• Konya22 °C
  • Ankara20 °C
  • İstanbul23 °C
  • Karaman21 °C

Muallim Ayhan / Mürekkebin Döktükleri

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çocuk, Korku ve Eğitim

02 Haziran 2011 18:23
Korku tehdit eden tehlikelere karşı bir uyarı bir işarettir. Korku çocuğun yaşamında çok önemlidir. Korku bebeklik döneminde başlar. Şiddeti gittikçe artar ya da çoğalarak devam eder. Çocukluk ve gençlik dönemine kadar sürer gider.
 Çocuğa dışarıdan gelen tehlike akrep, böcek ısırması, köpek havlaması gibi korkular ve ya işlediği kabahatlerine bir bedel ödeyeceğini düşündüren ya da anne - babanın sevgi, ilgi ve şefkatini kaybetmesi korkusudur. İşte bu dışarıdan gelen tehlikelerle birlikte anne baba sevgisini, ilgi ve şefkatini kaybetme korkusu gerçek korkudur. Bebeklerde korku altı aylık dönemden sonra başladığı düşünülür. Bebekler korktukları zaman ağlayarak, emekleme döneminde ve sonrasında koktuğu nesneden hızlıca kaçmak ve uzaklaşmak, uzaklaşırken de çok korktuğunda, ağlama ile olarak ortaya koyarlar. Ya da gerçek korkunun diğeri de; işlediği kabahati ebeveynin, öğrenmelerini istemediği için yalana başvururlar. Çocuk tehlikelerden kaçarak uzaklaşır ve kabahatin bedelini ödememek için yalana başvurur.
 Çocukta bu gerçek korkunun yanında gerçek olmayan hayali korkulardır vardır. Bu korkular fobiye dönüşse de çocuk büyüdükçe azalır ve tamamen kaybolduğu düşünülse de tedavi görmesini gerektirecek durumlar da ortaya çıkar. Ya da devam ettiği görülür. Bir anekdot; ‘Ortaokul birinci sınıfı bitirdim diyordu K..bağ yolunda yürüyorum.’Hep derlerdi ‘sen ağabeyin gibi korkak değilsin’ Gece bir yere gidilecekse beni gönderirlerdi. Bir gün yolda gidiyordum. İlk defa o kadar büyük yılan gördüm. Ve diken bölüğünün içine düşüp bayılmışım. Ayıldığımda elime, yüzüme dikenlerin battığını ve elim, yüzüm, kan içindeydi. Önceden de yılan görmüştüm ama bu gördüklerimin karşısında san ki dev gibi bir yılandı. Şimdi yılan ismini duysam dahi tüylerim ürperir.’ Yılan korkusunu hemen hepimiz çocukken yaşadığımız korkulardır. İki altı yaş arası, hava gürlemesinden şimşekten, hayvanlardan ve hayali olan yamyam, öcü, cadı, hortlak, karanlıkta ev ve odada, yolda, bahçede bizi bekleyen öcüler vardır. Karanlıkta eşyaya değişik değişik şekiller veren çocuk. İki beş yaş arası, hayal gücüyle hayali varlıklar üreterek endişeye kapılma ve onlardan korkar. Korkudan kurtulmanın yolları, çocuklar ağlayarak, vaveylalar kopararak büyüklere yardım sinyali göndeririler. Eğer emekler ve yürüme döneminde ise kaçmak büyüklere yardım sinyalini siren sesi gibi acı acı ağlama ile ya da çığlık atarak, bağırarak göndeririler. Eğer korku kabahatten dolayı ise çocuk bu defa inkâr veya yalan söyleyerek, korkudan uzaklaşmak ve kaçmak ister. Burada ebeveyn sevgisini kaybetmekten korkar. Onların kendine olan güvenin, saygının, ilgi ve alâkanın kesileceğini düşünür. Bazen de bu çocuklar korktuğu şeyden kurtulmak