Abdullah Uçar

Abdullah Uçar

DİNİMİZ TARİHİMİZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Dua ve Esrarı

A+A-

Dua:Lügatte; Çağırmak, istemek, söylemek, yalvarmak, manalarına gelir.
Istılahta ise; Nezd-i ilahiden hayır, rahmet, nimet, ve hacet istirhamında bulunmaktır.
Dua: Allah’ın azabından affına, gazabından gufranına, adâvetinden merhametine, dalaletinden hidayetine bir ilticadır.
Dua: Gazab-ı İlahiyi söndüren, Vech-i İlâhiyi kuluna döndüren, şeytanı kahrından öldüren bir tavırdır.
Dua: Tövbe ile arınmış bir zihinden, ümid-i İlâhi ile itminana ermiş bir gönülden, halisâne duygularla Rabbi’ne merbut bir kalpten, helâl yiyip içen bir ağızdan çıktığı takdirde, Galilo, Patfaynır, Vuayyöjör gibi en hızlı uyduları geride bırakıp, Sidretü’l Münteha’ya ulaşıp, hacet kapısını açıp, Rahmân ve Rahîm sıfatlarının şifrelerine nüfuz ederek, merhamet-i Rabbanî’nin kâinata boca edilmesine vesiledir.
Dua: Ümitlerin bittiği maddi âlemi bırakıp, beklentilerin sonsuzlaştığı manevi rahmet deryasına dalmaktır.
Dua: “Rahmetim her şeyden daha geniştir” (1) vadini Halikına arz edip, kulun kayıtsız şartsız Rabbine teslimiyetidir.
Dua: Kulun; “Rabbim biz kullarız Sen şahsın, biz zerreleriz, Sen mahsın, biz “la şey” iz sen “Her şey”sin, biz mücrimiz sen melce’sin...” diye nazlanıp, O’nun şefkatli ağuşuna teslimiyettir.
Dua: Kulun Halikına: “Ya Rab! Bizden hata, senden ata. Bizden isyan, senden ihsan. Bizden noksan, senden itmam... diyerek aczini, çaresizliğini, küçüklüğünü, kulluğunu arz edip, Yaratıcısının ululuğunu takdis ve tenzihidir.
Dua: Aşıkın maşuktan gelecek her türlü cevr ü cefaya samimiyetle razı olduğu gibi, kulun mabuduna “Kahrında hoş, lütfunda hoş” ama lütfedersen kulunu ihya edersin” diye nazlanmasıdır.
Dua: Zalimin zulmünden, kafirin küfründen, fasığın fıskından bunalıp çaresiz kalan müminin, “Dua müminin silahıdır” (2) hadisine ittibaen silahlanıp, maneviyat zırhına Adil-i Mutlak olan Allah’ın mülküne hicret etmektir.
Dua; Ümitlerin söndüğü, hayallerin bittiği, çarelerin tükendiği, kapıların kapandığı maddi âlemde, “Ya müfettihal ebvab, iftah lena hayral bab” nidasıyla sayısız kapıları açan bir anahtardır.
“Dua: “İbadetin iliğidir, özüdür, ta kendisidir” (3) buyuran Allah Rasülüne ittibaen, her ibadette antenleri Kabe’deki yansıtıcıya çevirip, ellerini fezanın derinliklerine salarak kalbinden, gönlünden gönderilen lazer ışınları ile rahmet kapısını açarak, müktesebatını almak, neticede “İnanıyorum Ya Rabbi Âmin” diyerek mutmain olmaktır.
Dua: Abid’in mabudu ile, aşıkın maşuku ile, kölenin efendisi ile hissi, kalbi ve samimi bağlantılar kurup konuşması, dertleşmesi ve sözleşmesidir.
Dua: Yaratanın huzurunda diz üstü çöküp, alnını tozlara topraklara sürtüp, aczini arz edip, rahmeti sonsuz, mağfireti hudutsuz, ihsanı nihayetsiz olan Allah’ın nazar-ı İlâhî’sine muhatap olmaktır.
Dua: Şairin;
Bir kişi darda kalsa, dese ki Ya Müsteân
Hızır’ı ol dem, orda hazır eder heman        
dediği gibi, samimiyetle gönülden çıkıp dudaktan dökülen “Muîn” sıfatının sahibine ulaşan, Hızır’ı çağıran, ervah-ı evliya ve şüheda arasına bir gulgule salıp, kâinatta bir zelzele yaratan bir şifredir, bir frekanstır.
Dua: Şairin:
Kaybolur kederim, kaybolur ahım
Gözümden yaş olur, akar günahım
Bana daha yakın olur Allahım
Mavi gecelerin seher vaktinde (4)
 dediği gibi, hele bir de riyadan, gösterişten uzak, Ulu Yezdan’ın da işaret ettiği seher vaktinde, (5) kul ile Sultanın baş başa kaldıkları bir zamanda olursa, buna; kulun mi’racından başka bir şey denmez.
Yüce Rabbimiz: “Kullarım bana dua ettiği vakit (onları duyarım-görürüm) ve onların istediklerine karşılık veririm” (6) buyurduğuna göre;
Yine Habib-i Ekrem Efendimiz de; “Allah duada ısrarcı olanları, ağlayarak kendine acındıranları, sadece kendine değil bir birilerine dua edenleri sever” (7) buyurduğuna göre, muhterem okurlarım, şu duaların makbul ve mahbub olduğu şu mübarek ayda bol bol ve samimi dualar edelim de Yüce Rabbimiz bizi sahil-i selâmete ulaştırsın. Sözlerimizi ehlullahtan birinin duası, nazlanışı ile bitirelim:
İlâhi abdükel âsı etâke
Mugırran bizzünûbi vegad deâke
Ve in tağfir feente ehlün lizâke
Ve in tedrud vemen yerham sivâke
Manası:
İlahi günahkâr kulun sana geldi
Günahlarını itiraf edip sana yalvarıyor
Eğer affedersen senin şanına yakışan budur
Eğer kovarsan, benim başka gidecek kapım yoktur. (8)
---------------
1- Araf Sûresi, 156.
2- Ramuz el-Ehadis”, 1/207.
3- Tirmizi, Dua 1.
4- Feyzi Halıcı
5- İsra Sûresi, 79.
6- Bakara Sûresi, 186.
7- Ebu Davud, Salat 172.
8- Sonsuz Nur, M. Fethullah Gülen, Feza Yayıncılık, İst, 1994, s.1/235.

Bu yazı toplam 2662 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.