1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Bylock zokası kaos planıydı!
Bylock zokası kaos planıydı!

Bylock zokası kaos planıydı!

ByLock tuzağını deşifre eden Avukat Ali Aktaş, "FETÖ 2014 Ağustos'tan sonra esas kadrosunu korumak için sade vatandaşları irade dışı Bylocka yönlendirdi. Çoğun içine azı gizledi. Bylock zokası FETÖ'nün kaos planıydı" dedi

A+A-

RÖPORTAJ: İBRAHİM BÜYÜKEKEN

TÜRKİYE'NİN HUKUK KAHRAMANI

Bylock tuzağını deşifre eden Avukat Ali Aktaş, FETÖ'nün suçsuz insanlara kurduğu kumpası anlattı. Av. Ali Aktaş, FETÖ’nün ‘İngilizce sözlük’, ‘ikinci el araba’, ‘müzik dinle’ ve ‘kıble bul’ programları üzerinden kurduğu tuzağı ortaya çıkaran bir avukat.  Av. Ali Aktaş, Saadet Partisi Antalya İl Başkan Yardımcılığı görevini de yürütüyor. Av. Aktaş, özellikle Bylock mağdurlarının gözünde adeta bir hukuk kahramanı.

BYLOCK MAĞDURLARINI KİTAPLAŞTIRDI

Av. Ali Aktaş, ByLock’tan tutuklanan müvekkillerinin mağdur olduklarını, adli bilişim uzmanı Koray Peksayar ile ‘iğne ile kuyu kazar’ gibi ortaya çıkardı. Bylock mağdurlarının yaşadığı dramı da kitaplaştıran Av. Aktaş, 'FETÖ'nün Kumpası Bylock Zokası' isimli bir de kitap çıkardı. Konya'da öğrencilerle ve bylock mağdurları ile buluşan Ali Aktaş, Merhaba Gazetesi'nin de sorularını cevapladı.

11 BİN 480 KİŞİ SUÇSUZ YERE YATTI

**Bugüne kadar 11 bin 480 kişinin suçsuz olduğu anlaşıldı. FETÖ bu kadar insanı nasıl bylock tuzağına düşürdü?

**Aslında tüm ByLock listesi 226 bin kişiydi. 3 günün altında bağlantı listesinde olanlar bu listeden. Böylece listenin sayısı 102 bine düştü. FETÖ 2014 Ağustos'tan sonra esas kadrosunu korumak için bunu yaptı. Çoğun içine azı gizledi. Sürekli farklı uygulamalarla Bylock kullanıcı ağını genişlettiler. Böylece mağdur insanların sayısını artırarak, hedef saptırdılar. Bylock FETÖ'nün bir kaos planıydı. Bu plan kısmen başarılı oldu. 10 binlerce insan suçsuz yere aylarca hapis yattı. Büyük travmalar yaşandı. FETÖ, sade vatandaşı irade dışı Bylock'a yönlendirip kendisi kullanmayı bıraktı. 1 ayda 3 giriş örgüt işine yetmez. Her giriş 1 IP. 3 IP ile Bylock kullanarak cezaevinde tutulması, bir insana haksızlık yapıldığı şüphesi doğuruyor. 2015'ten de bu sisteme dahil edilen mağdurlar olduğunu düşünüyorum...

20-2-006.jpg

**3 günün altında bağlantı ne demek? Bylock tuzağına insanları hangi programlarla düşürdüler?

Yani 2 günün altında bir kişi ByLock’a bağlanmışsa burada bu kişi lehine “Bir durum ya da yanlışlık vardır” denildi. O kişiler listeden çıkarıldı. Sayı 102 bine düştü. Sonra da bunların içinden FETÖ tarafından hazırlanan ‘müzik dinle’, ‘kıble bul’ gibi sahte ve tuzak uygulamalarla ByLock kullanmış gibi gösterilen 11 bin 480 kişi tespit edildi. Namaz vakitleri TR ve Kıblı Pusulası uygulamasının yazılımcısının Telekulak Operasyonu sonrasında TÜBİTAK'tan kaçan Yasih Alpen isimli kişiye ait olduğu ortaya çıktı.  Mağdur sayısının artma ihtimali yüksek. Wifi paylaşımı, ev ablası ve ev abileri yüzünden çok sayıda üniversite öğrencisi farkında olmadan bu programı indirdi. İçeriklerde ise 'eve gelirken ekmek al', 'pazara gideceğiz' gibi konuşmalar var. Yani bu öğrencilerin konuşmalarında suç unsuru bir durum yok aslında.

