1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Demokrasiye Geçiş ve 1946 Genel Seçimleri
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasiye Geçiş ve 1946 Genel Seçimleri

A+A-

“Değişen bir şey var mı” yazım üzerine E-Mail gönderen okuyucumuzun isteği olan yıllar öncesi seçim oluşumlarına devam ediyorum

http://www.merhabahaber.com/nostalji-olan-1923-1943-secim-gunleri-9404yy.htm

***

Türkiye Cumhuriyeti, yarı gönülsüz olarak 18 Temmuz 1932 yılında yeni kurulan Milletler Cemiyetine üye olmuştu.

2. Dünya savaşı neticesi bu cemiyet yerine daha sonra Birleşmiş Milletler Teşkilatı almış. 

Bağımsız devletlerin üye olduğu bu kuruluş, 1945 yılında kurulmuş. Birleşmiş Milletler Teşkilatının kuruluş hedef dünya barışının korunmasını amaçlamıştır.

***

Türkiye bu kuruluşa önce müracaat mı etmedi yoksa kabul mü edilmedi burası anlaşılamamaktadır.

Anlaşılan husus. 2. Dünya Savaşı sonrası (SSCB) Rusya Türkiye’den Kars ve Ardahan illeri havalisini istemesi ile müracaat etmiştir ama…

“Sizde tek partili idare vardır. Çok partili demokrasiye geçerseniz alırız” teklifi üzerine çoğulcu siyasi partiler kurulması yolları açılmış olmakta.

***

Böylece ilk yeni bir siyasi parti olarak

Zamanın Cumhurbaşkanı Milli Şef İsmet İnönü Celal Bayar’a “bir siyasi kurmasını teklif etmiştir.

***

İlk siyasi muhalefet, uçak sanayicisi olan ve uçak sanayiinin kapatılmasına sebebiyet verilen Nuri Demirağ’ın “Milli Kalkınma Partisi” olmuştu.

Zamanın Cumhurbaşkanı Milli Şef İsmet İnönü beraber oldukları Celal Bayar’a siyasi parti kurmasını teklif etmiş ve Celal Bayar, Arkadaşları Refik Koraltan, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü ile “Demokrat Parti”yi kurmuş oldular.

***

Çoğulcu siyasi partilerin kurulması ile yapılan müracaat ile Türkiye Birleşmiş Milletler’e girmeye hak kazanıp kabul edilmiştir.

Rusya’nın tehdidi olmasa ve Birleşmiş Milletlere girme çabası gösterir miydik? Yoksa tek parti ile devam edip bu günlere gelmiş mi olurduk bilemeyiz!

***

Böylece Cumhuriyetin kuruluşu sonrası yıllarca devam eden iki dereceli seçim tarihe karışmış yeni “Açık oy verme. Gizli tasnif” olan seçim kanunu TBMM tarafından kabul edilmiştir.

***

Böylece yeni demokrasiye atılım hatta adı Cumhuriyet ama aslında halkın değil elitlerin hâkimiyeti içinde süren cumhuriyette demokrasiye geçişin oluşumları başlamıştı.

Siyasi parti kurma serbest olunca kurulanları Mareşal Fevzi çakmak, Kenan Öner ve Osman Bölükbaşı “Millet Partisi”ni kurdu.

Bunlara ilaveten “Liberal Demokrat Parti” ve YVİP ile TİÇP partileri vb. olarak toplam 14 parti kurulmuştur.

İlk seçim işlemi 1946’da başlamıştır ama seçimine sadece altı parti ve bağımsızlar iştirak etmiştir.

***

Belleğimin hemen hatırlattığı günlerdeki bizzat gördüğüm oluşumu anlatayım.

Birkaç mahalleyi kapsayan oy verme yeri Konya Nakiboğlu Camii avlusu. Bir masa üzerinde seçim sandığı ve etrafında açıkta duran parti ve bağımsızların ayrı ayrı oy pusulaları bulunmakta.

