1. YAZARLAR

  2. Aslı Duruk Birpınar

  3. Derin Acılar Dilsizdir
Aslı Duruk Birpınar

Aslı Duruk Birpınar

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Derin Acılar Dilsizdir

A+A-

Çağrışımları birbirleriyle dirsek temasında olan iki kelime: dert ve acı. Anlamları birbirlerine çok benzeyen, ancak yine de aynı olmayan bu iki kavramı biraz eşeleyecek ve irdeleyecek olursak…

‘Dert söyletir’ demiş büyüklerimiz, mesela. Dert, dile bir kıvraklık ve çeneye de öyle bir kuvvet verir ki, derdinden şakıyan bir bülbüle; derdini dize dize yanan bir şaire dönüşebilir, insan. Kişiyi, ne dediğini bilmeyen, ağzından çıkanlardan mesuliyetsiz bir avareye de döndürebilir, dert. Muhakkak öyle bir döneminiz ya da dönemleriniz olmuştur. Öyle ki, sizi kendi sesinizden bezdiren, pek konuşkan dertleriniz olmuştur.

Ya da, açık havada biraz yürüyüş yapıp oksijen almak falan istersiniz, o günlerde. Ne de olsa dert sahibisinizdir. Yok, küçümsemiyorum. Ama derdin doğası budur işte; hava yalnızca biraz soğuktur. Keskin bir ayaz yoktur. Sorun biraz yüzeydedir, yani. Denizin üzerini kirletip manzarayı bozan, can sıkan ve yakan dertlerdir, söz konusu olan. Görülen, anlaşılabilen ve en önemlisi de anlatılabilen sorunlar vardır ortada. Anlatılabilen. O dize dize yanan şair, şakıyan bülbül ya da mesuliyetsiz avareyi hatırlayın, az önce bahsedilen.

Oysa bir de, dışarıdan asla bilinmeyen, o dingin ve yüzeyi gayet temiz görünen, manzarası kusursuz denizinizin en dibine ve karanlık noktasına çöken acılar vardır. Derin acılarınız vardır. Dert statüsünde olan ve yüzeydekiler gibi konuşkan değil, ketum ve dışarıya karşı ser verip sır vermeyen ağır ve külçe gibi acılar. Dile söze gelmeyen, zaten bir lisanı da olmayanlar. Dil, toplamında kaç santimetrelik uzunluğa sahip bir organdır ki, insanın fersah fersah derinine gömülü olan o acılara kadar ulaşabilsin zaten?

Hem öze dahil olan hudutların içinde, hem de pek ötede duran bir acının, ancak sahibince bilinen varlığı, harflere sahip olmayı ne çok arzular, halbuki. Kendine birkaç cümlelik çıkış noktası bulmak, harf harf vücuda gelmek için çırpınıp can atan o derin acılar, kafalarını o dip derinlerden yukarılara kaldırıp bir nefes alacak ve gün yüzü göreceklerdir çünkü böylece. Bu yüzden böyle delicesine arzulanır harfler. Ama ne gezer! Böyle bir kabiliyet yoktur onların bünyelerinde. Yoğunlaşıp külçeleşen ve en diplere kadar gidip en derinlere gömülen acılar, artık anlatılamaz bir hal almıştır, çoktan. Ne yazık ki. Verilecek bir dil ve öğretilecek bir lisan da yoktur onlara artık. Ne bir şair, ne bir bülbül, ne de geveze bir avare olabilirsiniz. Tersine, hakkında en çok sustuklarınızdır, o derin acılar. Özde ve ötede konuşlanan, yalnızca sahibi tarafından tadı ve varlığı bilinen bir acı lokma, bir demir külçe gibi.

Ne çok yazdım. Yine de anlatamadım, biliyorum. Romalı düşünür Seneca, bunu zaten tek bir cümlede özetlemişken, neden uğraştım? “Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir.”

Bu yazı toplam 800 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum