1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. Ayaklar basmıyor
Ahmet Turan

Ahmet Turan

PARANTEZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Ayaklar basmıyor

A+A-

Günün sözü: 

Aklımızdaki insan yanımızda olsa hepimiz mutlu olurduk.

 

Ayaklar basmıyor

 

Sohbetler artık serzenişle başlıyor.

Kim kiminle konuşsa, bize ne oldu böyle? diye sormadan edemiyor

Teknoloji geliştikçe gelişiyor, her şeye erişim kolaylaşıyor.

Reklamlar, tanıtımlar hepsi kolay yaşamanın kodlarını veriyor.

Üretme azmi azalıyor. Hz. Ali r.a rivayet ettiği “Helal malın hesabı, haram malın azabı var” gerçeği üzerimizden hızla uzaklaşıyor.

“Tüyü bitmedik yetimin hakkı var” anlayışı mazide kalmış gibi görünüyor.

Devlet bir proje verdi mi? kontrolü Allah’a emanet.

Fırsat hemen oluyor ganimet.

İnsan büyüdükçe mi artıyor dertleri, yoksa; insan büyüdükçe mi anlıyor gerçekleri!

Bakıyorsun, yakınlarının dostlarının ricasıyla  kişi, bir yerde görev alıyor. Sonra karşında ayakları yerden kesilmiş arsız  insan oluyor.

Ne oluyor bu topluma? diye hayıflanırken, aklına kavak ağacı ile sarmaşığın hikayesi geliyor.

Bilmeyeni yoktur.

Ama anlatsak faydası olur mu bilmem?

“Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe sarmaşık kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?

-On yılda, demiş kavak.

-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış sarmaşık

-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

-Doğru, demiş kavak.

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında sarmaşık üşümeye, sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış.
Sormuş endişeyle kavağa:

Neler oluyor bana ağaç?

Ölüyorsun demiş kavak.

Niçin?

Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.”

Ecdat ne demiş?

“Kendini ne kadar büyük görürsen gör, bende sadece gözümün gördüğü kadarsın. Ötesi yok.”

Biraz üstü kapalı oldu.

Ama herkesi suçlamak da karamsarlık olur.

Alacağı olan varsa alsın.

Birde şu fıkraya göz atalım.

ORMANLARIN KRALI 

Ormanlar kralı Aslan bir gün ormanda gezerken tilkiye rastlamış. Kükreyerek: "Söyle bakalım bu ormanın kralı kim?" demiş.

Tilki hemen: "Bu da sorulur mu kralım; tabii ki sizsiniz." demiş. Cevaptan hoşnut olan kral gezintisine devam etmiş.

Bu kez karşısına maymun çıkmış. Kükreyerek: "Söyle bakalım bu ormanın kralı kim?" demiş.

Maymun: "Hünkarım!" demiş. "Sizden başka kim bu ormanın kralı olabilir ki?" İyice sevinen kral gezintisine yeniden dönmüş.

Biraz ileride file denk gelmiş. Yine kükreyerek: "Söyle bakalım bu ormanın kralı kim?" demiş.

Canı sıkkın olan fil yanıt vermemiş. Aslan tekrar kükreyerek: "Söyle bakalım bu ormanın kralı kim?" demiş.

Fil yine cevap vermemiş. Aslan bir kez daha kükreyerek: "Söyle bakalım bu ormanın kralı kim?" demiş.

 Fil aslanı kaldırdığı gibi önündeki ağaca çarpmış. Sersemleyen Aslan ağlamaklı bir sesle:

 "Ya bilmiyorsan bilmiyorum desene" demiş.

Bizden bu günlük bu kadar.

 Hafta görüşmek üzere hoşça kalın.

Bu yazı toplam 6558 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.