Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Din Eğitimi -1-

A+A-

Günümüzde çocuk psikolojisi alanında yapılan araştırma ve incelemeler, çocukların iki-üç yaşlarından itibâren dış çevreyle ilgilendiklerini belirlemiştir. Yine insan psikolojisi üzerinde gerçekleştirilen araştırmalar; insanlarda iki temel duygu bulunduğunu tespit etmiştir. Bu iki ana duygu ‘sevgi’ ve ‘bağlılık’ duygusudur. İnsanlarda doğuştan yâni fıtraten vâr olan sevgi duygusu daha bebeklikte kendini gösterir. Ufacık bir gülücük bebeklerde hemen karşılık buluverirken yetişkinlerde ise genç kimden sevgi görürse ona doğru meyletme şeklinde tezâhür eder. Bunlar hayâtın doğasındadır. Yanı sıra bağlılık duygusu da ayni şekilde fıtraten, doğuştan herkeste vardır. Bireyler küçüklükten erişkinliğe hatta yaşamları boyu güven duyduğu birilerine bağlanmak isterler. Doğduğunda anneye sıkı sıkıya bağlı olan bebeği düşününüz. Bu temel duygulardan hareketle, insanlarda daha bebekken başlayarak devam eden sevme ve bağlanma duygusunun kâinâtın biricik sâhibi yüce Yaratıcıya yönlenmesi, insanın fıtratına en uygun olan bir eğitim tarzıdır.

İlk çocukluk yıllarından başlayarak bireyin beden ve ruh sağlığı dikkate alınarak verilen bir din eğitiminin, insanı yaşamı boyu zinde ve güçlü tutacak yegâne kuvvet olduğu bütün araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir. Çünkü din eğitimi, insanların birbirini sevmesini ve birbirine güvenmesini ister bunu isterken de insan önce en yüce varlık olan Allah Teâlâ’yı severek ve O yüce Yaratıcıya bağlanarak hislerini ortaya koyar. Dikkatli, yerinde ve zamânında verilecek din eğitimiyle sevgi ve bağlanma duygusu bireyi dâima olumlu yönde motive eder. Bugün artarak devam eden şiddet, saldırganlık, vurma, yaralama, yakıp-yıkma duyguları yine hayâta dâir endişe ve korkular ancak küçük yaştan erişkin olana kadar verilecek din eğitimi ile giderilebilir. Şiddet ve saldırganlık duygusu ilk çocukluk yıllarında başlar ve engellenemezse ileri ki yaşlarda birey için bugün olduğu gibi çok tehlikeli boyutlara ulaşır. Daha birkaç gün önce Tunceli’de birahânede kadın çalıştırma yüzünden çıkan kavgada insanlar o gece şehirdeki birçok birahâneye saldırmışlar birçok işyerini tahrip etmişlerdi. Çoğu genç olan insanlar ufacık bir şeyi bahâne ederek etraflarını da yakıp-yıkarak, kaldırım taşlarını sökerek, dükkanların camlarını kırarak, arabaları yakarak, ortalığı âdeta savaş alanına çeviriyorlar. Halbuki devlet malına zarar vermeme, başkalarının hukûkuna dokunmama bilinci olsa bu taşkınlıklar yapılmaz. Bu hissi vermenin temelinde din eğitimi yatar.

Amerikalı eğitimciler çocukluktan erişkinliğe kadar din eğitimini bireyler için zarûri olduğunu belirtiyorlar. ‘Din birçok insanın hayâtında önemli bir yer tutmaktadır. Bizim kültürümüz gibi bir ortamda büyüyen çocuklar, biçimsel bir din eğitimi görmeseler bile, dinsel törenler, uygulamalar, fikirler ve inançlar onları bir şekilde etkilemektedir.’ Denirken Batılı psikologlar da dînin Batı toplumlarındaki önemini şöyle anlatıyorlar: ‘Din kültürümüzün ta derinlerine kadar kök salmıştır. İsterse laik kökenli olsun, ahlâkımız ve erdemlerimiz üstünde dînin etkisi vardır. İşte bu üst üste gelen sorunlar yüzünden, teknik olarak dîne bağlı olsun olmasın, insanların dinden etkilenmeleri mümkündür. Bu nedenle de ahlâka dayanan davranışlarımızın din eğitiminden ne dereceye kadar etkilendiklerini ortaya çıkaramıyoruz.’ (1) Anlaşılacağı üzere dünya dîne doğrusu bizim gibi yanlı bakmıyor.

Bizdeki din eğitiminin ailede, toplumda ve eğitim kurumlarında yeterli olmadığını hatta bilgisizliklerle dolu olduğunu yanı sıra doğrulardan çok yanlış ve hurâfelerle şekillendiğini hepimiz biliyoruz. Bilindiği gibi ülkemizde resmi yollardan din eğitimi veren kurumların varlığı (İmam Hatip Liseleri) dahi bir zamanlar bâzı kesimleri rahatsız etmişti. Hatırlayınız belli yaş dönemlerindeki çocuklara, Kur’an kurslarında kutsal kitâbımızın öğretilmesi bile yasaklanmıştı. İlâhiyat Fakülteleri birçok ilde kapatılmıştı. Dolayısıyla hakiki din eğitiminden yoksun sağdan soldan duyulan yalan yanlış hurâfe dîni bilgilerle eksik yetişen vuran, kıran, saygısız ve sevimsiz bir nesil ortaya çıktı. Bu tür yanlı ve yanlış uygulamalardan bilhassa gençler olmak üzere insanımız doğrusu çok zarar gördü. Çılgınca etrâfına saldıran bu gençlik ile’ Çanakkale Geçilmez’ diyen gençlik arasında dağlar kadar fark var. Unutulmasın ki dinsiz, imansız, inançsız hayat sürmez, hayâtı anlamlandıran dindir.

Devam edeceğiz ayni husûsa şimdilik hayırla kalınız efendim.

--------------------

(1) Arthur T.Jersıld, Çocuk Psikolojisi (Çev:G.Günce), A.ü.E.F Yay, Ank, 1979, s.613

Bu yazı toplam 6420 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.