1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. Çilenin Bittiği Gün
Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Çilenin Bittiği Gün

A+A-
GÜNÜN SÖZÜ
Hiçbir işte istikbal yoktur. İstikbal işe sahip olan kişinin elindedir.

DÜNYADAN
Çilenin Bittiği Gün

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dış Basın Birliği’nin davetlisi olarak Kıbrıs’ta ‘Barış ve Özgürlük’ harekâtının ilk adımı olan ve adada yaşayan halkın da desteği ile 20 Temmuz 1974 günü kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaptığı çıkarmanın 35. yıldönümü kutlamalarına katıldık.
‘35. yıl’ etkinliklerine katılmak için Konya’dan yola çıktığımızda sabahın ilk ışıkları da yavaş, yavaş kendisini hissettirmeye başlamıştı.
Mersin Taşucu’na vardığımızda sıcak hava iyiden iyiye etkisini artırmış, bizi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne götürecek olan Deniz Otobüsü’nün hareket saatini sabırsızlıkla beklemeye başlamıştık.
Saat 12.30’da hareket edeceğimiz kesinleşince limanda hareketlilikte başladı. Sıcaklık ve sıra kuyruğunun verdiği stresle pasaport kontrol yerinden ayrılıp deniz otobüsüne binince biraz rahatladık.
Mehmetçiğin, Kıbrıs’ta yaşayan halkın huzur ve barışı için kanını verdiği adaya yolculuğumuz başlamıştı. Önce Girne’ye vardık.
Giriş işlemlerinin ardından bizi 4 gün misafir edecek Girne Öğretmenevi’nin yolunu tuttuk. Bunaltıcı sıcak hava ve nem bize; ‘hoş geldiniz, iyi ki geldiniz’ diyordu.
Kıbrıs Türk halkının Rum vahşetinden iyice bunaldığı ve  ‘Hadi gelin artık’ diye sabaha kadar hasretle beklediği Mehmetçiğimizin hazırlık yaptığı 19 Temmuz gecesinin anısına olan kutlama bizim de katıldığımız ilk resmi programımız oldu.
KKTC Meclis Başkanı Hasan Bozer’in MALPAS OTEL’de verdiği resepsiyon Türkiye’den kutlamalara giden heyetleri de buluşturdu.
Kıbrıslı Türklerin anlattığına göre 19 Temmuz 1974 gecesi aslında Kıbrıs’ta Türk halkının çilesinin dorukta olduğu geceydi.
Meclis Başkanı Bozer’in programı o gün yaşananları da hatırlatıyordu.
Biz, Girne Nurettin Ersin Paşa Camii’ne gitmek için program tamamlanmadan ayrıldık.
20 Temmuz sabahı ‘Türk Yıldızları’ bizi uyandırdı.
Türk Yıldızlarının kısmi gösterisi bizi uykudan, anne şefkatiyle söylenen “Kalk oğlum sabah oldu’ sözleri gibi uyandırdı.
‘20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’ kutlamaları için Lefkoşe’ye geçtik.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda çilenin bittiği günün üzerinden geçen 35. yılı kutlamak için toplanmıştı.
Hepsinin gözü parlıyor, Mehmetçiğin yanlarında olduğunu unutmuyorlardı.
Kıbrıslı Mehmetçik gösterisini yaptı. Paraşütler tören alanına inerken Türk Yıldızları yine nefes kesen gösterileri ile kendilerini hepimize ayakta alkışlattı.
Çilenin bitiği gün başkaydı.
Kavurucu sıcağa rağmen halk tören alanında Mehmetçiğini alkışlıyordu.
Türk Savaş Gemileri Girne limanındaydı. Çıkarmanın ilk yapıldığı yerden bizi gözetliyordu.  Selam verdik.
Kıbrıs Türk’ünün 35 yıl önce yaşadıklarını dinlerken öyle üzüldük ki, gözlerimizin dolduğunu gizlemek için bakışlarımızı kaçırıyorduk.
Ama 20 Temmuz sabahı öyle rahattık ki: Mehmetçik aramızda, Savaş gemilerimiz yanımızda, Türk Yıldızları üzerimizde hep bizimle birlikteydiler.

SPOR DÜNYASINDAN
Başarmak Onların Görevi

Bu köşemizde spordan hiç yorum okumamışsınızdır. Çünkü spora, siyaset ve günlük olayları takip ettiğimiz kadar yakın değiliz.
Takım tutuyoruz ama takip işini o kadar içtenlikle yapmıyoruz. Belki de spor servisindeki arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiyle yetiniyoruz.
Önce Konya Şekerspor’un Yönetim Kurulu başkanı Yavuz Erence’nin daveti ile Şekersspor’un ‘Sezon açılış’ törenine katıldık.
Erence, teknik heyet ve futbolcularla ‘abi-kardeş’ ilişkisini çok güzel geliştirmiş bir isim. Tören esnasında yaptığı açıklamalar ve davranışları bunu çok açık bir şekilde yansıttı.
Hedef olarak da, şampiyonluğu gösterdi.
Geçtiğimiz hafta içerisinde de Konyaspor Yönetim Kurulu Başkanı Bahattin Karapınar ile yönetim kurulu üyesi dostum başarılı iş adamı Celalettin Yılmaz ve Avukat Cengiz Yönet ile Meram Belediye Başkanı Serdar Kalaycı’nın makamında bir aradaydık.
Tesadüfen karşılaştığımız Konyaspor Yönetimi başkan Kalaycı’ya Konyaspor forması ile atkısını hediye etti.
Bahattin Karapınar’ı 1986 yılında Toptancılar Çarşısı Gövyer Sokak’tan tanırım.
Kendisi dahil yönetimdeki 21 kişilik ekibinin de tamamını tüm Konya tanır.
Konyaspor yönetiminde yer alan genç isimlerin hepsi bir birleriyle çocukluk arkadaşı. Hepsi de ticaret adamı. Ticaret alanında bu güne kadar başarısızlıkları yok diyebilirim.
Karapınar, Serdar başkanla sohbet ederken, biz de yan yana oturduğumuz Celalettin Yılmaz ile sessiz, sesiz muhabbet ettik.
Konyaspor’u düştüğü yerden çıkarmak için kararlı olduklarını gördüm. Ancak bu yolda tüm Konyalıların maddi ve manevi desteğine ihtiyaçları olduğu aşikar.
Celalettin’in söylediklerinden çıkan mesaj şu:
“Hedef: ‘Yiğit düştüğü yerden kalkar’ atasözünü gerçekleştirmek. Bu yönetimin hepsi belki futboldan çok iyi anlamaz. Ama ‘kim neyi iyi yapar’ onu çok iyi bilirler. Bir birlerinin sorumluluk alanına girmez, insan ilişkilerini çok iyi yürütürler. Başarmak için kararlı bir şekilde yola çıktık.”

FIKRALARDAN SEÇMELER
Hepsi Bu Kadar mı?

Küçük Ayşe, annesiyle birlikte teyzesine ziyarete gider. Hoş sohbetten sonra eve dönüş hazırlığı yaparlarken teyzesi Ayşe’ye 5 TL verir. Ayşe’nin umursamadan parayı cebine koymasından sonra annesi Ayşe’ye seslenir:
- “Kızım teyzene ne demen gerekiyor.”
Ayşe yine sessiz kalır.
- “Annesi teşekkür etmen gerekmiyor mu” der.
Ayşe yine sessiz kalınca annesi dayanamaz. “Kızım baban bana para verince ben ne diyorum” diye çıkışınca Ayşe seslenir:
- “Hepsi bu kadar mı” dersin. 
Bu yazı toplam 3680 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.