için saldırgan olurlar. Korktuğu hayvana insana sert bakarlar. Suçunu ebeveyne söyleyecek akranına karşı şiddet kullanır. Hatta korktuğu böceği ayaklarının altında iyice ezerler. Korkular eğer fobiye dönüşür ve fobinin devamında ileriki yaşlara da uzanırsa. Hayatı etkileyecek boyutta olursa bir psikologa gidip tedavi görmesi gerekir. Çok insan görürüz, gece köyde arazide dolaşırken ıslık çala çala yürüyor. Çıkardığı ses ona güven veriyor. Ben çok kişiyi tanırım, gece mezarlığın yanından karanlıkta geçemez. Korku çocukta kalıcı izlerde bıraka bilir. Korkan çocuğun gösterdiği tutumlar altını ıslatmak. Konuşurken kekeleme, kakasını kaçırma, yalan söyleme gibi davranışları ortaya çıkar. İlk gençlik çağlarında terleme, şaşırma, sakarlaşma, nefes tutma, kaskatı kesilme, canı çıkacak gibi olması ve canı gırtlağında toplanması gibi belirtileri görülür. Bir anekdot;
 İlk defa yurtdışından köye gelen D.. beş yaşındayken; ineğin üzerine möö diye böğürmesi sonucu korkudan kekelemeye başlamış. Ve kekelemeyi düzeltmek için yıllarca psikologa gidilmiş. Uzun süre tedavi gördüğü halde. Çocuk tamamen kekelemeyi düzeltememiş. Karanlıktan korkma; Altı yedi yaşlarında tarladan gelen. Z.. hayalinde eşyaları değişik değişik görmüş korkmuş ve o korkuyu büyüyünce de atlatamamış. ‘Ben kesinlikle evde yalnız yatamam ve evde yalnız kalamam. Diye söylemektedir. Ya da bütün ışıkları yakarım öyle uyurum, yoksa evde duramam diyor.’
Korkan çocuklar korkularını dışa vurdukları gibi bunun yanında çekingen ve cesaretsiz olurlar. Korkuları çocuğun aptal olmasına neden olabilir. Alıngan hatta duygusal çocuklar konuşmaktan da kaçınırlar. Sebebi ise hata yaparım, karşı taraf, bir laf söyler diye doğru bildiği, hatta başaracağı bir işi dahi yapamam deyip ya da susarak çekingen olurlar. Çocuk aptal olur. Buna yalancı aptallık da dense, sınıfta öğretmenden, korkan çocuk yanlış yaparım ya da öğretmen beni döverse diye şaşırıp kalmakta, bildiğini de unutmaktadır. Benim çocukluğumda öğretmenler sopayla derse gelmekteydi. Zaten sopayı gördükçe konuşmaya takatimiz kalmazdı ama ne olur bizi tahtaya kaldırmasın diye içimizden bildiğimiz duaları okurduk. Bu yüzden bir eğitimci olarak sınıfta kesinlikle dayağın karşısındayım. Çünkü çocuğa öğrenilmesi için yeterli süreyi öğretmende programda vermelidir. Çünkü her çocuğun algılaması ve öğrenme süresi aynı değildir bu yaratılış farklılığıdır. Yaratıcı bunu böyle yaratmıştır. Eğitimci ‘derle ya sabır taşı olacak’ öyle olmalıdır.
 Çocuğun kendi hayal dünyasın ürettiği korku yetmiyormuş gibi birde ebeveynin korkutması bunun üzerine tuz biber olur. Maalesef çocuklarımızı daha bebeklik döneminde ebeveyn korkutmaya başlar. ‘Mamanı ye yoksa havhav gelir yer. Bir çocuk mamasını yememiş öcüler onu alıp gitmiş. Yemeğini yemezsen seni bırakır, başka çocuk alırım. Senide öcülere veririm. Sürekli korkuyla büyüyen bir çocuğun, gelişimi sağlıklı olmaz. Sürekli korkuları pekiştiririz. Endişeli olur kendine güven duygusu gelişmez. Çocuklara anlatılan masallar ve öyküler çocuklarda korku oluşturur.
