1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Çanakkale Geçilemez Dediler
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Çanakkale Geçilemez Dediler

A+A-

Bu gün öncelikle Gelibolu da heybetli Çanakkale anıtı ve civarında Çanakkale’yi geçemezsiniz diyen şehitlerimizin anısı için…
Halkın yanında, devlet ricalinin de hazır olduğu törenler gece gösterileri bir festival içinde geçecektir herhalde
 Bu şenliğe dedelerinin niçin savaş etmeye geldiklerini hâlâ tuhaf karşılayan Avusturya ve Zelandalı Anzak’lar da her yıl olduğu gibi bu gün de gelip iştirak edecekler sanırım.
Bunları yazarken eski yıllara gitti yine bizim bellek
Bir rivayete göre İngiltere ile dostluk imzalandığı(!) için Churchill ismi bile geçmemesi istendiğinden anı yapılmamış.
Bizim öğrenciliğimizde MTTB ne Çanakkale’ye anı yapmak için gidecek gençler için Vapur tahsis edilmişti.
Edilmişti ama gençler anı yerine gemide ahlaka aykırı işlemlerle meşgul olup şehitlerin kemiklerini sızlatınca bir daha gemide tahsis etmediler.
 Zaten o zamanlar İngilizlerin Anzak şehitleri için yaptığı devasa anıttan başka hiçbir düzenli şehit kabri bile yoktu.
Gezim sırasında savaş alanını ziyaret ederken, bir emekli öğretmen, başında olduğu Yusuf onbaşının kabri için yardım topluyordu.
Onbaşı Yusuf bir manga yani on askerle tabyadan attığı toplarla şehit oluncaya kadar gemileri geçirmemiş bir şanlı şehidimizdi.
Bu günkü anıt da DP iktidarında yapılmıştı.
***
O günler geride kaldı. Şimdi şehitlerimize yakışır anma törenleri yalnız Gelibolu havzasında değil.
Bütün Türkiye’de anı, şiir okumalar, konferanslar tiyatro ve film gösterileri yapılmakta.
Anıları burada bırakalım da Çanakkale savaşı nedir bir hatırlayalım.
***
Asırlarca Osmanlı Devletini yok etmek veya sömürgeleri altına almak özlemlerini bir türlü içlerinden çıkaramayan yedi düvel…
1914 yılında başlayıp bizim aklı evvel Enver Paşa ve şürekâsının izni ile Karadeniz’e açılan Alman gemilerinin, Sivastopol’ü toplamaları ile harbe sokulmamız üzerine…
“Zamanı geldi” düşüncesiyle. Çanakkale boğazından süzülerek geçip İstanbul’u istila etmek arzusunda oldular.
Bu istem içinde harekât planı hazırlayan İtilaf devletleri…
Sadece kendi askerlerini değil… Uzaklarda ki sömürgeleri Avustralya ve Zelanda’dan asker toplamakla kalmayıp en kuvvetli büyük savaş gemilerini de fora ederek Ege’yi geçmek suretiyle, Çanakkale boğazında kümelenmişlerdi.
Boğaz’a iyice yaklaştılar…
Yaklaşmaları ile o ana kadar sessiz duran Tabyalarımızın ateşi ile karşılaşıverdiler.
 Tabyalarda ki topa yerleştirecek 214 Kg. lık bombayı kaldırmak için vinç bile yotu ama
Seyit onbaşının ellerini şöyle bir topraklayıp ağır topu avuçlayıp kaldırıvermesi ve Allah’ın verdiği kuvvetle sırtlayıp hayretler içinde topun yuvasına koyması ile kahraman Seyit onbaşı ve beraberliğindeki Mehmet çavuş ile mermiyi tam isabetli atış yapmayı başardılar.
Tabyalarda ki tüm Mehmetler her zorlukla karşılaşırken kükreyiverdiler.
Evet, akşama doğru, güm sesleri ile ortalığı gürültüye boğan toplarımız. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından düşman gemilerine karşılık verdi. İsabetli vuruşlar alan düşman oldukça bocalayıp geri çekildi.
***
Ege Denizi’ne çekilen, müttefikler de diyebileceğimiz İtilaf yani “anlaşma ve uyuşma” içinde olan ve başını İngiltere ile Fransa’nın çektiği kuvvetler Gelibolu Yarımadası batısına giderek pineklemiş görünümündeydiler.
Pinekleme durumundan kuşku duyan Osmanlı kuvvetleri. Onların bir kara harekâtı yapacağını sezinleyerek tedbirler almaya başlamıştı.
Böylece karadan savaşarak, Anafartalar ismini alan savaşa girişileceği anlaşılırken, düşmanın nereden çıkarma yapabileceği de tartışılmıştı.  
Düşmanın, Osmanlı kuvvetleri komutanlarından Mustafa Kemal Paşa, Kabatepe ve Seddülbahir’den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydiler. 
Alman komutanının görüşü ağır bastı ve askerler o yöreye yerleştirildi.
Bu arada bir hayret edilecek olayı anlatmadan geçemeyiz.
Yusufçuk Tepe Müttefik topçusunun ateşi altına alındığında buradaki fundalıklarda yangın çıkar.
Yangın arasında kalan 32. Alay zorunlu olarak tepenin gerisine çekilir. Ancak, Yüce Yaradan’ın hikmeti olacak ki!.
Rüzgâr birden yön değiştirir ve yangın, İngiliz birliklerine doğru esip onlara doğru ilerleyince İngiliz askerleri zorlukla denize kaçarak geri çekilir. Türk birlikleri de tepeye yerleşir.
Bu savaş sırasında buna benzer bazı oluşumlar olduğu söylenir. Örneğin Mehmetçik toplu namaz kılarken hücum etmeye kalkan düşmanın önüne birdenbire sıcak bir sis gelmesi ile ricat ettikleri de söylentiler içindedir.
İşte Yüce Yaradan’ın izni şehit ve gazilerimizin azmi ile yedi düvel kös kös çekildi gitti.
Nur içinde yatsınlar…
***
Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

Bu yazı toplam 5698 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.