1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. Başbakan Yardımcısı Şimşek’ten önemli açıklamalar
Başbakan Yardımcısı Şimşek’ten önemli açıklamalar

Başbakan Yardımcısı Şimşek’ten önemli açıklamalar

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bu sene enflasyon hedefine ulaşılacağını belirterek, "Bu sene öyle görünüyor ki Merkez Bankamız hedeflerini tutturabilecek....

A+A-

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bu sene enflasyon hedefine ulaşılacağını belirterek, "Bu sene öyle görünüyor ki Merkez Bankamız hedeflerini tutturabilecek. Umut ediyoruz ki yüzde 7,5 civarında uzun bir süre sonra ilk defa hedefler tutturulmuş olacak" dedi.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, A Haber'de katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Şimşek, bu sene Merkez Bankasının hedeflerini tutturabileceğini öngördüklerini söyleyerek, "Enflasyonda yıl sonu hedefinin yüzde 7,5. Şu anda yüzde 7,2 civarındayız. Dolayısıyla bu son liradaki değer kaybının etkisini bile dikkate alırsak, umut ediyoruz ki yüzde 7,5 civarında uzun bir süre sonra ilk defa hedefler tutturulmuş olacak. Bu önemli bir konu. Hedefleri tutturarak kredibilite inşası mümkün. Son aylardaki trendin destekleyici ve olumlu" dedi.

Bankaların faiz indirimi ile ilgili de açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Şimşek, "Kalıcı düşük faiz, makul fiyatlarda finansmana erişimi, yatırımları, büyümeyi destekler. Ancak yatırımları belirleyici tek değişkenin faiz değildir. 2003-2007 döneminde Türkiye'de reel faizler yıllık yüzde 14-15 civarındayken yatırımlar reel olarak bir kattan fazla artmış, ama 2008-2016 döneminde reel faizlerin yüzde 1,5-2 civarında olduğu yani 10 kat daha düşük olduğu bir dönemde maalesef yatırımlardaki artış yüzde 30 civarında. Dolayısıyla bütün dünyada yatırımlarda bir zayıflama var çünkü talep zayıf, belirsizlik çok. Yani talebe ilişkin belirsizlikler, yatırım yaparsanız elde edeceğiniz getiriye ilişkin kaygılar, yatırımların önündeki en büyük engeldir. Türkiye olarak biz yatırım teşviklerini devreye soktuk. Yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik önemli adımlar attık, finansmana erişim noktasında da aslında çok önemli bir reformu ekim ayında yaptık" diye konuştu.

Dünyada birçok ülkede faizlerin şu anda sıfır ya da eksi olduğunu belirten Şimşek, fakat o ülkelerde yatırımlarda bir gelişme olmadığını dolayısıyla tek başına yeterli gelmediğini söyleyerek, "Geleceğe ilişkin güven, olumlu beklentiler, kar marjları, talebe ilişkin beklentiler daha belirleyicidir" şeklinde konuştu.

"Türkiye'nin ciddi bir cari açığı var"

Dolardaki artışın günübirlik piyasa hareketleri üzerine yorum yapmanın anlamlı olmadığını belirten Şimşek, "Geçen sene gelişmekte olan ülkelerde 650 milyar dolarlık fon çıkışı oldu. Türkiye'den de fon çıkışı oldu. Bu sene gelişmekte olan ülkelerden yaklaşık 250 milyar dolarlık fon çıkışının öngörülüyor. Yani gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahı zayıf, fon akışı nispeten zayıf. İkinci konu Türkiye'nin ciddi bir cari açığı var. Cari açığı azalttık, ama hala arzuladığımız, sürdürülebilir bir seviyede değil. Onun için zaten yapısal reformlardan bahsediyoruz. Bir de buna ek olarak çevrede olup bitenler, jeopolitik gerginlikler... Bu çerçevede bakarsanız, kısa vadede piyasa, yani bir esnek kur rejiminiz var, piyasa şartları kuru belirliyor, fakat orta ve uzun vadeli perspektif takınırsanız, reel olarak büyüyen Türkiye, liranın reel olarak güçlü olacağı bir Türkiye'dir. Yeter ki biz ticaret ortaklarımızdan daha hızlı büyüyelim, daha doğru şeyler yapalım. Onun için geleceğe ilişkin inancımız tamdır. Kısa vadede tabi ki bu belirsizlikler, bu gelişmeler ister istemez etkili oluyor. Merkez Bankamız bu konuda elinden geleni yapıyor, gereken tedbirleri alıyor, ama bunların da sınırı var. Orta ve uzun vadeli bir perspektifle bakmak lazım. Ben günübirlik hareketleri yorumlamanın çok faydalı olduğu kanısında değilim" dedi.

Başbakan Yardımcısı Şimşek, "Türkiye'nin uzun vadeli geleceğine olan güven ve inancın devam ediyor. Fakat gerek olağanüstü halin olması, gerekse Türkiye'ye ilişkin algının son yıllarda sistematik bir şekilde bozulmuş olmasının bu durumu etkiliyor. İyi bir reform momentumu ile bu süreç daha güçlü bir demokrasi ve daha güçlü bir hukuk devleti çerçevesinde yürütülebilirse inanıyorum ki Türkiye tekrar güçlü bir şekilde yatırımcı ilgisine sahip olacaktır" ifadelerini kullandı.