Yıllar öce son dersteyim hava erkenden kararıyordu.İkinci sınıf çocuğu H.. sınıfta tedirgin oluyordu. Okul köyün içinde olmasına karşın çocuk tedirgin oluyordu. Çocuğa sordum’ niye tedirginsin’ ‘hava karadı öğretmenim kurtlar yerse diye korkuyorum’ dedi. ‘Bu nereden çıktı dedim’. Çocuğu yatıştırdım güven duygusu verdim. Biraz araştırdım. Evin altını üstünü getirmişler. Anneleri de bunlara bir uyduruk kurt masalı anlatmış. Ama çocuk iyice korkmuş.
 ‘Yaramazlık yapan iki çocuğu annesi dışarı kapamış. Sonra birden uykusu gelmiş. Uyuya kalmış. Sabah bir baksa çocukların elbiseleri kan içinde kapının önünde ikisini de kurt yemiş.’
Bizi de korkuturlardı uzaklara gitme kötü adamlar kaçırır. Kollarını bacaklarını keserler. Sonrada dilendirirler diye. Ben bu korkuyu belirli yaşa gelene kadar yaşadım. Çocuk yirmi aylıktan sonra tehlikeleri seze bilir. Çocukları korkutarak, korkunç, öykü ve masallar ve televizyonda cinayet filmleri ya da çocukların yanında sürekli kaza haberleri seyretmeyle çocukların güvenli bir dünyada değil her taraftan tehlikelerle sarılmış bir dünyada yaşadığı hissine kapılır. Maalesef çocukları korkuturken onların neler hissedip neler düşündüğünü dikkate almayız. Korkan çocukları korkularından dolayı alaya alma ya da eleştirmeyle değil de ona güven sevgi yanında olduğunu kendine güvenme duygusu aşılamayız. Çocuklarımıza korkmayı değil anlamayı öğretmeliyiz. Koyundan keçiden köpekten korkan bir çocuğa onunla oynayan çocukları gösterebiliriz. Kazlardan ve hindilerden, korkan çocuğa da onlarla oynayan çocukları göstere biliriz
Çocuğu sürekli tehdit edersek çocuk bizimle savaş haline geçer. Ve kendini savunmaya girer. Çocuklarımıza korkmayı değil anlamayı öğretmeliyiz. Evet, tehlikeden kaçmayı öğretirken korkmayı değil anlamayı öğretmeliyiz. Korku paniği arttırır panik ise hata yapmaya hata ise tehlikenin kendisidir. Ebeveyn yüksek sesle salıncaktan düşeceksin elini bırakma diye çocuğa bağırınca çocuk panikle bırakır düşer. Bura da sabırsızlık yapmayıp da çocuğun yanına gidip tutsa. ‘Çocuğa salıncaktan sıkı tut, yoksa düşersin’ diye usulca söylese çocukta panik yapmayacak, dediğini de uygulayacaktır. Korkmayı değil tehlikeyi anlamayı öğretmeliyiz.
Bu yazı toplam 2135 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
  • GÜNDEM
  • İLÇELER
  • 3. SAYFA
  • BÖLGE







  • Hakan Şükür, Polis Ailelerini Ziyaret Etti
  • Muş’ta İsrail Protestosu
  • Hatay'da Kaçakçılık Operasyonundan 25 Kişi Tutuklandı
  • Hsyk Yaz Kararnamesi Resmi Gazete’de Yayımlandı
  • Slovenya Cumhurbaşkanı Türkmenistan’ı Ziyaret Etti


KONYA DÜĞÜNLERİ


Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Merhaba Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 350 04 44 / Faks : 0332 353 43 36 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA