Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Dış aktörler

A+A-

Başbakan sıfatıyla ilk kez İran’a giden Sayın Başbakan Ahmed Davudoğlu, şöyle dedi: “'Bölgemizin kaderini dış aktörlere bırakmayalım”  Bu, gerçekten sevindirici bir haber. Geçte olsa ilgililerin gerçeği öğrenmesi bizi fazlasıyla memnun etmiştir.

Biz, zaman zaman bu gerçeği dile getirdik, ama sesimizi duyuramadık. Bölge ülkeleri de artık bu gerçeği görüp gereğini yapmaları gerekir; aksi halde bu ateş, yalnız Irak ve Suriye’yi yakmakla kalmaz, yakında bölge ülkelerini de yakar hatta Batı’yı da yakabilir. Durum ortadadır.

Dış aktörlerin, tabiatları gereği bu gerçeği görmeleri mümkün değildir. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Kıyamete kadar da böyle olacaktır. Onun için dış aktörleri bölgemizden çıkarma yolları aranmalı ve bu konuda plan ve proje hazırlanmalı.

 Bu iş, Şia ile de olmaz. Tarihe bir bakın. Abbasiler, Emevileri Şia ile birlikte yıktıktan sonra akabinde Şia’yı tesirsiz hale getirmiştir. Selahaddin-i Eyyûbî de, Kudüs’ü fethettikten sonra Mısır’da bulunan bütün müftüleri değiştirmiş ve “ehl-i Sünnet ve’l-cemaat”ten olan müftüleri atamıştır. Çünkü tarih şahittir ki,  Şia, inancı gereği ehl-i Sünnet’e yaşama hakkı vermemektedir. ehl-i Sünnet böyle değil,  ehl-i sünnet, iktidarda olduğu zaman Şia da rahat nefes almakta ve varlığını rahat bir şekilde sürdürebilmektedir.

İran, bu durumu bildiği için dış aktörlerle hareket ederek bölgemizin istikrarsızlığına sebep olmaktadır. Onun gayesi, ehl-i Sünnet’in bölgemizde yeniden dirilip iktidara gelmesini önlemektir. O nedenle İran, bölgemizin sınırlarını belirleyen 1916 Sykes-Picot Anlaşması’na benzer bir anlaşma ile sınırların yeniden çizilmesini istemektedir.

Önemli olan burada Türkiye’nin gerçeği görmesidir. Diğer İslâm ülkeleri de bu gerçeği görerek bölgemizin kaderini dış aktörlere bırakmamak için adım atılırsa, 1916 Sykes-Picot Anlaşması’na benzer bir anlaşma ile bölgemizin sınırları yeniden çizilmeyecek ve bölge ülkelerinin istediği bir şekilde yeniden dizayn edilecek demektir; inşallah böyle olur.

Böyle olması, hem bölge ülkelerinin yararına ve hem de dünyanın yararınadır. Dış aktörlerin bunu kavraması zihniyeti ve varlık sebebi gereği mümkün değildir.

 Bu durumda Türkiye’nin ve diğer İslâm ülkelerinin, ABD başkanlığındaki koalisyonun çekilmesi için girişimde bulunması gerekir. Rusya’nın bölgemizden elinin çekilebilmesi için de işgal ettiği Kırım ve Kafkasların bağımsızlığı için adım atılmalı. Çünkü Rusya, Balkanları ve Kırım’ı sömürmektedir. Bu durum gayriinsanî bir davranıştır. İnsanı köleleştirmek, insan tabiatına aykırıdır ve suçtur. Onun için bunun izalesi girişiminde bulunmak hukukun gereğidir.

 Malumunuz Batı yaklaşık üç asırdır Afrika’yı sömürmektedir. Müstemlekecilerin, Afrika’yı sömürmesine son vermek için de plan ve proje hazırlanmalı ve gereği yapılmalı. Bu iş, yatmakla olmaz; çalışmakla olur.

Türkiye ve bölge ülkeleri bunu becere bilmesi için başta yapacağı iş, Batı referanslı eğitim sisteminden vazgeçip, temeli hak ve adalete dayanan İslam referanslı eğitim sistemine geçmeli. Bu, yapılmadığı takdirde bölgemizin kaderini dış aktörlere bırakmama plan ve projesini hazırlayıp hayata geçirmek mümkün olmaz. Çünkü Batılı gibi düşünen, Batı’nın uydusu veya bir parçası olmaktan kendini alamaz da onun için. Sayın okuyucu, gerçek böyle değil mi? Ne dersiniz?

Dileğim şudur ki, Sayın Başbakan’ın sözü kağıt üzerinde kalmaz, gereğinin yapılması için harekete geçilir. Hoşça kalın.

Bu yazı toplam 5068 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.