MECZUPÇA ŞEYLER KONUŞUYORLARDI

**Bylock içeriklerinden biraz bahsedebilir misiniz? Bylock kullanıcıları neler konuşmuşlar? **Bylock görüşmelerinde dikkatinizi çeken birşeyler oldu mu?

-Bylock görüşmelerinden bazılarını okuma fırsatı buldum. Bazen öyle deli saçması, meczupça konuşmalar var ki; inan bu insanları hapise değil tımarhaneye atmak gerekiyor. Kimisi rüyasında peygamberimizi gördüğünü yazıyor, kimisi dağa nur indiğini. Bazı konuşmalarda ise 2016 yazında 'süfyan devrilecek' ifadeleri de yer alıyordu. Hükümet karşıtı konuşmaların da olduğu doğru. Ama büyük bir kısmı meczupça konuşmalar. Aklı başında insanların konuşacağı birşeyler değil. FETÖ üyelerini rüyalarla çok iyi hipnoze etmiş. Bu insanlara dışarıdan baktığınız zaman aklı başında, aklı selim insan görünüyorlardı ama inandıkları şey için bir canavara dönüşebiliyorlar.

TAHLİYELERİN SAYISI ARTABİLİR

**İlerleyen günlerde mağdur ve tahliyelerin sayısı artabilir mi?

-Evet çünkü tespit edilen 11 bin 480 kişi, FETÖ’nün ByLock’u yaygınlaştırmak istediği 2014 yılının ağustos ve sonrası aylarında tuzak uygulamalarla Bylock kullanıcısı yapıldı. Bu insanlar tahliye oldu. 2015 yılına da sarkan 3 gün ByLock sunucusuna bağlanan kişiler var. Yani 1 ayda 3 kez o programa girmek, ByLock’u gerçek manada örgüte hizmet amacıyla kullanmaya yetmez. Çünkü her girdiğinizde de 1 IP tüketiyorsunuz. Yani, Bylock anlık kullanılan bir program. Açtınız 1 IP, girdiniz 1 IP. Bir de örgüt için veri transferi yaptığınızı düşünün. Bu durumda daha çok IP bağlantınız olması lazım. Yani 3 IP ile ByLock kullanarak cezaevinde tutulması bir insana haksızlık yapıldığı şüphesi doğuruyor. 2015 yılından da bu sisteme dahil edilen mağdurlar olduğunu düşünüyorum. Yani bu sayı 11 bin 480 bin kişiyle sınırlı kalmayacak.


BYLOCK KESİN BİR DELİLDİR

**Yargıtay, “ByLock, örgüt üyeliğinin kesin delilidir” diye bir içtihat da oluşturdu. Yeni durumda hukuken yeni bir tespit gerekmez mi?

-Evet, bu büyük bir sorun. Yargıtay’ın geliştirdiği şey şuydu: ‘Eğer bir ByLock kullanıcısı varsa ve karşısında da bir IP olan ByLock varsa, BTK da buna dair veriler bulup dava dosyasına koymuşsa, bunu örgüt üyeliğinin delili olarak kabul edeceksiniz.” 11 bin 480 kişinin de karşı IP’si yani ByLock’çu irtibatı vardı. Ama FETÖ’cü olmadıkları kesin ortaya çıktı

BYLOCK BİR KAOAS TUZAĞIYDI

-Bu durum nasıl çözülebilir? Bu konuda neler yapılmalı?

Bir kişinin gerçek manada FETÖ için ByLock kullanıp kullanmadığını anlamak için teknik inceleme lazım. Devlet, ByLock kullanıcı listesindeki 48 bin kişinin örgüt için yaptıkları iddia edilen mesaj alma, atma şeklindeki içeriklere ulaştı. Çözümü de yapıldı. Ama bir de halen cezaevinde olduğu halde soruşturma ve dava dosyasında ByLock ile suçlanıp hiçbir içerik gönderilmeyen çok fazla insan var. Bu durumda ByLock içeriği olmadan kişiye “Sen kullanıcısın. Karşı IP numaran da var. O zaman bu seni mahkûm etmeye yeterlidir” demek büyük haksızlık. Yargıtay’ın, yeni bir içtihat oluşturması lazım. Yeni bir teknik inceleme yapıp “Tuzakla listeye dahil edilen kişileri çıkarın” diyebilir. Lakin gelen şikayetlere ve bulgulara göre hatalı tespit mağduru var. 102 bin 596 kişilik son Bylock listesinde en az bir kez mesaj aldığı ya da gönderdiği belirlenen kişi sayısı ise 60 bin 473 idi. İki rakam arasındaki fark 42 bin 123'tür. 11 bin 480 kişi  listeden arındırıldığına göre 30 bin 643 kişi kalır. İşte MİT bu 30 bin 643 kişiye yeniden bakarak, 2016 Şubat'ına kadar yani Bylock'un en son kullanıldığı tarihe kadar bütün hataları tespit edip listeden çıkaracaktır..