Başkanlık sistemi

Yönetimde istikrarı, temsilde adaleti sağlamak açısından başkanlık sisteminin en büyük reform olduğunu kaydeden Şimşek, "Başkanlık sistemi tartışmalarının kişiler üzerinden yürüyor ve başka taraflara çekildiği için bu hususların ön plana çıkmıyor. Eğer Türkiye iyi bir kurguyla başkanlık sistemini oturtursa bu idarede istikrar demektir. Sonunda bir şahıs başkan olacak, ekibini kuracak ve 5 yıl bu ülkede programını uygulayacak. Bu istikrarı ve var olan hükümet programının güçlü bir şekilde uygulanmasını garanti altına alır. Seçim ve referandumlar ister istemez bir miktar öngörülebilirliği azalttı. En öncelikli konulardan birinin başkanlık sistemini getirmektir" dedi.

Motorlu taşıtlarda uygulanması planlanan ÖTV düzenlemesi tasarısının Mecliste olduğunu vurgulayan Şimşek, "Türkiye'nin vergilendirme sisteminin motor hacmine göre ancak bunun dünyada terk edildi. Bu konuda aracın değerine de bakmak lazım. Biz motor hacmine göre ÖTV koyduğumuz için bazı markalar, çok pahalı otomobilleri daha düşük vergiden yararlanabilmek için daha düşük motorla Türkiye'ye özgü modellerle yaptılar. Biz değeri de dikkate alalım dedik. Dolaylı vergilerde değeri de bir miktar dikkate alan bir modele gidiş için yasal altyapı oluşturuyoruz. Bu noktada kritik eşikler belirlenecek. Şu değeri aşan otomobil, motor hacmi 1.1 dahi olsa vergide şu orana tabi olacak diyeceğiz" diye konuştu.

Şimşek, Çin ile ilişkiler konusunda da, "Çin'in satın alma gücü paritesi bakımından dünyanın en büyük ekonomisi. Türkiye uzun süre Asya'yı ihmal etti. Asya, bizim firmalarımız tarafından hala görünmeyen bir bölge. Halbuki yükselişte olan bir bölge burası. Biz Hindistan ve Çin'de neredeyse yokuz. Son yıllarda bu alanda ilerleme kaydetmek için ciddi bir çaba var. Çin ile geçen sene yüksek düzeyde bir ekonomik diyalog sürecinin temellerinin atıldı. Bu kapsamda ilk toplantının yarın yapılacak. Burada çok kapsamlı çerçevede iki ülke ilişkilerinin masaya yatırılacak. Türkiye'nin Çin ile ticaretinde tek yönlü bir trafik var. Bunun sınırlanması gerek. Yarınki çabaların amacının da budur.

Çin, Rusya ve diğer bölgelerle ticareti, yatırımları geliştirmek için yoğun bir çaba gösteriyoruz. Çin ve Rusya ile olan ilişkiler, Batı ile olan ilişkilere alternatif değil. Bugün ABD ile AB'nin ekonomik büyüklüğünün toplamı 38 trilyon dolar, Rusya'nın ekonomik büyüklüğü ise 1,2 trilyon dolar. Onun için ilişkiler tabii ki gelişecek ama Batı'dan da hiçbir şekilde kopma noktasına gelmememiz lazım. Zaten böyle bir şey de gündemde değil" şeklinde konuştu.

Yeni yılla birlikte uygulamaya konulacak Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) konusunda da bilgi vererek, şöyle devam etti: "Kanun genel çerçeveyi çiziyor, uygulama esaslarını Bakanlar Kurulu çıkaracak, yakında çıkar. 45 yaşın üstündekileri sisteme otomatik dahil etmeyeceğiz, bu yaşın altındakileri dahil edeceğiz. Bu birinci husus. 100'den fazla çalışanı olan şirketlerle başlayacağız. Biz bunu Türkiye'nin tasarrufları düşük olduğu için yapıyoruz. Bugün Türkiye'nin bütün sorunlarının temelinde tasarruf düşüklüğü var. Dünyada bize benzer ülkeler 100 lira gelir elde ediyorsa 31 lira tasarruf ediyorlar, Türkiye ise 14 lira tasarruf ediyor, 86 lirasını mideye indiriyor. Halbuki bu dönemde bizim daha çok yatırım yapmamız lazım. Tüketim talebini artırmaya çalışmak orta ve uzun vadeli bir perspektif olamaz. Orta-uzun vadede kamu, özel sektör, hane halkı, şirketler daha çok tasarruf edecek.

Sistemin genelde zorunlu olarak lanse ediliyor, ancak durum böyle değil. Bu otomatik katılım. Sistem başladığı zaman bildirimde bulunulacak. İki ay içerisinde istediğiniz zaman bu sistemden çıkabilirsiniz. Dolayısıyla zorunlu değil. Diyelim ki iki ay içerisinde karar vermediniz, kaldınız, sizden kesintiler yapıldı, devlet katkı verdi. Çıkmak isterseniz istediğiniz zaman çıkarsınız ama çıktığınız zaman devlet "Ben sana katkıyı veremem. Katkı vermem için şartları tutturman lazım, varsa bir masraf o masraf düşülür" diyecek. Sistemde toplanacak fonu yatırımlara kanalize etmeye çalışacağız. Para, sizin hesabınızda duracak, devlet dokunmayacak ama bu para ya bankalara mevduat olarak ya da bir şekilde eninde sonunda yatırıma konu olacak bir tasarruf olarak duracak. Siz ikinci bir emekliliğe hak kazanacaksınız az da olsa kenara bir miktar koyacaksınız" ifadelerini kullandı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.