Seçmen herkesin gözü önünde istediği oy pusulasını alıp sandığa atacak. Sandık vazifelileri resmî memurlar. Siz atın onların gözü önünde muhalefete de. Memur ve resmi dairelerle ilginiz varsa(!)görün bakalım neler olabilir?

CHP’nin iktidarı zamanında olan bu işlem için bu gün bilmeyenlere. “Demokrasiyi biz getirdik” diye gururla belirttikleri demokrasi işlemi!

Merakla seyreden biz çocuklar, saat 17’de sandığı cami içine götüren vazifelileri görmüştü. Yarım saat sürmedi. Sandıktan tüm CHP kazandı diyerek gittiler.

Akşam saat 20’de radyo konuşmacısı Nurettin Artam bizzat veriyordu neticeleri.

Tüm illerin 465 milletvekilliğinden 397’sini CHP, 61’ini DP ve 7 tanesini de bağımsızlar kazanmıştı..

 Bu hususta seçimle ilgili söylenti ve yazılımlar olarak. Dışişleri Bakanlığı yapan merhum Turan Güneş'in anlatımı;

“Olaylı bir seçim yaşanmış Kandıra'da o yıl... Seçimde oylar değiştirilmiş. Kandıra Savcısı, 'Ben böyle bir hükümete hizmet etmem' diyerek görevinden istifa etmişti.” (Darbeler ve Kavgalar Dönemi, Shf. 171)

Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı Doğan Nadi de 1946 seçimlerini şu ironik dil ile eleştirmekte idi. “Meşhur hokkabaz Zati Sungur İzmir'den gitmiş. Ayol ne oldu? Güzel güzel temsiller verirken neden birdenbire kaçtı? Merak ettik. Telgraf çektik. Şu cevap geldi. Rey sandıklarının başında yapılan numaraları gördükten sonra İzmir'de bana iş kalmadı.” (Menderes Dönemi, Shf,107)

***

O zamanlar özel TV’ler olmayıp gazeteler de bir gün sonra geldiği için ilk seçimde olan tek olayı üçüncü gün duyabilmiştik.

 Olay Aslanköy kadınlarının Jandarma ile Konya Hükumet Konağı’nda ki Ağır Ceza Mahkemesi’ne getirilmesi idi Hükumet önü mahşer kalabalığına bürünmüştü.

“Nedir ne oluyor?” merakımız neticesinde. Mersin’e bağlı Aslanköy seçmenlerinin hepsi cesaretle DP oy pusulasını sandığa atmış olmaları ve gizli tasnif sonu beyanda CHP kazandı diye ilan edilmesi neticesi…

 Av tüfeklerini kapan köyün kadınlarının, sandığı jandarmanın da elinden alarak “Nasıl olur biz CHP’ye hiç oy atmadık” diyerek şehirdeki seçim ilgililerine vermelerinden kaynaklanmış.

Demek ki Türkiye’de sadece onlar, köylerinin adı gibi Aslan kesilmişler demokrasi aykırılığına?!

Tabii bu hareketi kanuna aykırı bulan Hükumet ilgilileri derhal Jandarma takviyesi ile köy halkını derdest edip Konya’da ki mahkemeye çıkarmış oldular.

Gün boyu ve geceye kadar devam eden sorgulama sırasında hükümet binası önünde topluca çömelme veya ayakta durdurulan aslan köylülere, Konyalılar kumanya vererek onların açlığını gidermeye çalıştılar.

Dava sadece o gün bitmedi tam üç buçuk yıl köylüler mahkemeye getirildiler götürüldüler.

Halk sessizdi kimse neye böyle oluyor münakaşasını bile etmiyor işinde gücünde devam ediyordu.

Dünya’da da hoş karşılanmayan ve tarihe geçen bu Demokratik(!) 1946 seçimi CHP’nin zaferi ile sonuçlanmıştı.

***

Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

Bu yazı toplam 5849 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.