"ETKİN FETÖ'CÜ KADROLAR KORUNDU"

**FETÖ’nün tuzak uygulamalarla sade vatandaşı ByLock kullanıcısı yapmasının nedeni ne?

22 Temmuz 2014 tarihi büyük paralel devlet operasyonun yapıldığı gündür. Örgütün operasyonel birimleri, önemli polis şefleri de dahil olmak üzere gözaltına alınmıştır. Bu kişilerin dijital verileri ve cihazları da elde edilmiştir. Bu tarihte paniğe kapılan ve devlet içindeki en önem verdiği kadroların açığa çıkacağını düşünen örgüt tabanına Bylocku yaymaştır. FETÖ, esas ByLock kullanıcısı kadrolarını korumak için bu programlar aracılığıyla birçok insanı iradeleri dışında ByLock kullanıcısı yaptı. Bu yolla "çoğun içerisinde azı gizleme" stratejisi izledikleri, ileride delil niteliğinde olursa kitlesel bir yargılama içinde 'at izinin it izi"ne karışmasına imkan verecek bir hukuk kaosu yaratılmak istenmiştir. Yani örgüt hem kendi alt kademesini hem de ilgisiz kişileri piyon olarak kullanmıştır.  Vahim olanı FETÖ’nün tepe yönetimi, sade vatandaş ByLock’a yönlendirilirken, programı kullanmayı bıraktılar.

YARGI KAOSUNA YOL AÇTILAR

**Peki devlet, mağdur olan ile ByLock’u terörist amaçlar için kullananları birbirinden ayırabilir miydi?

-Zordu ama 2014 yılı nisan ayında devletin elinde FETÖ’nün mahrem imamlar dosyası vardı. Bunlar asker ve polislerin grup ve sohbet amirleriydi. Bu kişiler örgüt hiyerarşisinde en alttaki kişilerdi. Onların altında olanlar, örgütün hammaddesi ve sempatizan düzeyinde olanlardı. Şu anda onların altında olanlar yargılanıyor. FETÖ’nün iç işleyişini emir, talimat verme yöntemlerini, sözde atama şekillerini, para trafiğini bilen bir yapı vardı. Bizim bu yapıyı yargılamamız lazımdı. Yapamadık.Zaman Gazetesi'nin piknikte sofra bezi yapmayacak, çocuklrına NT'den alışveriş yapmayı yasaklayan insanlar bu zoka nedeniyle hapisteler. İnsanlar, birkaç sinyal bilgisi ile hapis yattı veya ihraç edildi. Bu örgütün zokasıdır. Planlı, şeytani bir stratejik plan dahilindeyargı kaosuna yol açmışlardır. Çözümü ise devletimiz katındadır.

-Yeni ortaya çıkmış sıra dışı bir örgüt yöntemi olan ByLock çözülmemişken nasıl yapılabilirdi?

2014 Nisan’ın da bir FETÖ’cü, emniyete gidin bir SD kart teslim etti. Bu kartta mahrem imam dosyasında da gördüğümüz polislerin ve askerlerin fişlemeleri, özlük hakları, kim olduğu, geçmişleri ve sicillerine dair ayrıntılı, FETÖ tarafından tutulmuş bilgiler vardı. Her şey o kartın içindeydi. O kart örgütün omurgasını göstermişti. Örgüt tepede yurtdışına kaçanlar, altta il ilçe imamları, bölge kadroları ve mahrem imamları şeklinde piramit sıralanmıştı. Biz, piramidin en altındaki mahrem imamlar ile örgütsel yapılanmaya dahil olduğu başka delillerle ortaya konulmuş kişileri kriter alabilirdik. FETÖ, tabanındaki herkese “Bylock’u reddedin. Size terörist diyecekler” dedi. Amaç kitlesel yargılama yaptırmak ve siyasal bir sonuç elde etmekti. FETÖ bu zokayı yutturduğu için algıyı da yönetiyordu. FETÖ hem tabanındaki kişileri hem de sade vatandaşları bu sisteme dahil edip korku ve acı çektirerek devlet karşıtı haline getirdi. Devlet adli kontrol uygulama yoluna gidebilirdi.

