1. YAZARLAR

  2. M. Emin Karabacak

  3. Ergenlikte “sakarlığın” nedeni?
M. Emin Karabacak

M. Emin Karabacak

Yazarın Tüm Yazıları >

Ergenlikte “sakarlığın” nedeni?

A+A-

Ergenlik dönemi; kızlarda 9–12, erkeklerde 12–15 yaşları arasında başlayıp 20–21 yaşlarına kadar devam eden; ruhsal, bedensel ve cinsel gelişimlerin çok hızlı olduğu bir dönemdir. Ergenlik, çocukların çocukluktan çıkıp yetişkinliğe adım attıkları bir dönemdir.

Ergenlik döneminde çocukların fiziksel özellikleri yani vücudun şekli ve boyutları değişmeye başlar. Bazen bu gelişme yaşıtlarıyla aynı oran ve aynı hızda olmayabilir. 

Çocukluk dönemine nazaran boy uzaması, kasların gelişmesi, el, kol, bacak ve ayakların orantısız olarak büyümesi, çocukların daha çok hata yapmasına ve sakarlıklarının artmasına sebep olmaktadır.

Bu çağlardaki çocukların gelişimleri baştan aşağıya, içten dışa doğru olur. Bu dönemde çocukların kol kasları gelişmeden el kaslarının gelişmeyeceği için sakarlıkların artacağı bir dönem olacaktır. Yani büyümeye bağlı olarak ince kaslar aynı oranda gelişmediği için bu dönemde çocuklar, daha çok hata yapacaklardır.

Çocukların bu dönemdeki sakarlıklarının, kas gelişimlerine bağlı olduğu için çocukların hatalarına karşı daha anlayışlı olunmalıdır.

Bu dönemde ergenler, vücutlarındaki fiziksel değişiklere daha fazla yoğunlaşmaktadır. Bunun sonucunda da güzel miyim, çirkin miyim muhakemesi içine girerler. Buna bağlı olarak dış güzelliklerinin ve dış görünüşlerinin yeterince iyi olmadığı kaygısına düşerler. Aynanın karşısına geçip saatlerce dış güzellikleri için değerlendirmeler yaparlar. Ailenin en küçük olumsuz tavrından çok şey çıkarmaya çalışırlar.

Ergenlik döneminde çocukların düşünce boyutu, fiziksel değişimle birlikte aynı oranda gelişmediği için, boy olarak yetişkin gibi olmalarına rağmen davranışsal boyutuyla çocuksu olurlar. Çocuklar bu dönemde fiziksel olarak gelişmiş, davranışsal olarak çocuksu olmalarından dolayı bir ikilem içinde olurlar. Bir de buna ailenin beklentisi eklenince problem daha da büyür. Aileler bu dönemde çocuklara karşı yaklaşımlarını ve değerlendirmelerini iyi ayarlamak zorundadırlar.

 Ergenlerin Davranış Eğitimi için Yapılması Gerekenler

Ergenin davranışları karşısında aile, çocuklara karşı kararlı ve tutarlı olmak zorundadır. Çocukların ergenlik dönemindeki gelişimlerine bağlı olarak davranışlarında tutarsızlıklar olabildiği gibi ailenin keyfi tavırları da etkili olabilir. Bu dönemde çocuklar; “Yetişkin gibi davranınca sen daha çocuksun, çocuksu davranınca da kocaman oldun.” tepkisiyle karşılaşmamalıdırlar. Davranışları konusunda aile, çocukları ikilem içinde bırakmamalıdırlar.

Aileler bu dönemde çocukların olumlu davranışlarını pekiştirmeli ve olumsuz davranış dediğimiz çocuksu davranışları ise görmezlikten gelmelidirler.

Ergenlik döneminde çocuklarda; büyüklerine karşı gelme, söz dinlememe, istenileni kulak ardı etme, ani tepki verme, çabuk ağlama, çabuk sinirlenme gibi olumsuz davranışlar görülebilir. Çocukların bu davranışları; hormon salgısının fazla olması, fiziksel ve duygusal gelişimin aynı oranda gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.

Aileler çocukların reflekssel ve duygusal tepkilerine daha anlayışlı olmaları, ergenlerle kısır döngü içine girmemeleri gerekir.

Ergenlik döneminde yine bu çocuklar, kendilerine konan kuralları ya yok saymaya ya da muhalefetlik yapmaya kalkarlar.

Çocuklara kuralların kendileri için konulmadığı, toplumun sağlığı için konulduğu açıklamak gerekir.

 Çocuklar, kendilerinin de büyüdüğünü, doğruyu yanlışı ayırt edebileceklerini, kendi kararlarını kendilerinin verebileceklerini, kendilerinin de duygu ve düşüncelerine saygı duyulması gerektiğini düşünürler.

 Burada aileler, çocuklarının kararlarına saygı duymalıdırlar. Kararlar konusunda çocuklarla işbirliği içinde olunmalı ve bu konuda esnek davranılmalıdır.

Ergenlerdeki ruhsal iniş ve çıkışlar, ruhsal olgunluğun bedensel ve fiziksel gelişmeye ayak uyduramamasından kaynaklanmaktadır.

Bu dönemde ergenlerin söz dinlemedikleri de görülür. Bununla birlikte ergenlerde ailenin istediğinin tersini yapma eğilimi vardır. Bu da çocuğun ailesine olan bağlılığının azaldığını ve arkadaş çevresinin kendisi için daha önemli olduğunu göstermektedir.

Aileler çocuklarının kendilerinden tamamen uzaklaştığı hissine kapılmamaları ve çocukların model arayışı içinde olduklarını unutmamaları gerekir.

Bu yazı toplam 9129 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum