1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Bir Gezinin Hatırlattıkları
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Gezinin Hatırlattıkları

A+A-
Kurban Bayramı’nda Serik’teki yakınlarımın yanındaydım.
Serik ile ilgili bir yazı yazayım diye başlarken bizim bellek durur mu?
1957 yılının nostaljisinden başlayıverdi film gibi geçişlere!
O yıl da, DSİ 4. Bölge Md. de vazifeli iken Yivli Minare etrafında kümelenmiş tek veya çift katlı tüm ahşap evlerin çevirdiği, kasaba görünümlü şehir olan Antalya’ya vazifeli gitmiş, Serik ve Manavgat arası sulama kanalı projelerini hazırlıyorduk.
Bugün hayat veren o kanallar Başbakanlardan Sayın Demirel’in değil rahmetli Adnan Menderes’in işlemi idi ama…
Aslını bilmeyen Serikliler Sayın Demirel yaptı düşüncesiyle yıllarca Demirel’in partisine oy vermeden edemediler.
Sokakları toprak ve üzerinden incecik sular akan giriş yolundan ilk defa girerken kara renkli çadır gibi örtümler içinde pazar yeri görmüş nevalemizi alıp ayrılmıştık.
Köy statüsünde görünen o günlerde ki “Seyrek” isimli bu yer, aralıklı ahşap evler görüntüsü içinde idi..
1950’de “Serik” ismini alan ilçeye 1964 yılına kadar bir daha uğrayışımız olmamıştı. Daire bölgeleri ayrılmıştı.
1964 yılında Antalya – Alanya arasının Manavgat – Serik arası yeni karayolu yapımında geçti isem de dıştan geçmiş geride görünüyordu Serik evleri. Şimdi ortada kalan çevre yolu kenarları yüksek iş yeri betonları ile çevrili
***
1994 de Boğazak’da kooperatif yapımı yazlık dolayısıyla artık sık gittiğim Serik.
Köy statüsünden ilçe görünümünü tamamlarken şehirleşme yolunu tuttuğu müşahede ediliyordu.
Bir husus dikkatimi çekmişti. Bırakın ev yapılarını, beş katlı işyeri binalar ve Daireler bile ayrı ayrı kişilere sahiplenirken tapu değil (!) muhtar kaydı ile oluştuğunu hayretle görmüştüm.
Her gidiş gelişimizde Serik hızla ilerlemekte idi. Evler bile çift kattan beş katlı apartmanlara dönüşmekte, o güzelim bahçeli evlerdeki imrenerek koparmak istediğimiz portakal ve nar yetiştiren ağaçlar yerini betona terk etmekte idi.
1999’da Serik Postası Gazetesi’nin isteğiyle gazetede yazılara da başlamıştım. 2006’dan sonra da yörenin en iyi İnternet Web sayfalı Ayyıldız Gazetesi’nde devam etmekteyim.
***
2000 yılında Serik ile ilgili yazılarımdan daha yenisini yazmak isterken belediye başkanından bilgiler almak için gittiğimde. Tahminim hiçbir yerde görülmeyen bir sistemle karşılaşmıştım.
Sekretere müracaatımda “İşte kapısı açık girebilirsiniz” deyiverdiler. Hiç alışkın değildik.
Baktım ki kapının kanadı bile yok doğrudan giriyorsunuz başkana.
Halen devam eden bu sistem bizim büyükşehri bırakınız ilçelerde bile günler sonrası % 5 (veya hiç) randevunuz olabilir!
Nedenini sorduğumda. 1999’da seçilen ve üç devredir devam eden Başkan Sayın Mehmet Habalı şöyle demişti.
“Sokak, kahve gibi yerlerde dedi kodu yapacaklarına doğrudan gelip girebilsinler ki. Şikâyetlerini belirtsinler” düşüncesindeyim.
Halen geçen günde yanına gittiğimde aynı işlem devam ediyordu.
Doğruya doğru demek vazifemiz. Halkında belirttiği gibi Harita Mühendisi de olan Başkan Sayın Mehmet Habalı şehircilik tatbikatına başlayarak…
Önce uzun yer kaplayan park eğlence yeri tanzimi yanında o üzerleri toprak ve su akan geride kalmış sokaklara bile asfalt yerine parke kaldırım döşeyivermiş.
***
Yeni yapılmış belediye binasını Akdeniz Üniversitesi’ne tahsisle MYO açılmış. Her ne kadar Sayın Prof. Dr. Mustafa Akaydın rektörlüğü zamanında MYO kapatılmak istenmişse de.
Sonraki Rektör Sayın Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe tarafından önlenmekle kalmamış yeni ilim yuvaları için girişimler oluşmaya imza atmışlar.
***
Serik Postası Gazetesi’nde belediye ile ilgili olumlu olumsuz durumları yazdığımda bizzat ve karşılıklı sohbet ettiğim Sayın Habalı gerekçeleri anlatırdı.
Şehir içi Kanal duvarları yapıldığında yol kesişen yerlerde korkuluk demiri yapılmamasını haylice irdelemiştim ama daha sonra yapmıştı. Ayrıca, seçilmeyi müteakip halen olduğu gibi tüm şehri kaplayan sivrisinek oğulluğu ile savaşıp halkın balkonlarda cibinliksiz yatmasını başarmıştı.
Otogarda hastalanacak yolcu için ambulans yakınlığı olmalı demiştim. Akabinde ambulansı otogara bağlayıverdi. Başka şehirlerde de var mı ki?
Son defa geçenlerde ki seyrüsefer yazımda “…bir ilçede…” diye geçen minibüs işleminde ise yine başarı sağlamış.
Bir yıl evveline kadar Serik’de hiçbir şehir içi taşıma vasıtası yok iken. Minibüsçüler kooperatifi ile anlaşarak tüm sokakları bile kapsayan numaralı ve saatinde kalkan minibüsler seyrüsefere konmuş.
Bunların kalkış yerini de otogar yapıp hangi semte giderse gitsin. Devlet Hastahanesi’ne uğrayarak ayrılmakta gideceği semtlere. Dönüşlerinde de Hastahaneye uğramak şart. Son durak otogar!
Düşündüm birde Konya’nın şehir içi otobüs yok ya(!). Minibüslerin bile hastahanenin uzağından geçişi ve Otogardan beş yüz metre geride olmalarını. Zaten Otogar ve Tren garından hastahanelere mafiş
Dahası var. Minibüslerde talebe tenzilatı varken Sayın Habalı “Yetmiş yaş üzeri ücretsiz olacak” diyordu. Geçenlerde konu ettiğim gibi Antalya’da çoktan altmış beş yaş sonrası ücretsiz!.
***
Demek bütçesi kıt bir ilçenin yaşlıları düşünenleri kadar olamamışız. Her ne kadar yaşlılar için bir şeyler yapılacağı Bakanlarca(!)vaat edilse de
Hem de aday iken altmış beş yaş sonrası ücretsiz olacak diye yıllar evveli söz verenler bunları da duymalı diye düşündüm ama
Asil olunca verilen sözler havada kalıp, kulağımız duymaz. Gözümüz başka işlere çevrilir!
***
Sağlık ve esenlik içinde yaşam dileğimle
Bu yazı toplam 4853 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.