1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Genç kalemler: Eda Nur Yalçın
Genç kalemler: Eda Nur Yalçın

Genç kalemler: Eda Nur Yalçın

Necip Fazıl’ın “insan”ı; ya hamlıktan pişmeye aday olmak, pişmek, çileyi çekmek ve olmak, ya da fikirsiz, gayesiz, bilinçsiz ve çilesiz ölmektir.

A+A-

Necip Fazıl’ın eserlerinde insan

Kaldırımlar Şairi Necip Fazıl Kısakürek; sanat, kültür ve düşünce alanında eserleri ve yaşamıyla kendini kabul ettiren nadir şahsiyetlerdendir. Şair kimliği ile ön plana çıkmış olsa da edebiyatın hemen her alanında eserler vermiştir. Tarihten tiyatroya, şiirden dine kadar pek geniş bir sahada kalem oynatmıştır. Aynı zamanda kendisi çok yönlü bir kalem erbabıdır. İnsan kelimesi Arapça kökenli olup toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendiren canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kimse anlamlarına gelmektedir. (TDK Güncel Sözlük)

Necip Fazıl her ne kadar edebiyat dünyasında büyük bir şöhrete ulaşmış, üstat olarak görülmüş, büyük kalabalıklara hitap etmiş, gençliğin hayran olduğu bir figür olmuş, birçok siyasi hareketin kendi safında göstermeye çalıştığı güçlü bir aksiyon insanı olarak hayat sürmüş olsa da iç dünyasında, kendi “ben”inde büyük bir yalnızlık yaşadığını, bu yalnızlığın da dışarıdan fark edilmese de şiirlerine aksettiğini gösterir. Bu benlikten kaynaklı "Toplumsal sorunlardan olabildiğince uzaklaşır, insanın bireysel varoluşunu sorgulayan iç dünyasına yönelir." Necip Fazıl'ın pek çok zaaf ve kuvvet noktasının temel etkeni korkunç bir benlikti. Paraya ve ona bağlı olarak kumara düşkünlüğü, öfkesi, kendine güveni, azim ve cesareti hep bu dehşetli benlikten kaynaklanıyordu. Bu korkunç benliğin ona kazandırdığı ve kaybettirdiği pek çok şey vardır. Üslubundaki kapalılıktan tutunuz, bütün insanlara tepeden bakışı hadsiz hudutsuz umursamazlığı hep bu benliği ortaya çıkardı.

Hayat boyu verdiği mücadeleler kişiliğinin bütün boyutlarında izler bırakmış, şair bu mücadeleyi ve bıraktığı izleri bazı eserlerine de yansıtmıştır. Çile adında ki şiir kitabı bu eserlerin odak noktası kabul edilir. (Kurt, 2011: Ön söz) Edebi hayatında derin kırılmalar yaşayan sanatçı, varlığını şiirin iklimine derin izler bırakacak şekilde örgütlemiştir. Şiir onun iç dünyasının aynası niteliğindedir. Necip Fazıl, bu aynaya her bakışında insanı feci bir çıkmazın içinde dondurur ve öteler.

Dikkat çekilen hususlardan biride şairin insanların içinde yaşadığı kimsesizlik duygusunun onu etrafındaki nesnelere yöneltmesi ve onlara anlam kazandırmasıdır. İnsanın varlığını ve dertlerini düşünmeye ve sorgulamaya başladığı bu dönemlerde yaşadığı ümitsizlik ve kaygısız bir ruh hali olarak şiirine yansımaktadır.

Necip Fazıl’ın ilk dönem şiirlerinde, henüz tanımlanmamış, belirlenmemiş bir dert yer alır. İlk şiir kitabı olan “Örümcek Ağı”nda bu başlığı taşıyan şiirin ilk mısralarında şairin ya da onun temsil ettiği ‘insanın acıklı hali dikkat çeker.

Duvara bir titiz örümcek gibi,

İnce dertlerimle işledim bir ağ.

Ruhum, gün doğunca sönecek gibi,

Şimdiden ediyor hayata veda.

Örümcek ağını sembol olarak kullanan şair, ona bir derinlik kazandırarak kendi iç âlemindeki sıkıntıyı anlatır. Şair kendisini bir örümceğe, dertlerini ise “örümcek ağı”na benzetmektedir.

Necip Fazıl “Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu” adlı eserde “Nefs ruhun tam karşıtı olarak ruhla beraber insana verilmiş bir lâtifedir.” der. İnsanın nefsi ile olan mücadelesinin peygamberimiz tarafından “büyük cihad” olarak değerlendirilmesi Necip Fazıl’ın “Esselâm” şiir kitabında “Ekber Cihad” başlığıyla anlatılır. “Nefsini benim kadar törpüleyici” az insan vardır diyen Necip Fazıl’ın zaman zaman şiirinde nefsini feci bir şekilde hırpaladığı, onu ezmeye çalıştığı özellikle tasavvufi bir duruşla yazdığı şiirler dikkat çekicidir.

Necip Fazıl eserlerindeki bir başka husus ise, çoğu yazarında değindiği gibi “İnsanın çilesi, Çile’deki insan” başlıklarıdır. Çalışmamızda açıklıkla görülen; insanın çilesi, yine insanın kendine yanlış bir ölçü ile yaklaşmasıdır. İnsanın yaratılış amacını bilme ve bu sorumluluğu yüklenme ile başlar. Bütün yaratılış amacının içsel olarak bilinç ve amelinde olmaya çalışan insanlar aynı çilenin talibi olmak istemişlerdir. Bu taliplerden biri de Necip Fazıl’dır. Necip Fazıl’ın “insan”ı; ya hamlıktan pişmeye aday olmak, pişmek, çileyi çekmek ve olmak, ya da fikirsiz, gayesiz, bilinçsiz ve çilesiz ölmektir.

Eda Nur Yalçın

Dr.Ali Rıza Bahadır Kız AİHL

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.