1. YAZARLAR

  2. Aslı Duruk Birpınar

  3. Büyük konuşuyorum!
Aslı Duruk Birpınar

Aslı Duruk Birpınar

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyük konuşuyorum!

A+A-

Muhatabına hiçbir zaman iletilemeyecek olan bir mektubu buradan yayınlamama, izin verir misiniz? Peki ya, cevabınızı beklemeden, bir emri vaki yapsam? Hoş, emri vakiler zaten izin de beklemezler, adı üzerinde, öyle değil mi? O halde, benden günah gitti…

“Elinde bir mendil ve burnunda ona duyduğu acil ihtiyaçla, bu hali ve görüntüsüyle, hayatı izlediğim ekrana, görüş alanıma giren çocuk! Çocuk işte, en fazla 4, bilemedin 5… O görüş alanından kalbe dolan, hatta onu taşıran, yaşadığım bu yıldırım aşkının öznesi olan, bir küçücük oğlan… İliştiği kaldırım kenarından gelip, gönlümdeki tahta, rızamı hiç almadan yerleşip oturan, ‘oralı çocuk’ hani, kah itilip kah okşanan. Sana diyorum! Gönlümde kurduğun krallık, siyasi, politik ve güncel olan ne varsa, hepsinin ipini çekti çoktan. Artık ismin, buraların sultanı, bir emir ya da bir kağan… Kuş tüyü yastıkların arasında doğmaman, demek değildir ki, feleğin çarkı hiçbir zaman dönmez ve hayat sana bir türlü gülmez. Aksine, hayat bir ezber bozan, yemin bozduran… Hem de, aynı kaldıkça, her nasılsa, daha da çok ve derinden değişip şaşırtan… Yani, ‘Bu değişmez’ denildiği anda, yaptığı ters köşeyle, insanı hayrete boğan! Sırf, buna; bu sırlı kurala güveniyorum şimdi, inan. İnsanların senin için çizdikleri olası kader ve hayat senaryolarının alışıldık seyrine bakıp bakıp… “Siz görürsünüz…” diyorum, içimden. “…bir gün, bu şeker mavisi, saygın bir laciverte dönüştüğü zaman!” Dualarım, senin için uzun bir ömür ve güzel bir hayat için yalvaran. Çok isteyince kabul edermiş Yaradan!

Dondurma…

Şimdi, sana ve sana hiç benzemedikleri için ‘başka babadan’ oldukları söylenilip, bıyık altından gülüşülen kardeşlerine, tekrar ve yeniden, dondurma alma zamanı yaklaşıyor, biliyorum. Oysa siz artık benden uzaktasınız ve ben de artık oralarda yokum… Zaman kavramın da henüz yoktur zaten ama, birkaç ay kaldı işte o lezzetli ve çocuksu yiyeceklere, mütemadiyen senin ve sermaye ettiğin mendillerin üzerine damlayan. Yalnız, yukarıda da dedim ya, hayat sürprizlerle dolu ve bir bakmışsın birkaç aya kalmaz, elinde duruyor dondurman! Gerçi, seni uzun bir süre göremesem de boş ver, şimdi. Zaten, sana olan hislerimin tek taraflı olduğunu adım gibi bilmesem, daha da dayanılmaz olurdu bu hasret, her gece beni gizlice boğan. İnan, bu tek taraflılığa seviniyorum şimdi, önceden isyan ettirip adımı bir asiyeye çıkartan. Neyse… Ne diyorduk? Evet, senin şu dondurman. Bu sene, kim olacak, seni o şekerli ve soğuk sevince boğan? Bilmem! Benim artık yalnızca dualarım var, umarım ki hepsi yerine ulaşan! Adını sessizce, rüzgarlı gökyüzüne fısıldadağım geceler var, belki bir rüzgarın bir yanardağı harekete geçirmesi gibi, o kelebek, dua ve fısıltı etkisiyle sana ulaşıp da yanağını okşayan.

Oralı çocuk! Gün gelir de bu mektubu sen de okur musun, zaten sökebilir misin dilimizi, bilmem şimdi... Ama hadi, yine büyük konuşalım ki, kaderin sinirli bir ters köşesine denk düşsün bütün ezberler ve önyargılar: senin, bu şeker mavinden, saygın bir laciverte dönüşmen falan demiştim ya… Dönüşsen dönüşsen, merdiven altı, muhtemel 10-15 kişilik ailenle birlikte yaşadığın evinde… orada, üzerindeki lacivert çizgili pijamanla oturup, o çizgileri sayacaksın, yapıp yapacağın en üretken ve faydalı iş olarak! Evet… Sırf ben değil, biz bütün insanlar, çizsek çizsek, işte böyle bir kader çizeriz en fazla, senin için!

Bu yazı toplam 1301 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.