1. YAZARLAR

  2. Ayşe Naz Çimen

  3. Değerli öğretmenlerimize
Ayşe Naz  Çimen

Ayşe Naz Çimen

Yazarın Tüm Yazıları >

Değerli öğretmenlerimize

A+A-

Ali ata bak.

Ayşe ılık süt iç.

İpek topu tut.

Hatırladınız mı?

Cümleler, kelimeler, harfler. Yazıyoruz, okuyoruz, anlıyoruz. Düşünsenize okuduğunuzu anlayamadığınızı, okuyamadığınızı, içinizden gelenleri yazamadığınızı.

Delirirdik herhalde.

Aklımızı, ruhumuzu, karakterimizi, mesleğimizi ve daha nice şeyi kimlere borçluyuz desem?

Ne cevap verirdiniz?

Eminim birçoğunuz öğretmenlere dersiniz…

Bir öğretmen çocuğu olarak, iyi bilirim o emektar çilenin mimarlarını.

Hele anne baba da öğretmense eviniz bir okul gibidir…

Kahvaltıyı işe geç kalma pahasına size zorla yaptıran bir anneye ve sabahları jilet gibi giyinip işe giden bir babaya sahip olursunuz…

Dışarıdan bakıldığında; ooo ek dersiniz var, çift maaşlısınız, yaz tatiliniz 3 ay, hafta sonlarınız var, ee emeklilik gelmiş para için mi çalışıyorsunuz hala, güneydoğuda 5 yıl kalmışlar sırf daha fazla para almak içi gibi saçma sapan dedikodularla, söylemlerle canlarını sıkarlar öğretmenlerin…

Bilmezler ki neler çektiklerini.

Bir kulak verin o zaman, öğretmen çocuğu olarak ben anlatayım biraz sizlere…

Küçükken size bakacak kimse yoktur, sabahçı öğlenci durumlarını çocuklarına göre ayarlamaya çalışırlar, hafta sonları sadece cumartesi günü dinlenirler fakat pazarları okula hazırlıkla geçer, hafta içleri yorgunluk had safhadadır zaten, onlarca öğrenciye boğaz patlatırlar, hepsini tanırlar ve ona göre diyalog kurarlar, çocuklarının veli toplantılarına genelde katılamazlar, eğitimci oldukları için kimi zaman çocuklarına da öğrencileri gibi davranırlar, yaz tatillerinde ya hastalıkla uğraşırlar ya da okul zamanı yapamadıkları işleri yaparlar, hep yatmazlar yani.

Ve para için değil; emekli olursak evde ne yaparız, biz eğitimciyiz, okullarda diriliriz, fidanlar yetiştiririz, ya erken bunalırsak ya hasta oluverirsek, vücut çalışmaya alıştı bir kere, tahta yüzü görmezsek içimiz rahat etmez dedikleri için 60 yaşında olsalar dahi çalışmak isterler…

Kimi zaman incitirler öğretmenleri…

Güneydoğuda fazla para alıyorlar ya o yüzden kalıyorlar orada derler, hadsizce konuşuverirler.

Ve bir öğretmen Diyarbakır’da, Batman’da, Tunceli’de şehit olduğunda ardından sahte gözyaşı dökerler…

Şanlıurfa’da bir köy öğretmenisiniz, düşünsenize çocukların çoğu Türkçe bilmiyor, anlaşamıyorsunuz.

Ve onlarla bakışarak, el ele tutuşarak, başını okşayarak sevginizi kalplerine işleyerek zamanla anlaşıyorsunuz…

Ve bir gün Tunceli-Pülümür yolunda arabanız taranarak, kaçırılarak şehit ediliyorsunuz.

Ardınızdan gözyaşı döken, sizi asla unutmayacak ve yüreklerinde hep bir acı olarak kalacak bir avuç miniği o topraklarda gurbete terk ediyorsunuz.

Tıpkı Necmettin Yılmaz gibi…

Diyarbakır Bismil’de 1993 senesinde, babanız gözünüzün önünde başından vuruluyor ve sizi köyün çıkışına dek sürüklüyorlar, üstünüz başınız paramparça, iki göğsünüze de beşer el silah sıkılıp 25 günlük bir öğretmenken şehit ediliyorsunuz. Tıpkı Neşe Alten gibi…

Yaptınız mı bir empati? Düşündünüz  mü kendinizi onların yerinde?

