1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Gazyağı ile çalışan otobüs ve Konya yaşamını tanıma
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Gazyağı ile çalışan otobüs ve Konya yaşamını tanıma

A+A-

Yaşamımdan inciler serisine devam ediyorum.

Son yazımda Konya’ya gidiş için taka otobüsle yola çıktığımızı söylemiştim.

Hadim İlçesi’nden Konya’ya muallim eş ve çocuklarını götüren otobüs dar ve çok eğimli yerleri olan yolda yol alırken tehlikeli olması ile meşhur çok dönemeç ve eğimli “Eğiste Deresi”ni dualarla (!) geçti ve akşama doğru Alibey Köyü karşısındaki yolda yürüyebilmesi son buldu.

***

Çünkü benzin bitmişti. O zamanlar akaryakıt istasyonları asla yoktu. Benzinler, şehir satıcılarından teneke içinde alınırdı.

Ne olacaktı şimdi? Konya’ya bir at veya katırla gidecek kişi Konya’dan benzin getirecekti. Bu da iki gün tutardı.

Alibey Köylüleri ilgilendiler ve yolcuları evlerine götürüp misafir ettiler.

Akşam köylülerle konuşan şoför “Bana bir teneke gazyağı bulun bununla otobüsü hareket ettirecem” sözüne gülenler olmuştu ama gazyağını aradılar.

***

Ancak bir köylüde bulabildikleri bir teneke gazyağını getirdiler.

Sabahleyin bu gazyağını otobüsüne döken şoför otobüsü çalıştırıp yolcuları aldı ve Konya’ya öğleyin getirdi! Demek ki zamanın gaz yağı, benzin gibi olsa gerekmiş.

***

Muhakkak, beş yaşıma kadar Konya ve evimize gelmişizdir ama belleğimde yok. Sanki ilk defa görüyorum Konya, çevre ve halkını.

Nakiboğlu Cami ve İlkokulu’nu geçip Darıcılar adlı mahalledeki evimize geldik.

Çift kanatlı bir demir kolla damağı kaldırarak açılan kapıdan girişte süpürge otları ile dolu açıklıktan sonra yine çift kapılı girince genişçe Sille Taşı’ndan yapılmış taşlığın sonrası tahta boşlu iki yanında birer oda ve kiler ile mutfak bulunan çatısı olmayan bir ev. VC’si de dışarıda.

Mutfak kapısından arkaya çıkınca üzüm bağı ve kayısı ile badem ağaçları bulunmakta. Bahçenin etrafı kamış çelenli sıvasız kerpiç duvarla çevrili.

***

Gün olup sokağa çıkınca insanların giyiminin babam ve annem gibi giyindiklerini erkek, kadın ve çocuklarda kuşak olmadığını gördüm.

Erkeklerin düz renkli kumaştan yapılmış pantolon ve ceket ile bazıları kasket, silindir şapka ve fes giyip ayaklarında kabarasız düz ayakkabı ve arkası basık yemeni görmekte idim.

Kadınlar yırtmaçlı entari değil tam giyim olan entari yanında yaşlılar ise bolca şalvar üstlerinde yaşmak üstüne yün büyük örtü giymekte gençler renkli çember örtünmekte idiler.

***

Çocuklardan erkek olanlar dizleri üstünde kısa pantolon gömlek ve bazıları iskarpin veya potin giyerken bazıları nakışlı nalınla (Takunya) geziyorlardı.

Kız çocukları ise renkli entari giymiş ayağında nakışlı nalın ile gezmekte oyun oynamakta idiler.

Gündüzleri sokak çok sessiz çocukların oyun neşesi duyulur kadınlar bir iş için komşudan komşuya giderken çok nadir olarak bir iki erkek sokaktan geçerdi.

***

Kadınlar bir komşunun üstü kapalı kapı açıklığında toplanır fasulye, patlıcan soyar ve işlerken, kimi yün çorap, fanila. Kimi suda iplikle oya vb. işleri yaparlar ikindi üzeri dağılırlardı.

Erkekler sabah namazı için kimi Kapı, Selimiye, Aziziye giderken kimi de Nakipoğlu Camii veya mahalle mescidine gider, oradan iş yerinin yolunu tutardı. Memur olanlar ise saat dokuzda dairesine yollanırdı.

Diyeceğim şu ki gün içinde erkeklerin geliş gidişi olmazdı.

Kimileri evin ihtiyaçlarını alır o zamanın hamallarına verip evlerine gönderirlerdi.

Bizim mahalleye karabacak denilen bir hamal gelir çocuklar onu “Karabaaacak… karabaaacak” diye kızdırırlardı.

***

Babalar akşam ezanı yakınında sokağın başında görününce çocuklar “Babamız geliyor” diye bağırıp onlara doğru koşarlardı. Babalar kendi çocuğu olsun olmasın hepsine şekerciden aldığı renkli küçük şekerlerden verir çocuklarını kucaklayıp kaldırırlardı ama..

Önemli bir husus vardı. Yetim olan çocukları evvela kucaklayıp kaldırıp severler sonra kendilerinin çocuklarını severlerdi.

***

Evlerine uğrayan babalar. O zamanın güzel çizgili pijamalarını giyer gür sesli müezzinin minareye çıkarak çıplak sesle uzaklara duyurabildiği ezanı dinleyerek ya Nakiboğlu Camisi’ne ya da mahalle mescidine giderlerdi.

***

Konya’da gördüğüm yaşamın daha ileri kısımlarını ve oluşumları gelecek yazımda sunarım inşallah.

***

Sağlık, esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle

Bu yazı toplam 404 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.