1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. Böyle yürümez
Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Böyle yürümez

A+A-

Hz. Mevlana’nın 742. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma etkinliklerinin son gecesi olan Şeb-i Arus programı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile bazı bakanlar ve çok sayıda Mevlana aşığının katılımı ile yapıldı.

10 gün süren ve dünyayı davet eden bir etkinlik “Çok iyi oldu”, “Çok ilgisiz oldu” söz ve yorumlarıyla geçiştirilemez.

Önce şunu bilelim.

Etkinlikler Kültür Bakanlığı himayesinde yapılıyor.

Tabiri caizse; Davul bir yerde, tokmak başka yerde.

Törenlerin canlı ve yoğun ilgi çekmesi için Konya Valisi Muammer Erol’un 7 Aralık öncesi uzun bir zaman diliminde ne kadar çaba gösterdiğini yakından biliyoruz. Büyükşehir ve merkez ilçe belediye başkanlarının da katkısını ve çabasını biliyoruz. Bunun yanında esnafın ve halkın beklentisini de biliyoruz.

Üzülerek de ifade etmek gerekirse etkinlikler bu yıl, Konya ya bir canlılık getirmedi.

Ta ki; devlet erkanı gelene kadar.

Çünkü bakanlığın ilgisi ‘Antalya Film Festivali’ kadar değil.

Hz. Mevlana için Cumhurbaşkanı, Başbakan ve çok sayıda Bakanın Konya ya gelmesi, gündemin de etkisiyle hem dünyanın, hem de Türkiye’nin ilgisini Konya ya çekti.

Biz Konyalıların beklentisi de bu zaten.

7-17 Aralık günleri yabancı ve yerli turistlerin yanı sıra çok sayıda devletin temsilcisinin Konya ya gelmesi.

Bakanlığın uzaktan gözlemleyen himayesiyle yapılan bir etkinlikte bunu başarmak mümkün değil.

Konya kendisini ne kadar paralasa da, ilgi rutinin dışına çıkmaz

Konya’nın çabası ile Aralık ayının 12’si Cumartesi günü ve 17’si Perşembe günü Konya’dan ve Ankara’dan karşılıklı olarak gece saat: 23.30’da hareket edilecek şekilde YHT ek seferleri konuldu.

Fark oldu mu?

Bence hayır.

Bu gidiş, Hz Mevlana’yı başka yerlerde anarak ranta çevirmek isteyen ruhsuzların işine yarayacak gibi.

Onların değirmenine su taşıyoruz da haberimiz yok.

Ya önem verilsin, ya da Hz. Mevlana’nın ruhunu yaşayan ve yaşatacak olan profesyonel bir ekibe ihale edilsin.

Şu hikaye belki hepimize bir hisse verir.

“Fare, bir devenin yularına yapışmış, onunla birlikte gidiyordu. Gidiyordu ya, gurur ve kibri de kendisiyle birlikte gidiyordu.
Deve, ömrü boyunca bu kadar kibirli, kendini beğenmiş ve üstün gören biriyle karşılaşmamıştı. Fare, kendi kendine:
‘Ne büyük bir rehbermişim de haberim yokmuş. Deveyi yularından tutmuş götürüyorum.’ diyordu.
Az sonra bir ırmağa çıktı yolu devenin. Gürül gürül çağlayarak akıyordu. Deve duraksadı. Akıntı güçlüydü. Ama rahatlıkla geçebilirdi. Fareninse beti benzi atmıştı.
‘Eyvah!’ dedi. ‘Şimdi ne yapacağım?’
Deve, az önce gururundan yanına yaklaşılmayan fareye baktı:
‘Hayrola dostum!’ dedi. ‘Ne oldu?’
Fare kekeledi:
‘Yo, yok bir şey!’
Deve:
‘Haydi!’ dedi. ‘Paçaları sıva da gir suya, kılavuz sen değil misin?’
Fare, zor durumdaydı:
‘Bu koca ırmağı nasıl geçerim?’ dedi. Sesi yumuşamış, yelkenleri indirmişti.
‘Su çok derin!’
Deve ağır ağır girdi suya. Birkaç adım attı. Su dizlerindeydi:
‘Korkmana gerek yok!’ dedi. ‘Bak, dizlerime geliyor!’
Fare yalvarır gibi:
‘Aziz üstad...’ dedi. ‘Senin dizine gelen su, benim başımı kaç metre geçer Allah bilir.’ Deve taşı gediğine koyarak:
‘Öyleyse...’ dedi. ‘Bir daha böbürlenme, haddini bil!’
Ve ekledi:
‘Haydi hörgücüme geç de gidelim.’

Yeniden buluşmak dileğiyle hoşça kalın.

 

 

 

Bu yazı toplam 13196 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.