Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Hac ama nasıl?

A+A-

Aynı inanış ve aynı ulvi gâyeyle güzel dînimizin Hac farizasını yerine getirmek amaçlı bir araya gelen müminler aslında büyük bir dâvaya gönül vermiş adanmış kişiliklerdir. Dünyânın dört bir yanından kütsî bir ibâdeti yerine getirmek niyetiyle bir araya gelen Müslümanlar, o kutsal mekanlarda birbirleriyle dostça, kardeşçe ilişkiler geliştirirler. Birbirlerini severler, yardımlaşırlar, Hac arkadaşlığı unutulmaz.

Haccın bireysel ve toplumsal olarak insanlara çok faydalı kazançları vardır. Bir Müslüman’ın en büyük ideali kutsal toprakları görebilmek ve ‘Hacı’ olabilmektir. İşte böylesi bir ulvi gâyeyle o kutsal mekanları ziyâret eden müminler, duydukları mânevi hazla gördükleri kutsal beldelerin bıraktığı rûhi tesir ile kendilerinde mevcut olan kötü alışkanlıkları, menfi huyları, yerilen vasıfları bir bir terk ederek güzel ahlâka doğru yol alırlar. İbâdetlerine daha çok sarılırlar, günahlarına tevbe-istiğfarla, duayla bir arınma iklimine girerler. Bu şekilde eksikliklerin giderilmesinde, hatâların bitirilmesinde, günahların affedilmesinde Haccın büyük tesiri vardır. Yine güzel ahlâkın kazanılması hasebiyle ‘Hac’ mümin gönlülerde bir rahatlama açınımıdır, bir şarj olma mekânıdır. Ahireti kazanma adına Hac en istifâdeli zemindir.

Hac rükünleri ifâ bakımından cihad mesâbesinde zor ve meşakkatli bir ibâdettir. Eskiden yolculuk şartları yönüyle daha zordu şimdi epey kolaylandı fakat yine de pek çok sıkıntıları var. Mümin kişi Hac ibâdetinde en önce nefsiyle mücâdele eder zira hacda eza-cefa, zorluk ve sıkıntılara katlanmak söz konusudur. Kalabalığa tahammül, uykusuzluk, yorgunluk sabır ister. Ancak uğruna nice canların fedâ olduğu o kutsal mekanlarda bulunmak çok büyük bir huzur kaynağıdır. Ayni zamanda bizlere bu güzel dîni emânet eden o kutsî insanların kabri şeriflerini ziyâret etmek, onların bir zamanlar soluduğu havayı teneffüs etmek, ayaklarının bastıkları yerlerde yürümek müminlere ayrı bir mutluluk bahşeder. Haccın sıkıntılarına bu huzur anlayışıyla dayanılır. Müminler Hac ile âdeta mânevî bir bayram yaşarlar.

Dilleri, renkleri, ırkları, kültürleri farklı farklı Müslümanları kaynaştıran bir mahşer provasıdır Hac. Tavaf yaparken, sa’y ederken, Arafat’a çıkarken, Mina’da şeytanı taşlarken zengin-fakir, âmir-memur, büyük-küçük hep eşittir. Herkesin bulunduğu konum neyse oradaki şartlara aynı şekilde katlanıp, tahammül eder. İtiraz edemez vâliyse dahi âdeta mahşer kalabalığından kendini ayrı tutamaz.

Hâlisâne yapılmışsa Hacdan dönen kişi, hayâtının sonraki safhasına istikâmet verir, ahlâkında güzelleşme, davranışlarında iyileşme, günahlara dalmamakta bir titizlik olur. Günahlardan temizlenmişliği ve arınma hissini rûhunun derinliklerinde hisseder, hissetmezse demek ki o kutsal mekanlara bir turistik gezi gibi gitmiş, demektir. Hacca giden kişilerin ahvâlinde müspet gelişmeler olmuşsa mümin o Haccı dolu dolu yaşamış demektir. Dolayısıyla Hacca giden Müslüman Hac dönüşü şöyle bir kendini yoklamalı; eğer o güzel mekanlardaki arınmışlık ve temizlenmişlik duygusunu kendisinde devam ettirmek istiyorsa, nefsine-şeytana-dünyâya meyline karşı hep teyakkuzda olmalıdır. İşte bu teyakkuz Hacıda oluşmuşsa mümin sevinmeli, şükretmeli ayni zamanda hâli muhafazaya dikkat etmelidir.

Ahmet Ziyâüddîn-i Gümüşhânevî Hazretleri Ramuz el-Ehâdis isimli hadis kitâbında Efendimiz aleyhisselam’dan şöyle bir hadisi şerifi nakleder; ‘İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, ümmetimin zenginleri hacca turistik gezi yapmak için, orta hallileri ticâret yapmak için, kurraları (âlimleri) duysunlar, desinler (riyâkarlık-gösteriş) için, fakirleri de dünyâlık isteyip (zengin olmak için) hacca gidecekler ve hiçbirinin niyeti Allah rızâsı olmayacak.’ (1) Deniyor. Böylesi bir halden Allah muhafaza, değil mi?

Rabbi Teâlâ her Müslüman’a en kısa zamanda mebrur ve mesrur haclar ve umreler nasip eylesin inşaALLAH. Hayırlı Cumalar diliyoruz efendim.

--------

1) Gümüşhânevî, Ahmed Ziyâuddîn, Râmuz el-Ehâdis (Hadisler deryâsı-Çev:Abdulaziz Bekkine), İst, 1988, s.503

Bu yazı toplam 281 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.