1. YAZARLAR

  2. M. Emin Karabacak

  3. Gül’ü Cennetle Gül’ü Sev Diyeni Cehennemle…-1-
M. Emin Karabacak

M. Emin Karabacak

Yazarın Tüm Yazıları >

Gül’ü Cennetle Gül’ü Sev Diyeni Cehennemle…-1-

A+A-

Kutlu Doğum Haftası Münasebetiyle… -1-

Evin küçük oğlu Emre, bir gün mutfakta yemek yapan annesine:“Anneciğim bu dünya da en çok anne-babamızı sevmeliyiz değil mi? diye sorar.

Anne de yemek yapmayı bırakır, iyi bir fırsattır diyerek çocuğu kucağını alır ve başlar anlatmaya: “Önce bizi en güzel şekilde yaradan Allah’ı, sonra bize dinimizi öğreten Peygamberimizi (s.a.v), daha sonra da bizim dünyaya getiren ve bizi büyüten anne babamızı sevmeliyiz.” der.

Annenin bu sözü üzerine çocuk: “Ama ben Peygamber’i Allah’tan daha çok seviyorum.” der.

Buna şaşırıp sebebini soran anneye çocuk: “Ben yaramazlık yaptığımda ya da yalan söylediğimde; Allah yaramazlık yapan ve yalan söyleyen çocukları cehenneminde yakar diyorsunuz ya. Hem Allah’ın cehennemi var; Peygamberin (s.a.v) ise cenneti var. Ben onun için Peygamberi (s.a.v) daha çok seviyorum” der.

Çocuğun anlattıkları aslında bizlerin çocuklara Allah’ı ve Peygamberi nasıl anlattığımızı ve onların bilinçaltlarını nasıl doldurduğumuzu göstermektedir.

Çocuklara Peygamber Efendimizi (s.a.v) Nasıl Anlattığımıza Bir Bakalım:

Çocuklar doğduğunda kulaklarına ezan okuduğunu (Tirmizî, Edahî,16), çocuklar doğdukları zaman ağzında yumuşattığı hurma suyundan ağızlarına damlattığını (Buhâri, Deavât,3), onlara güzel isimlerden koyduğunu ve onlar için dua ettiğini (Edebü’l-Müfred,I,61), yine hastalanan Yahudi bir çocukta olsa ziyaretine gittiğini (Buhari, Cenaiz,79) anlattık.

“Çocuk kokusunu cennet kokularına” benzettiğini (Buhârî, Menâkıp;22), “Küçüklerine şefkat göstermeyen bizden olmayacağını” (Ebu Davud, Edeb,66 ) ve oğlu İbrahim ölünce gözünden yaşlar damladığını (Buhârî, Cenâiz,33) anlattık.

Kız çocuklarının diri diri gömülmesini yasakladığını, ağlayan bir çocuk duyunca namazı kısa kestiğini (Riyazüs Salihin,233), çocukluk çağında yapılan hatalardan dolayı günah yazılmayacağını buyurduğunu anlattık.

 Çocuklarla karşılaştığı zaman onlara selâm verdiğini, onların saçlarını okşayıp ikramda bulunduğunu (Edebü’l-Müfred, I,461), çocuklara karşı bir çocuk gibi davrandığını ve onların dünyalarına girerek empati yaptığını, çocuklara “Öf” bile demediğini (Buhârî, Savm,53), "Çocuklarınıza iyi bakınız! Onları güzel terbiye ediniz.” (İbn-i Mâce, Edep,3) diye buyurduğunu anlattık.

 Çocuklarla şakalaştığını, onları omzuna aldığını, Mahmud Rebi (r.a); beş yaşında iken kovadan ağzına su aldığını ve Rebi’ye püskürttüğünü (Buhârî, İlim;8), kuşu ölen Ebu Umeyr’e “Küçük kuşun ne oldu?” diye latife edip saçını okşadığını (Buharî, Edeb,81), çocukları öpüp saçlarını okşamasını yadırgayan bedeviye "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" ( Buhârî, Edep; 18) buyurduğunu anlattık.

Torunları Hz. Hasan-Hz. Hüseyin ve diğer çocuklarla çokça oyunlar oynadığını ve; “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın.” (Deylemi) buyurduğunu ve anne babalara da en güzel şekilde model olduğunu anlattık.

Kızı Hz. Fatıma (r.anha)’nın evine sık sık gidip torunlarıyla oyun oynadığını hatta Peygamber Efendimiz (shttp://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gifahttp://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gifv) namaz kılarken Hasan ile Hüseyin veya onlardan birisi gelip sırtına bindiğini, başını (secdeden) kaldırdığında düşmesinler diye onları eliyle tuttuğunu ve namazı tamamladıktan sonra da: “Ne güzel binittir sizin binitiniz!” (Kenzul Ummal,VII,106) diye buyurduğunu anlattık. Yine Hzhttp://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif Peygamberimiz (s.a.v) dilini çıkarıp torunu Hasan’a doğru uzattığını, çocuk dilin kızıllığını görünce neşe ile dolduğunu anlattık. (Suyuti)

Anne babalara çocukları sevme konusunda adaletli olmaları için: “Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever.” (Sahih-i Buhârî,II,411) tavsiyesini anlattık.

Normal zamanlarda çocukların yaramazlıklarını sıkıntı ederken, iyi zamanlarda gurur duyma adına: “Yaramazlık yapan çocuklara hemen müdahale etmeyiniz.” “Çocukların küçüklüğündeki yaramazlığı, büyüdüğü zaman aklının çok, zeki olacağına bir alamettir.” (Münâvî,IV,310) hadisini anlattık.

Bir gün bir kız çocuğu bir kenarda oturmuş ağlıyordu. Sebebini soran Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e çocuk: “Eve bir şey almak için babasının vermiş olduğu parayı kaybettiğini” söyler. Peygamberimiz de (s.a.v) çocuğun elinden tutarak alacağı şeyleri alıverir. Fakat çocuk yine ağlamaya başlar. Tekrar sebebini soran Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e çocuk: “Efendin bu seferde babam geç kaldığım için beni dövecek.” der. Bunu üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v) çocuğu elinden tutarak evine kadar götürür ve kapıya açan çocuğun babasına; “Çocuğu dövmemesini” tembih eder. Kapısında Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i gören adam: “Kapıma kadar sizi şereflendiren bu çocuğu bir daha dövmeyeceğim.” (İbn-i Kesir, Şemailü’r-Resul, s.78) diye söz verdiğini anlattık.

 Hurma ağaçlarını taşlayan Rafi’ye; “Yavrucuğum ağaçları niçin taşlıyorsun?” diye sorduğunda; “Ya Rasülullah aç idim” ondan deyince; “Bir daha ağaçları taşlama yavrum, altına düşenleri alıp ye!” (İbn Mâce,Ticârât,67) buyurarak hem çocuğa yavrucuğum diyerek çocuğun ruhunu okşadığını hem de çocuğun olumsuz davranışına karşı tepki göstermek yerine seçenekler sunduğunu anlattık.

O bir peygamberdi ve çocukları çok severdi. Peki ya onu bize peygamber olarak gönderen ve ona çocukları çok sev diyen Allah’ı ise çocuklara nasıl anlattığımızı bir kez daha anne baba olarak düşünmek gerekir.

(Devam Edecek)

Bu yazı toplam 6058 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.