1. YAZARLAR

  2. Mehmet Ali Uz

  3. Cehaletin Böylesi Ancak Medyada Olur
Mehmet Ali Uz

Mehmet Ali Uz

SOHBET
Yazarın Tüm Yazıları >

Cehaletin Böylesi Ancak Medyada Olur

A+A-
Yazılı olsun, görsel olsun medyanın önemi asla tartışılamaz. Günümüzde toplumu medya bilgilendiriyor, medya yönlendiriyor. Millet onunla yatıyor, onunla kalkıyor. İnkâr etmek mümkün mü? Zaman zaman televizyonlarda çok güzel programlar yapılıyor, gazetelerde faydalı yazılar çıkıyor. Ama bazen de evlere şenlik cehalet örnekleri sergileniyor. Bazıları da insanı çileden çıkarıyor.
Hani bir zamanlar manşet atmışlardı; “Bu yıl hac, kurban bayramına rastladı” diye. Bazıları bunun gibi şeyler…
Geçenlerde geç vakit televizyon kanallarını karıştırırken bir kanaldaki program dikkatimi çekti. Program yöneticisi meşhur bir televizyoncu. Konukları ipe sapa gelmez laflar ediyor. İçlerinden birisi de akademisyen. Al birini vur ötekine,  sivri adamlar. Sivri ve tutarsız laflar ediyorlar.  Konuşmalarından insan rahatsız oluyor. Bilgileri kulaktan dolma olduğu hemen anlaşılıveriyor. Böyle adamları mumla arasınız bir araya getiremezsiniz.
Bir ara konuşma sırasında mahalle mektebi lafı geçti. Program yöneticisi, “Yani Kur’an Kursu” dedi. Muhatabı itiraz edecek gibi oldu, ama arkasını getiremedi.
Sıbyan, mekteb-i sıbyan, taş mektep, muallimhane  adları ile de geçen mahalle mektepleri, Selçuklu’dan Osmanlı’nın son dönemlerine kadar görevini yerine getirmiş bir eğitim kurumudur. Burada eğitim çok küçük yaşlarda başlardı.  Doğruları, yanlışları ve eksiklikleri ile tarihe karıştı.
Bina olarak en mükemmelleri payitahtta yapıldı.  Bunların pek çoğu vakıf eserlerdi.  Tarih boyu mahalle mektebi hocaları en bilgili insanlar arasından seçildi.
Mahalle mekteplerinde Kur’an-ı Kerim yanında ilmihal yani din bilgisi, Osmanlıca okuma-yazma, hesap ve tarih dersleri gibi dersler de okutulurdu.
Bazen mahalle mektebi hocasının gücüne göre, talebe hıfzını da mahalle mektebinde tamamlar, isterse bundan sonra yüksek tahsil kurumu olan medreseye devam ederdi. Veya medreseye başlamadan önce bir üst seviyede kıraat ilmi eğitimi veren daru’l-kurralardan birisine giderdi.
İyi bir mahalle mektebi tahsili gören bir genç, devlet dairesinde işe girebilir ve zamanla mesleğinde yükselebilirdi. Mahalle mektepleri, günümüz ilkokullarının muadili olmakla beraber, bazı konularda daha fazla bilgi verilirdi. 
Abdülhamid Döneminde eğitimde büyük yenilikler yapıldı. Mahalle mekteplerinin yerine iptidailer, ortaokul karşılığında rüştiyeler, lise muadili olarak da idadiler açıldı. İdadiler sonradan sultani adını aldı. Sultaniler de Cumhuriyet döneminde Lise adını aldı. Osmanlı döneminin yüksek tahsil kurumu durumunda olan medreseler, 1924 yılında kapatıldı. Darü’l-l-fünunları üniversiteler takip etti. Günümüzde üniversitelerin sayısı yüzleri aştı.
Osmanlı Dönemi eğitim kurumları ile kabataslak ve özet bir bilgi vermeye çalıştım. Maksadım mahalle mekteplerinin bir Kur’an kursu olmadığını vurgulamaktı. 
Televizyonlarda programlar yapan, memleketi yönlendirmeye çalışan insanların, önemli konularda az çok  bilgi sahibi olmaları, halka yanlış bilgi vermemeleri gerekmez mi? 
Zaman zaman böyle bilgi yanlışlarına rastlıyor insan, ama gülüp geçiyor. Bazen bu bilgi yanlışlarının birileri tarafından düzeltilmesi gerekiyor.
 Bu sohbetimizle bir medya cehaletine örnek vermek istedim. 
Bu yazı toplam 4914 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.