İşte bu cefaları çeken öğretmenlerimize son zamanlarda çok yüklenilmeye başlandı. Velilerin, öğrencilerin hiç saygısı kalmadı. En ufak bir gerginlikte öğretmeni rencide edecek her türlü kepazeliği yapıyorlar. İftiralar, yalanlar ve yıldırma politikaları ile öğretmenlerimizin haysiyetleri ayaklar altına alınmaktayken ‘’ PERFORMANS DEĞERLENDİRME SİSTEMİ’’ diye bir şey getirdiler.

Henüz yürürlüğe girmedi tabi.

Bu sistem yürürlüğe girerse, 900 bin öğretmenimizi  çok da güzel günler bekliyor olmayacak…

Performans değerlendirme sisteminde öğretmenler, her yıl öğrenci, veli, okul müdürü ve meslektaşlarının değerlendirmeleri üzerinden puanlar alacaklar. Ayrıca ülke çapında bütün öğretmenler dört yılda bir merkezi sınava alınarak mesleki açıdan ‘yeterli’ olup olmadıkları ölçülecek.

Diğer meslek gruplarına da 4 yılda bir sınav sistemi getirilsin o zaman, neden sadece öğretmenler?

Bizzat şahit oldum, 3 tane öğrenci ,velileriyle birlikte uyuşamadıkları bir öğretmene iftira atarak 2 yıl görevden uzak kalmasına neden oldular ve öğretmenin suçsuz olduğunu göreve yeni atanan bir savcı açığa çıkarttı. Ne fayda? Öğretmen sapık damgası yemişti bir kere…

Sınıf annesi seçilmedim diye BİMER’ e şikayet eden veliler mi dersiniz yoksa çocuğunu arka sıraya oturttu diye öğretmene tokat atan veli mi dersiniz, ne ararsanız var…

E hal böyleyken, bu sistemin faydalı ve objektif olacağını düşünüyor musunuz?

Öğrenciler belli zaten anlatmaya gerek yok. Öğretmene tüküreni mi, gözünün önünde makyaj yapanı mı, telefonlarıyla resmini çekip sosyal medyada yılın en adi hocası diye paylaşanı mı, çantasını teneffüste çöpe atanı mı ararsınız. Çeşit bol…

İdarecilere gelince, yüzlerce kripto FETÖ’cü olduğu yerde duruyor.8 yıldır makamında duran hiçbir yere gitmeyen idareciler var. 2009-2016 yılları arasında eğitim camiasında idareci olmanın yolu imam abilerinden geçiyordu. Tek tük milliyetçi, sol güruha sahip idareci getiriyorlardı, kendilerini çok belli etmemek için onların da eli mahkumdu zaten. Şu zamana dek şube müdürü, il-ilçe milli eğitim müdürünün görevden alındığını  pek duymadım. Milli eğitimde kabuklarına çekilen bazı idareciler var. Bir gün bunların da açığa çıkacağına canı gönülden inanıyorum…

Hal böyle iken; velilere, idarecilere, öğrencilere güvenip öğretmenlerimizin geleceğini onlara nasıl emanet edeceğiz?

Sıcak gündemden örnek vereyim.

Suriye’deki askerlerimiz için moral çalışması yapan bir öğretmen soruşturma geçirmenin eşiğinden döndü, düşünün. Velilerden ve okuldan izin belgesi olmasına rağmen yaptığı çalışmanın da okulun resmi sitesinde yayınlanması için il milli eğitimden izin istedi. Kendisine gelen cevapta bir tezatlık vardı, hakkını aradı, işin peşine düştü, mücadele etti, biraz sesini duyurmayı başardı ve sonuç ne mi oldu? “Öğretmen, velilerden izin almadan çocuklarla çalışma yapmış. Çocukları sosyal medyaya taşımak doğru değil, olay sıkıntılı”   açıklamasını bir gazetede yayınladılar, makamlarına gelen baskıyı azaltmak için masum ve idealist bir öğretmenin gururunu incitiverdiler .Buyurun, gelin de idareye güvenin şimdi… Bulunduğunuz makamlara gelmenizde emeği büyük olan öğretmenlerimize sahip çıkmamız gerekmez mi?

 

 

Bu yazı toplam 1767 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum