Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayramlık

A+A-

GÜNÜN SÖZÜ :  Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun,yaprakları yine de yere düşer…

Mübarek Kurban Bayramına kavuşmamıza iki gün kaldı.Çarşamba arefe, Perşembe bayram.

Bu bayramda ülkemiz huzur ve refaha kavuşmuş olsun, kardeşlik duygularımız fitnecileri araya almasın  diye şimdiden dua ediyoruz.

Kanal 42’de yaptığımız ‘Gündem Özel’ programına araştırmacı yazar abimiz Mehmet Ali Uz ile Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Caner Arabacı hocamızı davet ettim.

Sağ olsunlar bizi kırmadılar. Birikim ve deneyim yönünden Konya’nın iki önemli ismi programda konuk olurda, konular güzel olmazmı?

Konya’ yı konuştuk, değerlerimizi erezyona uğratmaya çalışanlara niye sessiz kalıyoruz eleştirileri yaptık.

Özümüzü oluşturan kültürümüzü yavaş,yavaş kaybetmenin neticesi olarak aile yapımızın ne kadar zarar gördüğünü örneklerle kamuoyunun bilgisine sunduk.

Dini ve milli bayramlarımızın hassasiyetine vurgu yaptık.

Merhaba Gazetesi’nin kültür eki olan ve 600. sayısı yayımlanan Akademik sayfaların Büyükşehir Belediyesi’nin katkısıyla hazırlanan Konya Ansiklopedisinin temelini oluşturduğunu konuşurken, Mehmet Ali Uz abimiz 1970 li yıllarda Kurban Bayramı’nın Konya’ da nasıl yaşandığı sorumuza karşılık şunları anlattı.

“ Kurban Bayramı’na sayılı günler kala evlerde temizlikler tamamlanmış, kurbanlık hayvan temini yapılmış olurdu.O zamanlar aileler bugünkü gibi baba-anne ve iki çocuktan oluşan çekirdek aile değildi. Aileler kalabalıktı.Bir defa çocuklar kurbanlık hayvanları öyle severlerdi ki; küçükbaşın yününe renkli kumaş parçalarından süs yapar, büyükbaşın boynuna boncuklardan kolye takarlardı.

Çocuklarlar bayram günü kurbanlık kesilecek diye aile büyüklerinin bayram namazından gelmesini sabırsızlıkla bekler, kurbanın kesimi ile dede torunlarının alınlarına işaret parmağı ile kurban kanından sürerdi.

Bazı çocuklar “Dede bunu niye yapıyorsun?” dediklerinde;  Baş ağrısı olmaz diye cevaplardı.

Kurban etinin hazımsızlık dahil bir çok rahatsızlığa iyi geldiği söylenirdi.Kurban işi bittikten sonra çok uzaklardaki dahil bütün akraba eş ve dost ziyaret edilir, herkesin gönlü alınırdı.

O zamanlar araç imkanı da fazla değildi.Toplu ulaşım şimdiki gibi hiç değildi.

Yollar toz topraktı. Ona rağmen yürüyerek giderdik.

Bayram günleri bir şenlik gibi olurdu.

Bugün anlatıyorlar.

Kurbanı falanca yere bağışladım. Tatile çıkacağız.

Niye diye sorulduğunda, kim uğraşacak cevabını alıyorsunuz.

Çocuklarını, torunlarını çok özleyen anne baba; onlar gelecek diye hasretle beklerken, çocuklar tatili tercih ediyorlar.

Bu bizim özümüze ters.

70’li yıllarda kurban alınamayan evde üzüntü olur.Eğer bir evde kurban kesilmemişse o evden sanki cenaze çıkmış gibi hüzün olurdu.

70’li yıllar çok geride kalmış bir zaman dilimi değil. Hızla özümüzden uzaklaşıyoruz.

Bu bayramda gönlünüz dertlerinden arınmış, tüm gözyaşlarınız dinmiş olsun. Yüzünüz de hep gülümseme, kalbiniz huzurla dolsun. 

Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yinede mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice bayramlara…
Kalpler sevgiyi paylaşmak , insanlar da yalnızlığı paylaşmak için vardır. Bu bayramı tüm sevdikleriniz ile bir arada mutluluk içinde , ağız tadıyla geçirmenizi dilerim.

Şimdiden Kurban Bayramınız mübarek olsun.



 

Bu yazı toplam 9340 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.