ALLAH'I BİLE İNKAR EDİN TELKİNİ GELMİŞ!

**Türkiye'nin neredeyse tamamı Bylock programı 15 Temmuz darbe girişiminden sonra duydu. Örgütün tabanı bu programı gizlemeyi nasıl başarabildi?

-Bylock programını kimse bilmiyordu. Örgütün tabanı Bylock programını çok iyi gizlemiş.Bir de Bylock içeriklerine asla ulaşılamayacağına inanıyorlardı. Tutuklamalarla birlikte 'Bylock' programını da inkar etmeye başladılar. Bylock'un inkar edilmesinin 'hizmetin namusu' denilerek, telkin edildiği anlatıyor bazı tutuklular. Burada da görüyoruz ki; taban önceden buna hazırlanmış durumda. Cemaate ait hususların inkar edilmesi telkin edildikten sonra zorda kalanın Allah'ı bile inkar edebileceği belirtilmekte. FETÖ'cülerin en önemli özellikliği kaypak ve iki yüzlü olmalarıdır. Duruşmalar boyunca tüm FETÖ'cüler 40 yıl boyunca inandıkları takip ettikleri Fetullah Gülen'e ve örgüte ağır hakaretlerde bulunuyor. Bugüne kadar daha bir tane örgüt mensubunun Fetullah Gülen'i savunduğunu görmedim. Çünkü bunlara böyle talimat geliyor.

**Türk tarihinin en büyük kitlesel yargılamaları yapılıyor. Özellikle Bylock mağdurları Türkiye'nin hukuk tarihinde nasıl yer almalı?

-Selçuklu ve Osmanlı zamanlarında bile böyle büyük kitlesel bir yargılama yapılmamıştı. 'Bylockta Zoka" Türkiye yargı tarihi bakımından önemli bir konu idi. Muhtemelen tarih kitaplarına geçecek, emsalleri şimdi bile haber verildiği gibi Hukuk Fakültesi hocaları öğrencilerine bu olayı anlatacaktır. Biz inanıyoruz ki; Allah, sevdiği kulunu yolunda koştururmuş. Allah'ın yolu hak ve adaletin yoludur. Hak ve adaletin sağlanması için çaba gösterenler, salih amel işlemiş kullardır.

**Müvekkilleriniz arasında da bu tip travmalar yaşayanlar oldu mu?

-Eczacı bir müvekkilim vardı. Yurdum insanı bir çocuk. Babasına ait bir telefonu kullanıyordu. Tutuklandı. ByLock, tutuklandığında hayatına girdi. O da tahliye edildi. Örneğin bir doktor kadın, eşi bir üniversitede rektör yardımcısıydı ve veteriner hekimdi. Kadıncağız hapis yattı aylarca. Tahliye edildi ama cezaevinde göğüs kanserine yakalandı. Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Muammer Elmas diyor ki: “20 gün farelere kanser mikrobu enjekte ederdik. Zorla kanser yapmak için. Eşimden sonra kanserin nedenini çözdüm.” Böyle dramlar yaşandı maalesef.

ALİ AKTAŞ KİMDİR?

Ali Aktaş. 13 Ocak 1977 Antalya Elmalı doğumlu. Eğitim hayatı köyünde başladı. Aktaş, Antalya İmam Hatip Lisesi ve Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 28 Şubat sürecinde kapatılmasından evvel Milli Gençlik Vakfı Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyeliği sonrasında ise Fazilet ve Saadet Partisi İl Gençlik Kolları Başkanlığı yaptı. Yaşamı boyunca aktif siyasette yer aldı. Saadet Partisi'nin değişik kademelerinde görev aldıktan sonra GİK üyeliği ve HAS Parti kurucular kurulu üyeliğinde bulundu. Aktaş, halen Saadet Partisi Üyesi olup, Anadolu Gençlik Derneği, Hukuk-Der, ESAM ve Cihannüma isimli derneklere üyelikleri bulunmaktadır. Aktaş, Antalya Barosu'na kayıtlı serbest avukatlık yahmaktadır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum