Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Haketmiyoruz

A+A-

Asırlardır ekmeğimize kan doğranıyor.

Ne kadar hoşgörülü olsak da, ne kadar yardımsever olsak da, ne kadar mazlumun yanında olsak da, ne kadar cesur ve namuslu olsak da düşmanımız bir kişi eksilmedi.

Dün karşımızdalardı, bugün içimizdeler.

Bayramımız, düğünümüz canımızı sıkar oldu.

Acımız soğumadan bir başka acı ciğerimizi yakıyor.

Allah’ım bu millete yardım et.

Gözü dönmüşler caniliğin sınırını aştılar, iyice hayvanlaştılar.

Cephede yapamadıklarını düğün yerinde yapıyorlar.

Kalleşçe patlatıyor, sonra parçalanmış cenazelere bakıyorlar.

Bu asil milleti iyice huzursuz ediyorlar.

Başaracaklarını zannediyorlar ama yanılıyorlar.

Bizimle savaşan ama mağlup olmaktan kurtulamayan Fransız imparatoru Napoleon Bonaparte bu milleti şöyle tarif ediyordu.

“İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: 
Erkeğin cesur, kadının namuslu olması 
Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. 
İşte bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki, bu millet öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler" 
Değerlerimizden vazgeçmemiz için tüm laboratuvarları yoran analizler yaparak isteklerde bulunan batılıların devlet adamlarının bu milletle ilgili tarifine bir bakın.

" Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız 
bir yıldırıma benzeyen bu millet; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. 
Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur.
Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yalnızca bunlardır.
Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek olursanız; hakiki misafirperverliğin ne demek  olduğunu orada görüp öğrenirsiniz. Irk ve millet olarak geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini, sosyal ve örfi faziletleri, tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır.”
Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınan İsveç Kral Şarl’ın anlattıkları ise nezaketimizi tarif ediyordu.
"Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğmak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim. Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. 
Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı." 
Avusturyalı Komutan M. Montecuccol’un sözleri ise düşmanlıkların niye bitmediğinin belki de bir mesajıydı.

"Bu millet ölmeyi biliyor. Hem de iyi biliyor. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. 
Bu imkanlardan bol, bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: 
Türklerin yaşayan hatıraları!

Üç - dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar.

Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum.

Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar. Canlı ve yaşamaya kabiliyetli olduklarını her fırsatta ve hayrete değer bir kahramanlıkla ispat etmekten geri kalmıyorlar. Çanakkale'de başarılı olamadık.

Nasıl başarılı olurduk ki?

Yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim. "

Batılı ülkeler ve milletler dahil türlü oyunlarla mazlum ve mağdur hale gelenlerin sığındığı güvenilir bir ülkeyiz.

Ama yapılanlara bakınca biz bunu ‘Hak etmiyoruz’ diye haykırıyoruz.

Yarabbim; birliğimizi ve dirliğimizi bozmak isteyenlere fırsat verme.

Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Bu yazı toplam 3231 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.