1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. Bu Bayram Kimin Bayramı?
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu Bayram Kimin Bayramı?

A+A-

Sâhiden bu bayram kimin bayramı? Oruç tutanların, yoksa tutmayanların bayramı mı? Ne dersiniz? Bizim görüşümüze göre, oruç tutan ve tutmayan bütün Müslümanların bayramıdır. Albayımın görüşüne göre ise, bu bayram oruç tutanların bayramıdır.
 Askerde iken, Ramazan bayramı için hazırlık yaptık. Elbisemizi ütüledik, ayakkabımızı boyadık, kravatımızı taktık. Albayımla kutlamak için bayram yerine giderken, bana şöyle dedi: “Asteğmenim, bu bayram sizin bayramınız, biz de sizin yanınızda geçiniyoruz.”
 Bu sözü duyunca afalladım. Öyle şey olur mu albayım, bu bayram hepimizin, oruç tutan, tutmayan bütün Müslümanların bayramıdır, dedim.
 Albayım sözünü tekrarladı: “Hayır, asteğmenim bu bayram sizin bayramınız; çünkü siz oruç tuttunuz, biz ise tutmadık, sizin yanınızda biz de geçiniyoruz.”
 Albayım beni çok severdi, bir araya geldiğimiz zaman bana dini konularda soru sorardı, fakat oruç tutmazdı; sigara içerdi. Bana da şöyle derdi: “Asteğmenim ülserim var, bu yüzden oruç tutamıyorum.” Bu şekilde mahcubiyetini bana zaman zaman bildirirdi. Tabii bu, oruç tutmamak için bir bahaneydi.
 Bayramla ilgili bir yazı yazayım, dedim. Aklımdan bu hâdise geçti. Başlığı bu yüzden böyle attım. Başlığı görünce, belki siz de afallamışsınızdır.
Albayımın bu sözünü dikkate almak gerekir. Ramazan ayında, görsel medyada halkın karşısında su içenler, kaldırımlarda sigara içenler, umuma ait yerlerde, park ve bahçelerde yiyip içenler, kaldırımlara sandalye atıp, çay servisi yapanlar, aracında seyir halinde iken sigara içenler, albayım kadar bu meselenin şuurundalar mı bilemiyorum.
Onlar, bu hareketleriyle manevi atmosferi zedelemişler, Allah’a ve Müslümanlara kafa tutmuşlar ve bu ayın ramazan ayı olduğunu baltalamışlardır. Atalarımız; “İbadette gizli kabahatte gizlidir” demişler, buna bile riayet etmediler. Allah hepimizi ıslah eylesin.
Ne ise sadede dönelim de yüzümüz gülsün; bugün arife yarın bayram. Bayram kelimesinin aslı bazram veya bardamdır. Refah, mutluluk, sevinç ve neşe demektir. Terim manası ise, bayram günlerini topluca kutlamak, refah, mutluluk, sevinç ve neşe içerisinde olmaktır.
Dîvan-ı Lugati't-Türk'te Kaşgarlı Mahmud bayram kelimesinin kökünü "bezrâm" olarak vermiştir. Farsça’da "sevinç ve eğlence günü" anlamına gelmektedir. Arapçada, bayramın karşılığı 'iyd'dir. Ramazan bayramına ‘iydil-fıtr’ denir. Kurban bayramına ise “iydil-edhâ” denir.
Ramazan Bayramı; Ramazan ayının sonunda, şevval ayının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde kutlanır. Kurban Bayramı ise, zilhicce ayının on, on bir, on iki ve on üçüncü günlerinde kutlanır. Bu bayrama kurban bayramı denilmesinin sebebi, ilk üç gününde, zengin olan Müslümanların kurban kesmeleri vacip olmasıdır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Medine’ye hicret ettikleri zaman Medinelilerin senede iki gün eğlendiklerini gördü. Hz. Peygamber (s.a.v.): 
“Bu günler nedir?” diye sorduğu zaman Medineliler:
"Biz cahiliyet döneminden beri bu günlerde eğleniriz." dediler.
Bunun üzerine (s.a.v.) Efendimiz:
"Allah size, o iki gün yerine daha hayırlı iki bayram vermiştir. Bunlar Ramazan ve Kurban Bayramları'dır.”
Bayramları usulüne göre kutlayalım. Cahiliye bayramına çevirmeyelim. Sıla-i rahim yapalım. Yani hısım ve akrabalarımızı ziyaret edelim. Onların hal ve hatırlarını soralım. Küs isek barışalım ve birbirimize selam verelim.
 Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurur: “Sılayı terk eden cennete giremez.”(1)
 Bu hadis-i şerif iki şekilde te’vil edilmiştir. Birinci te’vil: “ Hiçbir sebep ve şüphe yokken haram olduğunu bile bile sılayı rahimi kesmeyi helal itikat etmesidir. Böylesi kâfirdir; ebediyen cehennem de kalacak, cennet yüzü görmeyecektir.”
 İkinci te’vil: “Cennete ilk girenlerle beraber giremez; cehennem de cezasına kadar azap gördükten sonra girer. Çünkü sıla-i rahimi inkâr etmemiş; yalnız icabını yapmamakla günahkâr olmuştur. İmanını kurtaran bir kimse er geç mutlaka cennete girecektir.”
 Diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Her kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse sıla-i rahimini yapıversin!”(2)
 Bu hadis-i şerif şu şekilde te’vil edilmiştir: “Ecellerle rızıklar takdir edilmiştir. Onlar ne artar ne eksilir. Cenab-ı Hak: “ …Ecelleri geldiği vakit ne bir an geri bırakılırlar ne de bir an evvele alınırlar!”(3) buyurmuştur.
 Ziyadeden murad rızık bolluğu ve beden sağlığıdır. Araplar zenginliğe hayât, fakirliğe memât derler.
 Ecelin ziyadeliği ömrün bereketiyle ve sahibini hayırlı işlere muvaffak kılmakla olur. Bu suretle kısa ömürde, başkalarının uzun ömürlerinde yapamadıkları hayırlı işleri yapar; onlardan çok yaşamış gibi olurlar.”
 Bu bayramı vesile edip küs olan Müslümanların barışması gerekir. Küslüğün sonu kötü olur; cinayet işlemeye kadar varabilir.
 Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurur: “ Birbirinize buğz etmeyin! Birbirinize hasetlik çekmeyin! Ve birbirinize sırt çevirmeyin! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslüman’a kardeşini üç geceden fazla terk etmesi helâl olamaz.” (4)
 Bütün kardeşlerimin ve İslâm âleminin bayramını tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dilerim.
 Kaynaklar
1.Sahih-i Müslim Tercüme ve Şerhi, C:10.s. 497, Ahmed Davudoğlu
2. A.g.e. C:10,s.498.
3.Nahl:61.
4. A.g.e. C:10, s.500.

Bu yazı toplam 6535 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.