1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Başbakan Yıldırım: “Terörden korkma değil, terörü korkutma esasına dayanan bir işbirliğine ihtiyaç vardır”
Başbakan Yıldırım: “Terörden korkma değil, terörü korkutma esasına dayanan bir işbirliğine ihtiyaç vardır”

Başbakan Yıldırım: “Terörden korkma değil, terörü korkutma esasına dayanan bir işbirliğine ihtiyaç vardır”

Başbakan Binali Yıldırım, "Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın ileri gelen ülkelerinin çok daha sorumluluk alma zamanı gelmiştir. Terörü...

A+A-

Başbakan Binali Yıldırım, "Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın ileri gelen ülkelerinin çok daha sorumluluk alma zamanı gelmiştir. Terörü korkutma esasına dayanan bir iş birliğine ihtiyaç vardır" dedi.

IMO Dünya Denizcilik Günü Yan Etkinliği 2016 programına katılan Başbakan Binali Yıldırım katılımcılara seslendi. Başbakan Yıldırım, her zaman istikrarlı ve kuvvetli bir ekonomi için denizlerin vazgeçilmez olduğunu söyleyerek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde İstanbul'un deniz ulaşımında görev aldım ve toplu taşımacılığın denize kaydırılmasında ciddi bir mesafe katettik. AK Parti olarak da son 14 yılda denizciliğe çok büyük önem verdik. Her zaman istikrarlı ve kuvvetli bir ekonomi için denizler vazgeçilmezdir. Denizcilik sadece dünya için vazgeçilmez değil denizcilik denizci bir ülke olan Türkiye için de vazgeçilmezdir. 2008'de başlayan ve hala devam eden küresel kriz tabiatıyla en önce denizcilik sektörünü etkiledi. Daha doğrusu taşımacılık sektörünü etkiledi. Taşımacılığın en büyük payını da bildiğiniz gibi taşımacılık alıyor. Dünyanın dörtte üçü denizlerle kapılı, küresel taşımacılığın büyük bir kısmı da denizle gerçekleşiyor. İstanbul Boğazı'nda 2007 yılında 55 bin 56 binin üzerinde gemi geçerken, bugün bu sayı 44 bine gerilemiş durumda buradan ne anlamamız gerekiyor, küresel krizin etkileri halen devam ediyor. Dünyadaki büyüme maalesef istenen düzeyde değil dünya ekonomisi daralıyor. Dünya ekonomisinin daralması demek denizcilik sektörünün de büyümemesi anlamına geliyor. Yapılması gereken bir an önce bu küresel krizin etkilerini ortadan kaldıracak küresel tedbirlerin alınmasıdır. Özellikle gelişmiş ülkeler diye nitelediğimiz Avrupa ülkelerinde büyüme neredeyse yok denecek kadar az. Çin ve Hindistan'ı hariç tutarsak Türkiye büyümede bütün olumsuzluklara rağmen dünya ortalamasının iki katında bir performansı gerçekleştiriyor" şeklinde konuştu.

"Gemi adamı yetiştirmede dünyanın önde gelen ülkeleri arasındayız"

Gemi adamı yetiştirmede dünyada önde gelen ülkeler arasında olduğumuzu söyleyen Başbakan Yıldırım, "Eğer denizlerimiz olmasıydı insanların yarısı açlıktan ölür yarısı da soğuktan ölürdü. Bu kadar hayati bir şeyden söz ediyoruz. Yapmamız gereken krizleri fırsata dönüştürmek. Deniz ticaretinin ana unsuru olan filomuzun rekabet gücünü arttıracağız. Filoların yenilenmesi kriz sonrası döneme hazırlanması için daha çok gayret edeceğiz. Tabiatıyla yeni inşada yaşanan gerileme ve durgunluğa karşı mevcut filonun bakım onarım faaliyetleri bakımından hazır hale getirilmesi önem arz ediyor. Türkiye'de yeni inşadaki durgunluğun oluşturduğu olumsuzluğu kapatmak için bakım onarımın tarafının bu yıllarda daha fazla ön plana çıktığını söylemek mümkündür. Denizciliğe son 14 yılda çok önemli yatırımlar yapıldı. Denizciliğimiz standardının yükselmesi, gemi adamlarımızın eğitimi, stajları ve yetiştirilmelerine yönelik yaptığımız yatırımlar çok dikkat çekicidir. Beş tane denizcilik eğitimi veren okul varken bugün orta öğretimden tutun üniversiteye kadar 50'linin üzerinde okula sahibiz. Gemi adamı yetiştirmede dünyanın önde gelen ülkeleri arasındayız. Dünya denizcilik üniversitesinde bize okutulan derslerin başında bu gelir. Denizde can ve mal emniyeti ve denizlerin her türlü kirlilikten korunması. Denizler bize tarihimizin miraslarıdır. Dolayısıyla denizlerimize gözümüz gibi bakmamız lazım. Sadece bizim hayat kaynağımız değil aynı zamanda geleceğimizdir. Kurucu üyelerinden biri olduğumuz dünya denizcilik örgütünün 71 üyesi var. Bu 171 üyenin temsilcilerinin, denizcilik sektörlerinin paydaşlarını bir araya getiren en önemli küresel bir platformdur. IMO aynı zamanda BM'nin deniz emniyeti ve güvenliği gemi kaynakları kirlilik konusunda da uzmanlaşmış bir kuruluşudur" dedi.

"Deniz taşımacılığı hiç şüphesiz ki dünya ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor"

Başbakan Yıldırım, "Deniz taşımacılığı hiç şüphesiz ki dünya ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor. Küresel ithalat ve ihracatta en büyük payı denizcilik sektörü alıyor. Bu oran yüzde 90'ın üzerinde. Sektörün insan hayatının her aşamasında ihtiyaç duyduğu bir sektör. Sanayi ham maddesi, yiyecek, giyecek, yakıt, eşya, ürün taşıyan küresel filolar insanların yaşam standardında değiştiriyor. Sektörde 1 buçuk milyonu aşan dünyada doğrudan istihdam var. Bunlarla aileleriyle birlikte düşündüğümüzde 5-6 milyon insan doğrudan denizcilikte iştigal ediyor. Deniz taşımacılığı düşük maliyette verimli olması nedeniyle sürdürülebilir kalkınma için olmazsa olmaz bir sektördür. Bilindiği gibi hava yoluna göre 14 kat kara yoluna göre 6 buçuk kat demir yoluna göre 3 buçuk kat daha ekonomik taşıma modelidir. Çevre dostu olma sebebiyle de yeşil büyümenin temelidir. Son 40 yıla baktığımızda dünya deniz ticaret filosundaki gemi sayısıyla gemi boyutları iki kat artarken, taşınan yük miktarı dört kat atmıştır. Gittikçe daha büyük ebatlı gemiler devreye giriyor. Daha büyük parsel taşımacılık gerçekleşiyor" ifadelerini kullandı.

"Aşırı kar iştahlı yatırımlar dünya krizinin en önemli sebebi olmuştur"

Türkiye'nin deniz hudutlarının çok geniş olduğunu ve ticarette çok önemli olduğunu söyleyen Başbakan Yıldırım, "Türkiye kara hudutlarıyla deniz hudutlarını karşılaştırdığımızda deniz hudutlarının uzunluğu kara hudutların tam 3 katıdır. Karadeniz'de, Ege'de, Akdeniz'de 30'dan fazla ülkeyle komşuluğumuz var. Dolayısıyla bu denizler bizim ortak mirasımızdır gözümüz gibi bakmak mecburiyetindeyiz. Türkiye'nin etrafındaki bu 30 ülkenin bir yıllık ürettiği ekonomik değer 25 trilyonun üzerinde ve bu 30 ülkenin tamamı da Karadeniz'de, Akdeniz'de Ege'de deniz ticaretine deniz taşımacılığına doğrudan bağımlı ülkelerdir. Bu açıdan denizciliğin sadece bir ülkede iyi olması hiç bir anlam ifade etmiyor. Denizciliğin iyi olması büyümesi küresel boyutta ancak mümkün olur. Maalesef yıllar önce küresel ticarette güveni ortadan kaldıran aşırı kar iştahlı yatırımlar dünya krizinin en önemli sebebi olmuştur. Finanstaki güven bunalımı ticarete yansımış ticaretin finansmanı zorlaşmış ticaretin finansmanı zorlaşınca da ticaret azalmaya devam etmiş taşınacak emtia azalınca da taşımacılık bundan olumsuz etkilenmiş" diye konuştu.

