1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Câmilerimizin ve din görevlilerimizin durumu
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Câmilerimizin ve din görevlilerimizin durumu

A+A-

Öncelikle geçen hafta yitirdiğimiz 8 vatan evlâdı şehidimize Cenâb-ı Hakk’tan engin rahmetler niyaz ediyor hem kederli âilelerine hem de milletimize baş sağlığı diliyorum. Vatan hâini teröristlerin gerçekleştirdiği bu kalleş saldırıyı nefretle kınıyorum. Türk silahlı kuvvetlerinin bu alçaklığı misliyle ödeteceklerine yürekten inanıyorum. Alçak, hâin, kalleş teröristlerin soyu tükeniyor, tükenecek inşaALLAH hatta kökleri kuruyacak ama ‘Biz bir ölür bin diriliriz’ elhamdülillah. Bunlar da geçecek az kaldı. O yiğitleri yetiştiren anaların ellerinden hürmet ve edeple öpüyor, ‘acıları acımızdır’ diyorum efendim.

Bilindiği üzere geçen hafta ‘Câmiler ve Din Görevlileri’ haftası idi. Bu hafta ile ilgili düzenlenen etkinliklerde, devletin en yetkili ağızları bu husustaki görüş ve fikirlerini, temennilerini dile getirdiler. Bizler de uzun zamandır bu hususta yazmak istiyorduk bu vesileyle yetkililerin serzenişlerine biz de eklemlenmek arzusundayız.

İlgililerin de belirttiği üzere ülkemizde 14o bin gibi bir sayıda din görevlisi mevcut. Bunlar kendilerine belirlenen rotanın dışına çıkmadan rutin görevlerini icra ediyorlar. Zaman zaman Filistin, Pakistan, Somali, Açe, Arakan, Haiti gibi yurt dışında değişik bölgelerde irşad ve yardım faaliyetleri sürdürüyorlar. Yurt içinde de ibâdet merkezlerinde halkın dînî ihtiyaçlarını karşılayıcı çalışmalar gerçekleştiriyorlar. Bunlar pek tabi güzel hizmetler. Ancak;

Diyânet bunca gelişmiş imkanlara rağmen bunca değişen başkanlara rağmen elle tutulur, gözle görülür, kalben fark edilir icraatlara maalesef imza atamadı. Hâlâ eski klasik yöntemlerle faaliyet yürüten Diyânet’in son günlerde en çok göz dolduran çalışması Câmiler bünyesinde başlatılan ‘4-6 yaş gurubu ana okulları’nı devreye sokma çalışması oldu. Bu hakikaten mükemmel güzellikte bir hizmet ve zaman içinde semerelerini pozitif yönde toplayacağız inşaALLAH.

Fakat toplum genelinde bekliyoruz ki yıllardır kimsesiz, öksüz ve boş bırakılan Câmilerimize gelen cemaat çoğalsın, Câmilerde insanları bilhassa da gençleri irşad çalışmaları gerçekleştirilsin. Gençler arasında ‘ateizm, satanizm ve son günlerde iyice artan deizm’ sapkınlıkları yaygınlaştı. Diliyor ve istiyoruz ki câmilerde engin, aydın, geniş bilgi donanımına sâhip görevliler tarafından yapılacak fikir aydınlatmalarıyla gençlerdeki bu sapkınlıklar bitirilsin, izâle olsun. Genç rûhu zenginleştiren, gönle huzur veren Câminin mânevî atmosferi içinde hemhal olsun, zihnindeki bütün menfi fikirlerden arınsın, İalâm’ın güzellikleriyle tanışsın. Genç koşarak, isteyerek büyük bir aşk ve şevk ile Câmiye gelsin. Câmiler ilim-irfan-mâneviyat yuvaları olsun. Câmilerimizde halka ve gençlere açık ‘tefsir, siyer, hadis okumaları’ yapılsın. Câmilerin kapısı asla kapalı kalmasın. Câmilerimiz her dâim problemi olan, sorusu bulunanın gelebileceği nezih zeminler olsun. İmamlar, hoca efendiler canla-başla bu görevlerini ifâ etsinler. Biz bunu istiyoruz… Fakat heyhat!!!

Bâzı istisnâları çıkararak din görevlilerin çoğunun görevlerini maaş endeksli yaptıklarını müşâhade ediyoruz. Geçtiğimiz senelerde Kıbrıs’ta bulunmuştuk. Orada bırakınız vakit namazlarını Cuma günleri dahi kapısı açılmayan Câmilerimizin olduğunu esefle gördük. Kendimiz gidiyoruz namaz kılmaya Câmi kapalı, ‘niye kapalı?’ diyoruz ‘cemaat yok’ diyorlar. O zaman cemaat yoksa sen çalışsan ya cemaat getirmek için bâri aldığın maaşı helal ettirmek için çalışsan be görevli kardeşim, kahvelerde herkesle berâber pinekleme. Kahvedekileri irşad et, İslâmın güzelliklerini, namazın gerekliliğini anlat, sana boşuna mı iki maaş birden veriliyor? Câminin kapılarını kapatman için mi devlet seni oraya yolladı? Bunları yazdık diye bana kızanlar dahi oldu. Kızanlar kızabilirler. Yine diyoruz ki herkes görevini hakkıyla yapmalı, Câmiler görevlilerin maaş devşirdikleri yerler değildir.

Din görevlileri bilhassa namaz kıldıranlar -isimleri zikretmek istemiyorum bu güzel isimler lekelenmesin diye- acaba arkamdaki cemaati nasıl artırabilirim kaygısı taşımalı, maaşını alıp üç-beş yaşlı kişiyle namazı kıldırıp çekip gitmemeli. Din görevlilerinin bir derdi olmalı: O da şu; halkımın gönlünü İslâm’a nasıl ısındırabilirim? Gençleri bu atmosfere nasıl çekebilirim? Elbette bu zor ama bu hususta derdi olana Mevla Teâlâ umulmadık kapılar açar. Yeter ki görevliler bu işi bedeniyle değil gönlüyle, yüreğiyle ciddiyetle yapsınlar, yılmasılar, pes etmesinler, çok çalışsınlar. Ellerinde bugünün şartlarıyla pek çok imkan var, ortam güzel, daha ne istiyorsunuz? Baskı yok, yaftalama yok. Şu teröristlere baksanıza adamlar onca zorluklar içerisinde dağda, mağaralarda koca devlete meydan okuyorlar. Ya biz her türlü imkan içerisinde tembellik etmekte, gösterilen rutinin dışına çıkamamaktayız.

Din görevlileri ellerinde bu kadar geniş imkanlar varken ellerini başlarının arasına alıp düşünmeli ve şu soruları kendilerine sormalıdır: ‘Ben halkımın inanç kalitesini nasıl yükseltebilirim? Gençlerin mânevî açlığını nasıl doldurabilirim? Din görevlileri bu konuda modern hayâtın getirdiği her türlü teknolojik kazanımlardan faydalanarak yepyeni çalışmalar gerçekleştirmeliler. İnsan rûhu boşluk kabul etmez. Fetö ve Deaş nasıl illegal şekilde insanımızı zehirlediyse Diyânet bu alandaki boşluğu giderici olumlu, iç ferahlatıcı faaliyetlere yönelmeli değil mi? Bunun vakti çoktan geldi de geçiyor. Ancak tabi bu önemli irşad görevi için önce her hususta ehil donanıma ve kâmil bir ahlâka sâhip din görevlilerin olması elzemdir. Bu çalışma en kısa zamanda yapılmalı ve halka inilmelidir vesselam.

Bu yazı toplam 392 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum