrem İnce’nin açıklamaları bu sevginin bir tezahürüdür.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürü Abdurrahman Çelik’in açıklaması ise bu düzenin temel yapısını yansıtmaktadır. Bu düzene göre para kazanmak için her yol mubahtır; değerlerimizin yok edilmesi, kültürümüzün ayaklar altına alınması önemli değil. Para gelsin nereden gelirse gelsin mantık budur. Muhteşem Yüzyıl’ isimli dizisi bu mantığın ürünüdür. Böyle yapmadığı takdirde hem bindiği dalı keseceğini ve hem de bu kadar para kazanamayacağını adı gibi bilmektedir.
 Kanuni Sultan Süleyman halifedir. Söz konusu dizideki haremin bu şekilde yansıtılması bu unvanla bağdaşmaz. Bu bir iftiradır ve ihanettir. İhanet üzere kurulan düzen bunun bir gün hesabını verecektir.
Osmanlı Sultanları, I. Murat’tan Yavuz Sultan Selim’e kadar Osmanlı tebaasının halifeleriydi. Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesinden (24 Ocak 1517) sonra ise dünya Müslümanlarının halifeleri olmuşlardır. Şöyle ki:
Yavuz Sultan Selim, Memlüklere karşı kazandığı Mercidabık Zaferi’nin (1516) ardından “Hâdimü’l- Haremeyn eş- Şerifeyn”  unvanını almıştır. Ertesi yıl Ridaniye Zaferi’nden sonra Mısır Abbasi hilafetine son vererek “Hilafet Kurumu’nun Osmanlıların eline geçmesini sağlamıştır.
Halife III. Mütevekkil -Alellah, İstanbul’da bulunduğu sırada hilafeti merasim ile Yavuz Sultan Selim’e terk ettiği hakkında bir rivayet varsa da bu rivayet doğru değildir. (1)
Yavuz Sultan Selim’den itibaren bütün Osmanlı sultanlarının dünya Müslümanlarının halifesi olduklarını belgelerden anlıyoruz. Bir misal vermemiz gerekirse, 1727’de III. Ahmed, Afgan hükümdarı Eşref Han ile imzaladığı bir antlaşmada kendisini “bütün Müslümanların halifesi” olarak nitelemiştir. (2)
Osmanlı –Rus Savaşı sonrasında imzalanan 1774 Kaynarca Anlaşması da bu hususu teyit eden resmi bir belgedir. Bu antlaşmada Osmanlı Padişahı halife olarak Rus idaresine giren Kırım Müslümanların koruyucusu olarak gösterilmiştir.
Osmanlı hanedanı sultanları ve halifeleri, haremi Mü’minûn Süresi’nin beşinci ve altıncı ayetleri çerçevesi dâhilinde yürütmüşlerdir. Şöyle buyrulur:  “Ve onlar ki, iffetlerini korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariçtir. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.”  Şu halde,  kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar, haddi alan kimselerdir.”
İffeti korumanın manası, Müslümancın eş ve cariyeleriyle yetinmesi, demektir. Kim bunun ötesine geçip zina veya livata yaparsa haddi aşmış olur. Bunun zevk ü sefa ile ne ilgisi vardır? Zevk ü sefadan maksat, haram yollara saparak yaşamaktır. Bunu Sekülerleşen, laiklikleşen, materyalistleşen ve pozitivistleşen çevrelere anlatamazsınız; çünkü onlar anlamak istemezler.
 Kaynaklar
1.Doğuştan Günümüze İslam Tarihi, “Osmanlılar”, C.10, s.306–310
2. Azmi, Özcan, TDV. İA. Hilafet Md C.17

Bu yazı toplam 6894 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.