1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. Cem Vakfı’nın yeni müfredat taslağı
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Cem Vakfı’nın yeni müfredat taslağı

A+A-

Cem Vakfı, hazırladığı din kültürü dersi yeni müfredat taslağını Milli Eğitim Bakanlığı’na göndermiştir. Dosyayı inceledim.  Özet olarak şöyle diyor: “Türkiye'de inançsal çeşitliliği yansıtacak ve ebeveynlerin felsefi görüşlerini dikkate alacak şekilde yeniden düzenlenmesi ve dersin zorunlu olmaktan çıkartılması gerekir.

Söz konusu vakfın, Din kültürü dersi yeni müfredatında yer almasını istediği önerilerden bazıları şöyledir: İlkokul 4. Sınıftan itibaren Alevilikle ilgili bilgiler verilmeli. ‘Bismillah’  kavramıyla birlikte ‘Bismişah’ kavramı da açıklanmalı. Cami’yi tanıyalım konusunda ‘Cemevi’ni tanıyalım konusu da eklenmeli. ‘Namaz’ kavramının yanında ‘Cem’ kavramı da anlatılmalı Dualara Ehlibeyt’ten dualar da eklenmeli. Dini Bayramlar kısmına ‘Gadir Hum Bayramı’ da eklenmeli. 

Geçen hafta köşemde söylediğim gibi Aleviliğin, Şia ve ehli Beyt ile hiçbir ilgisi yoktur. Materyalist ve ateistlerin Alevilik adı altında geliştirdiği felsefi görüşten başka bir şey değildir. 

Şia’nın ve Ehlibeyt’in görüşleri, Mezhepler Tarihi, Akaid ve Kelam derslerinde, Caferi Mezhebi Fıkıh derslerinde asırlardır okutulmaktadır. İlahiyat Fakültelerinde ise geniş bir şekilde okutulmaktadır. Alevilik, bir mezhep değil, Şiilik ve Ehlibeyt gibi İslam dininin bir kolu da değildir. Yerel bazı dini figürlerin ve kültürün karışımı felsefi bir görüştür.

 Din Kültürü dersinin zorunlu olmasının sebebi,  teröre karşı bir panzehir olması içindir. 12 Eylül darbesini gerçekleştiren zihniyetin amacı buydu. O denemde liselerde iki saat olmasını karanlık eller engellemiştir.

Türkiye’nin kahır-ekseriyeti Müslüman’dır. Bu sebeple dersin zorunlu olmaktan çıkartılmasını istemek büyük bir cüretkârlık ve bu yüce milleti hafife almaktır.

Müfredatın, Türkiye'de inançsal çeşitliliği yansıtacak ve ebeveynlerin felsefi görüşlerini dikkate alacak şekilde yeniden düzenlenmesini istemek ise Besmele’nin ve namaz dualarının öğretilmesine ve Camilerin tanıtılmasına, Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin hayatını kısada olsa anlatılmasına tahammülsüzlüktür.

Söz konusu vakfın, yukarıda geçen önerilerini dikkatlice okursanız görülür ki, vahiy mahsulü İslam dininin kavramlarıyla mesnedi olmayan uydurdukları kavramlarla bir tutmaya çalışmaktadırlar. Bu ne cüretkârlık be ne tahammülsüzlüktür.

De ki: Bizim inançlarımız da  müfredatta yer almalı. Sosyoloji dersinde okutulmalı. Buna kimse bir şey demez. Bir şartla, Alevilik adı altında değil de başka bir ad altında olur.

Hz. Ali (r.anh) Halifedir, halife, ümmetin halifesidir. Kendi mahalli ritüellerinizin ve kültürel görüşlerinizin karışımı bir felsefi düşünceyi Hz. Ali’nin ismini kullanarak sunmanız Hz. Ali’ye bir bühtan olur. Yahu Alevilik adı altında geliştirdiğiniz kavramların Hz. Ali ile ne ilgisi var, siz hiç mi akletmiyorsunuz, siz hiç mi düşünmüyorsunuz? Siz bu ad altında dünyayı kandıracağınızı mı sanıyorsunuz? Kendiniz akıllı, el âlemi sersem mi sanıyorsunuz? Deve kuşu gibi kafanızı kuma sokmakla sadece kendinizi aldatırsınız. Evet, sadece kendinizi aldatırsınız.  Bunu ne zaman kavrayacaksınız?

Sonuç olarak diyoruz ki:  Liselerde okutulan din kültürü dersi haftada iki saate çıkartılmalı, bir saatte öğrenciye pek bir şey verilemez. Bunu Bakanlığımız çok iyi biliyor. Hoşça kalın.

Bu yazı toplam 817 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.