Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Beka sorunu

A+A-

1877-78 Osmanlı - Rus Savaşı’nda Osmanlı yenilince Osmanlı topraklarını savunacak durumda olmadığıiçin Osmanlı İngiltere’nin şemsiyesi altına girmek mecburiyetinde kalmıştı. 1. Dünya Savaşı’ndan (1914-1918) sonra Osmanlı Devleti yıkıldı. Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Öteden beri Türkiye üzerinde emelleri olan ve sıcak denizlere inmek isteyen Rusya Türkiye’den boğazları ve doğuda bir-kaç vilayetimizi istemiştir. Bunun üzerine 1951 yılında NATO’ya girdik. O günden beri NATO’nun şemsiyesi altında yaşıyoruz. Yani Türkiye NATO olmadan kendi topraklarını koruyacak güçte değildir. 

NATO düne kadar Türkiye’nin kendi silahını üretmesine imkân vermediği gibi verdiği silahları da NATO’nun istemediği düşman bir devlete karşı Türkiye’nin kullanması engellenmiştir. Nitekim Kıbrıs’a ilk çıkarmayı bu sebeple yapamamıştık.  

Türkiye 5- 10 senedir kendi topraklarını savuna bilmek, güney sınırlarını koruyabilmek ve Akdeniz’de ve Osmanlı’nın hâkim olduğu üç kıtada haklarını koruyabilmek için harp sanayine ağırlık vermiştir. Türkiye şu anda Suriye ve Irak’ta kullandığımız silahların %’de 70’ni kendisi üretiyor. Buna paralel olarak Rusya’dan S- 400’leri almak için harekete geçti söz konusu devletle anlaştı ve söz konusu hava savunma silahı S- 400’ün Temmuz 2019 tarihinde Türkiye’ye gelmesi bekleniyor.

ABD, Türkiye’nin S- 400’ü almasına şiddetle karşıdır. Türkiye’nin bu silahı aldığı takdirde Türkiye’yi ekonomik ve askeri ambargo ile ve Türkiye’nin ortak olduğu F- 35’i vermemekle tehdit etmektedir. ABD, bununla yetinmeyip Türkiye’yi PKK /PYD ve NATO’nun askeri olan DEAŞ ile de tehdit etmektedir. Bu müttefikliğe uyar mı okuyucuya bırakıyoruz.

Aslında NATO bizi müttefik olarak kabul etmiyor! Batı’nın Ortadoğu’da çıkarlarını koruyan Jandarma olarak kabul ediyor. 

Rusya’nın tarihsel emeli olan sıcak denizlere inme “Megalo ideası” karşısında kendi topraklarını korumaktan aciz olan bir ülkenin NATO’ya eşit şartlarda girmesi Batı mantığına göre düşünülemez. Çünkü Batı sömürgeci bir zihniyete sahiptir. İşte NATO bize bu gözle bakmaktadır.   

Bu durumda Türkiye’nin NATO’nun jandarması olması düşüncesini bırakıp kendi çıkarlarını düşünen ve tekrar tarihte olduğu gibi dünyada sözü geçen devletler safında yerini almasını ABD başta olmak üzere NATO hazmedememektedir. ABD bunun için dolar kuru ile oynamak suretiyle Türkiye’nin ekonomisini sarsmış ve hayat pahalılığına ve işsizliğin artmasına sebep olmuştur.

Bu bağlamda Cumhur İttifakı 31 Mart seçimlerine giderken beka sorunu üzerinde durdu yani Cumhur İttifakı iktidardan düşerse Türkiye NATO’nun tamamen güdümüne girer, jandarmalık görevinden başka bir fonksiyon icra edemez. Buna paralel olmak üzere güney sınırlarımızda ayrılıkçı bir devletçik kurulur, Doğu Akdeniz’deki ve üç kıtadaki haklarımızı koruyamayız…

Biz diyoruz ki, beka sorunu ortadan kalkması için Türkiye ekonomik alanda kendi yağıyla kavrulur hale gelmeli, bunun için harp sanayi yanında otomobil ve kamyon üretebilecek bir ülke haline gelmeli, bunun için gereken girişimler yapılmalı. Katılım bankalarına ağırlık verilip, iş adamı Mustafa Koç’un dediği faize dayanan ekonomik sistemden vazgeçilmeli. Çünkü bu sistemde alın teri sömürülmekte ve zengin daha zengin fakir daha fakir olmakta, işsizlik artmakta ve yatırımlar sekteye uğratılmaktadır. Ayrıca işi ehline vermek gerekir. Bu hususu Hayrettin Karaman ve Abdurrahman Dilipak da dile getirmektedir. Dinleyen kim siyasi irade kendi bildiğini okumaktadır. Hatta bu irade Cumhurbaşkanı’nı bile dinlememektedir. O 31 Mart seçimlerinde ehil kişileri bana sunun dediği halde bu dikkate alındı mı? Karaman ili gibi iller ve Konya- Ereğli gibi ilçeler niçin kaybedildi? Hoşça kalın.

Bu yazı toplam 480 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum