1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Dumlupınar Zaferi ve 30 Ağustos Törenleri
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Dumlupınar Zaferi ve 30 Ağustos Törenleri

A+A-

Öncekigün görkemli bir taarruzla Kurtuluş Savaşımız'da İstiklalimize sahip olmayı sağlayan son savaşımızın yıldönümünü kutladık.
Konya’da tren garı ile Atatürk Anıtı arasında yapılan, görkemli töreni tüm caddeyi gösteren balkondan izlerken göğsüm kabarmakla beraber yıllar evvelini düşünüp hüzünlenmem de olmadı desem yalan olur.
Önce Dumlupınar ve Kocatepe savaşlarının oluşumunu sonra da yazılı tarihlerden değil.
Bizzat yaşayan gazinin bendenize anlattıklarını sunayım sizlere.
***
Özetle tarihlere yerleşen kahramanlık ve Kurtuluş Savaşı'nın son evresi 26 Ağustos 1922'de Afyonkarahisar-Kocatepe'de başlayan Büyük Tarruz ile açılmış ve 9 Eylü 1922'de İzmir'in Yunan işgâlinden kurtarılmasıyla sonuçlanmıştır.
Karayolları 3. Bölge Md. de vazifeli olarak 1964 yılında bu taarruzun başladığı yer olan Afyonun Çal Tepesi'nde Dumlupınar Tören yeri ve gidiş geliş yolları yaparken…
Ora sakinlerinden seksen yaşındaki gazi ile sohbetimizde öğrendiklerim olmuştu.
***
Kocatepe, Dumlupınar ve bilhassa Çal Tepesi havalisi sanki kuş yuvası gibi çevreli bir tabiat oluşumunu göstermekte idi.
İşte bu tepede yaşlı gazi şunları anlatıyordu.
***
“Bu taarruzu planlayan Ali Fuat Paşa oldu. Paşa, Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa'ya teklif etti oda onayladı.
Geceden dağların üstüne topları yerleştirdik ama sisten göz gözü görmüyordu.
Araziyi tanıyan erlerin yardımı ile yapıldı.
Ve sis kalkmaya başladığı saat beş sonrası birden toplar çukur içindeki yunan ordusunu ateş altına aldı.
Birden şaşırıp çadırlardan çıkan yunan asker ve subayları ne yapacaklarını şaşırırken bizim askerler süngü yakıp yukarıdan aşağıya “Allah Allah” deyip hücum ettiler.
Düşman açık bulabildiği batıya yönelip ricat etmeye başladı ise de kayıpları çoktu.
Nitekim ertesi günü generalleri Trikupis'in teslim olduğun haberi geldi.
Asker yayan hücumla koşuyor Yunanlı kaçışıyordu.
Netice de İzmir’i de alıp bayrağımızı diktiler…”
 ***
Bayram törenleri
Babam rahmetlik, Nakiboğlu semtinden Alâeddin Tepesi etrafında (2km.) yapılacak 30 Ağustos törenlerine tabanvayla her yıl getirirdi.
İlk seyranım dört yaşımda yani 1934'de olmuştu.
Alâeddin Tepesi etekleri olan, zamanın görkemli ama yeksan olan belediye binası önünden şimdiki Zafer parkına kadar insan doluşurdu.
Erkân için gölgelik, ordu evi merdivenleri önünde kurulur. Yakaları dik bellerinde kılıç güzel elbiseli zabitan ile silindir şapkalı, frak elbiseli resmi erkân. Töreni ayakta(!) izlerlerdi.
Hele Sedirlar, Araplar, Uluırmak vb. gibi uzak yerlerden tabanvayla gelen…
Şalvar ve işleme gömlekli, üstlerine örttükleri beyaz büyükçe “Poşu” denen örtüleri ile gelen hanımefendiler…
Töreni seyredebilmek için tepenin çimli, çamlı yamaçlarını hıncahınç doldururlardı.
Aşağıdaki yaya kaldırımlarda boş değil halkın kalabalığından doğru geçişler bile zor yapılırdı.
Ya tören? Bambaşka bir görkem içinde olurdu.
O zamanlar askerî motorlu vasıtalar yoktu ama Katana (halk Kadana derdi) denilen büyük atlarla çekilen iki tekerli top arabaları, atlı süvariler ve piyade askerlerinin rap rap diye geçişleri bir tarafa…
Asil cümbüşü esnaf gösterileri meydana getirirdi.
Ya bir taka kamyon ya da ekseri tek atlı yaylı arabalar üstünde mesleklerin tatbiki olurdu.
Şekerciler, şeker imali yaparken etrafa şeker, ekmek yapanlar ekmek, tuhafiyeciler çeşitli hediyeler dağıtırlardı…
Berber tıraş ederken, demirci demir döver, marangoz çatı yapımı görüntülerken, terzilerde elbise dikişlerini göstermede geri kalmazlardı.
Ne güzeldi o güzelim görkemli ve halkın alkış seslerinin doldurduğu meydan günü!
Akşam ise kalabalık piyade askeri önlerinde bando takımı ile ellerindeki üstünde ufacık teneke takılı ve bezir yağlı üstüpü ile yanan meşalelerle…
İstasyondan Mevlâna Müzesi'ne kadar yürüyerek gösteri yapar halk caddeyi doldurur alkışlara boğardı.
***
Ne zamanki Atatürk Stadyumu önü yani Tren garı ile Atatürk Anıtı arasında yapılmaya başlandı
 İlk yıllar 1975'lere kadar yukarıda esnaf takımı da iştirak etse de her yıl azaldı ve kayboluverdi!
Şimdi Sadece, kahraman askerler ve motorlu çeşitli vazife gören askerî vasıtalar geçmekte.
Bu yıl stadyum içine askeri cihazlar sergilenmiş. Bunları izlerken anlatımlardan anlaşılıyor ki.
Bilgisayarlı hayli ileri vuruş, görüş vb. ile donanmış vasıta ve bilgisayarlı işlemler bulunmakta.
Siz olsanız? Yıllar evvelini bilip de o coşku ve görkemli geçit törenlerini bilseniz…
Bu gün hüzünlenmez misiniz?
Ne oldu ki kayboluverdi diye?
 ***
Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

Bu yazı toplam 5061 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.