"Denizlere kıyısı olan her bölgemizde bundan sonraki hedefimiz bir ana aktarma limanı oluşturmaktır"

Denizlere kıyısı olan her bölgede bir ana aktarma limanı oluşturulacağını söyleyen Başbakan Yıldırım, "Denizlere kıyısı olan her bölgemizde bundan sonraki hedefimiz bir ana aktarma limanı oluşturmaktır. Bunlarla ilgili Ege denizinde ve Karadeniz'de yapım çalışmaları halen devam etmekte olup Akdeniz'de de özel sektöre ait limanlar hizmete girmiş olup daha büyük ölçekli liman planlaması da mevcuttur. Deniz taşımacılığında konfeksiyonel bildik taşımacılıkta değişiyor. Artık kuru limanlar, deniz içinde olmayan ama büyük bir ekonomik alanı kapsayan yeni modellere geçiyoruz. Sadece gemilerin yanaştığı yüklerin indirilip boşaltıldığı değil ama arkasında muazzam bir sistem olan üretimden montaja her türlü ekonomik faaliyetin gümrüklemenin kalite kontrolün montajın bütün faaliyetlerin bir arada yapıldığı ekonomik ölçeği olan yeni bir taşımacılık modeli de gittikçe dünyada yaygın hale geliyor" diye konuştu.

"Terörden korkma değil, terörü korkutma esasına dayanan bir iş birliğine ihtiyaç vardır"

Başbakan Yıldırım sözlerine şöyle devam etti:

"Bu kriz mutlaka bitecek. Artık yavaş yavaş küresel ticarette canlanma emareleri başladı. Denizcilik belki bir yıl belki bir buçuk yıl sonra tekrar o eski güzel günlerine dönecektir. Ama bunun şartı bölgesel ve küresel barışın korunmasıdır. Maalesef Türkiye'nin etrafındaki bölgede bunu çok rahatlıkla söyleyemiyoruz. Irak'ta, Suriye'de yaşananlar Ukrayna'da olanlar bölgenin istikrarını, bölgenin geleceğini olumsuz etkileyen etkenlerdir. Özellikle Irak ve Suriye'de yaşananlardan en fazla etkilenen ülke Türkiye'dir. Türkiye bugün 3 milyondan fazla mülteciyi bağrına basan misafir eden en fazla mülteci barındıran ülke konumundadır. Bu Türkiye'nin geleneksel kültüründen ve misafirperverliğinden kaynaklanan bir şeydir. Darda ve zorda olan insanlara kapıları kapatmak bizim kültürümüzde ve geleneğimizde yoktur. Onun için açık kapı politikasıyla bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugüne kadar 15 milyar doların üzerinde bir harcama yapmamamıza rağmen üzülerek söylüyorum ki uluslararası ülkelerden gelen katkılar çok ama çok sınırlı. Dünya temel problemlerini çözmek için önce küresel ve bölgesel barış meselesini halletmesi gerekiyor. Bugün mültecilerin sayısı dünyada 55 milyonun aşmıştır. Dünyada 55 milyon nüfusu olan kaç tane ülke var. Sorun büyüktür, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın ileri gelen ülkelerin çok daha sorumluluk alma zamanı gelmiştir. Eğer küresel barışı küresel güveni sağlayamazsak terörü küresel bir tehdit olmaktan çıkaramazsak bütün bu konuştuklarımızın gerçekleşmesi de bir başka bahara kalır. Burada da işte bu toplantıda olduğu gibi dayanışma bir araya gelme terörden korkma değil terörü korkutma esasına dayanan bir işbirliğine ihtiyaç vardır."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.