1. YAZARLAR

  2. Nevzat Laleli

  3. Dönüşü Olmayan Yanlışlar -1-
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

YUVAMIZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Dönüşü Olmayan Yanlışlar -1-

A+A-

Güncel olaylar yazı serisi
Atalarımızın uzun tecrübeler sonucu ortaya koyduğu “Kelam-ı Kibar” veya “atasözleri,” denilen nasihatler (öğütler), yeni yetişenler tarafından “kulak ardı” edilmeye başlanınca ülkemizin de “çivisi çıkmaya” başladı. Bu yeni yetişenler eskilere “Gelenekçiler” kendilerine de “Yenilikçiler” deseler de, hiçbir işlerinde “dikiş tutturamadıkları” için kendi işleri de ülkenin işleri de baş aşağı gitmeye başladı. Pek tabii, her şeyde olduğu gibi işin reklam kısmına kanmazsak durum bu şekildedir.
Eskiler; “Hakkını aramayan, hakkıyla birlikte şerefini de kaybeder – Hz. Ali, Taviz tavizi doğurur, Çivi çiviyi söker...” gibi sözlerini söylerken ve bu sözler zamanımıza kadar gelirken bir takım gerçeklere işaret etmekte oldukları açık değil midir?
Karadenizli tabiriyle “Bizim uşaklar…” Güya “Hoş görü sahibi” olmuşlar da düne kadar “milletimize kan kusturanları” bugün başları üstüne alarak taşımaya başlamışlar.
“Dinler arası diyalog”muş… Böylece Hıristiyanlığa ve Museviliğe (Siyonizm’e) gülücük dağıtmakta, onların ve onların sahibi konumundaki ABD ile AB (Avrupa Birliği) yetkililerinin taleplerini hemen yerine getirmektedirler.
Hiç düşünmüyorlar ki onlarla “Allahın birliği…” inancında ve “Hazreti Muhammedin (s.a.v) onun Resulü…” olduğu konusunda da bir türlü anlaşamamaktayız. Biz Müslümanlar olarak, “Allah birdir” derken, Hıristiyanlar “Allah üçtür” (Allah, Allah’ın oğlu İsa ve Ruhul Küdüs), Yahudiler ise daha baştan kendilerini ilah yerine koyduklarından (hâşâ) “Allah hiçtir” demektedirler.
KİMDİR BU DİYALOGCULAR
Hazreti Musa’nın ve Hazreti İsa’nın birer Peygamber olduklarını bizler imanımızın bir parçası olarak kabul ederken, onların Hazreti Muhammed’i kabul etmemeleri aslında bu insanlarla diyalog kurmamızı ve onlara tavizler (ödünler) vermemizi imkânsız kılmaktadır. Fakat “kerameti kendinden menkûl…” bazı şahısların önünü çektiği bu akımın bizim siyasilerimiz tarafından yürütülüyor olması, bizleri deri derin düşündürmektedir.
Durum böyle olunca da verdiğimiz tavizler tek boyutlu kalmakta, onlar her kopardıkları tavizden sonra sıraya koydukları başka tavizleri koparmak için üzerimizde çalışmalar yapmaktadırlar.
Elbette bütün din mensuplarıyla ve bu arada Hıristiyan ve Yahudilerle bir takım ilişkiler içerisine girmemiz mümkündür. Ama bunu yaparken tavizlerin karşılıklı verilmesine ve nimet - külfet dengesinin iyi kurulmasına dikkat etmek gerekmez miydi?
Peki, ne demeye bizimkiler bu Hıristiyanlar ve Yahudiler karşısında durmadan taviz üstüne taviz vermekte, onların her istedikleri yapabilmek için yarışmaktadırlar? Bizden bir taviz koparanların artık başka istekleri olmayacak mı sanıyorlar? Onların bir daha şirretlik yapmayacaklarını mı tahmin ediyorlar?
BÖYLE DİYALOG OLMAZ
ABD'de Papazlar Kur’an-ı yakmaya hazırlanırken,
Avrupa'da değil camilerimize, minarelerine bile tahammül edilemezken,
Atina'ya tek bir cami bile yaptırılmazken,
Önce Sümela Manastırı’nda, sonra Akdamar'da ve şimdi de sıranın kendisine geldiği tahmin ettiğimiz Sultan Fatih’in cami olarak vakfettiği Ayasofya’da, Hıristiyanların ayin yapama girişimlerine izin veriliyor.
Bundan bir ay kadar önce, müze olan Trabzon Sümela Manastırı’nda Rum Patriği yönetiminde ayin yapılmasına izin verilmiş ve aynı gün yapılan açıklamalarda sıranın Akdamar kilisesine geldiği belirtilmişti.
O gün Meryem Ana Günü Yortusu değildi. O ayinin yapıldığı gün (19 Eylül 2010) aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet'in, Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu'nu yıktığı günün yıl dönümü idi ve adamlar Sümela Manastırı’nda ayin yaparak, tarihi akışı kendi yönlerine değiştirdiklerini bütün dünyaya ilan ettiler.
Ama ayin yapmaya gelenlerin gömlekleri altına giydikleri “Karadeniz Pontus devleti kurulsun” tişörtlerinin aniden Sümela ayininde ortaya çıkması, başta bizim gazetelerimiz olmak üzere kimsenin dikkatini çekmedi. Bu olayı fotoğraflayarak haber yapan ve kendi ülkelerinde ki gazete ve tv’lerde yayınlayan sadece yabancı medya gurupları oldu.
İşte şimdi de (19/Eylül) onların bir getirisi olarak bugün Van Akdamar Adası’nda, 95 yıldır durdurulan “Akdamar kilisesi ayini”ne izin verilerek Ermenilerin, ülkemiz üzerinde büyük ümitler taşımaya başlamasını sağladılar.

Bu yazı toplam 2655 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.