1. YAZARLAR

  2. R. Merve Ay

  3. Fikirden fakra bir serüven
R. Merve Ay

R. Merve Ay

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Fikirden fakra bir serüven

A+A-

Fikrden fakra bir serüven bizimkisi... Heybemizi boşaltarak ilerliyoruz. Yılgınlık sarmalına teslim olmuş neferler gibiyiz.

Yanımdan geçip gitsin hayat.../ Omzumda bir el izi, /Parmak izleri yontulmuş,/ Kimliksiz bırakılmış bir geleceğin başrol oyuncusu /‘Ben !‘ Ecdadla bağlarımız inceltildiğinden beri, yönümüzü tayin edemiyoruz. Ne vurgunlar yedi o koca çınar; yine de asırları devirdi. Yerçekiminden yoksun bir gece; köklerimizi,  toprağı silkeleyerek kurtardığımızı  zannettik(!)... Bir yanılgı, kimliksiz bıraktı bizleri...

**

Bir milleti yok etmek için kimliksiz bırakmak gerekir. Bir milletin kimliğiyse dini, geçmişi ve geçmişle bağı sağlayan dilidir. Bizleri dilsiz ve kör bırakarak uyutuyorlar asırlardır. Gelişen yahut geliştiği iddia edilen  seküler yaşamın uyuşturan dinginliğinden,  kum fırtınalarına sığınmalıyız belkide. Metruk kimliğin üzerini açacak kuvvette bir fırtına !...

**

Değirmen taşları değil ağır olan, öğüten... Zihnimizde soyut ne varsa çalıp götürenler!  Tam tekmil hazırız yitip gitmeye...  Hafızamızı çaldılar evvela. Dönüp hatırlamak mümkün olmasın diye de  dilimizi eskittiler ve en önemlisi dini, yaşamımızdan sıyırıp ara sıra hatırlanacak bir yere iliştirdiler. Tarihimizden maalesef bîhaberiz.  Neyse ki en güvenilir kaynağımız televizyon dizileri var (!)  bu kör topal bir kaç kırıntı ile tarihi öğrendiğimizi zannediyoruz. Ecdad ömrünü kitaplara vakfetmişken, bizler neden bu kadar yabancıyız?  Anlam vermek mümkün değil. Tamiri de imkansız değil. Kitaplarla aramızı düzeltmeli, kaynağından doğru bilgiyi elde etmeliyiz. Nitekim Batı da “Osmanlı Tarihi ve  Medeniyeti”yle ilgili kürsüler kurulmakta bize ait hazineyi keşfetmekteler. Biliyorlar ki; skolastik kalıplar ve dogmalardan bu hazineyle arındılar...Önümüze es kaza  Osmanlı Türkçesi bir  metin gelse kaçımız okuyabiliyoruz? Mezar taşları, kitabeler, paleografik metinler, ecdad eserleri. Hele birde sanki başka bir lisanmışcasına “Osmanlıca” diyerek yabancılaştırmak beni çileden çıkarıyor... 

**

Sallanan bir korkuluğa tutunurken  baş aşağı düşmek gibiydi,  din ile olan sınavı kaybetmemiz... İslama tamamen yabacılaştırmak yerine dini ritüeller dışında hayattan soyutlayarak, yaşantımızı İslam zaviyesinden çektiler. Böylece her  meselde mihenk taşı olarak bulduğumuz İslamî çerçeveyi kaldırdılar ki; bir mum gibi işleyerek istedikleri şekli verebilsinler. Suretimizi değiştirdiler evvela ve yavaş yavaş sîretimizi. Müslümanlar arasına taş duvarlar ördüler. Halbuki Efendimiz (sav)  “Müslümanların birbirlerine karşı sevgi ve acımaları bir vücud gibidir. Vücudun bir uzvu rahatsız olunca bütün cesed uykusuz ve huzursuz olup, onun tedavisiyle meşgul olduğu gibi, müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır.” buyurmaktadır. Bizlerse gün be gün birbirimize duyarsızlaştık ve tahammülsüzleştik. Artık şuurumuzu diri tutmalı ve eskiden olduğu gibi rotayı belirleyen olmalıyız....

Haklısın cam kırıklarında yürümek gibi... Yoksa sen  artıydı eksiydi bir çetele mi sandın?

Bu yazı toplam 8437 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.