1. YAZARLAR

  2. Recep Çınar

  3. Avusturya-Almanya ve Atiker Konyaspor
Recep Çınar

Recep Çınar

ORTAM
Yazarın Tüm Yazıları >

Avusturya-Almanya ve Atiker Konyaspor

A+A-

Atiker Konyaspor'un Avrupa Ligi'nde Salzburg'la oynayacağı maç için yolumuz bu sefer Avusturya'ya düştü...

Daha doğrusu ünlü besteci  Mozart'ın doğduğu yer ve tuz madenleri ile tanınan küçük, ama şirin bir Avrupa şehri Salzburg...

Dört bir yanı dağlarla çevrili olan ve şehrin ortasından geçen Salzach nehri ile güzelleşen Salzburg, bir başka deyişle de sanatıyla ve müzeleriyle anılan bir şehir...

150 bin nüfusu ile Avusturya'nın 3. büyük şehri olan Salzburg, 2-3 günde keşfedilebilir...

3-2-034.jpg

Güzel bir şehir, ama gri bir şehir...

Güneş'in uğramadığı diğer Avrupa şehirleri gibi...

Salzburg'un nesini sevdin diye sorsanız, “sakinliğini ve tertemiz havasını” derim...

Ama en çokta Konya'ya dönüşümüzü...

Hem de dolu torbayla...

Yani, puanla dönüşümüzü daha çok sevdim...

İşin sportif tarafına geleceğim tabi ki...

Önce gördüklerimizi paylaşayım istedim...

Evet, Salzburg güzel bir şehir...

Türkler de yaşıyor bu şehirde...

Akşam otelden çıktık, Türklerin bulunduğu bir kahve ararken, bir terzi dükkanının önünden geçiyorduk ve yanımdaki arkadaşlara içerideki kişiyi göstererek “bu da Türk” dedim...

İçerden gür bir ses “aynen” deyince, daldık dükkana...

Selam kelamdan sonra, ayaküstü iki lafın belini kırdık...

Muğlalı olan bu arkadaş, 25 yıldır Salzburg'da yaşadığını, Türkiye'ye sık sık gelip gittiğini, kesin dönüş konusunda ise kararsız olduğunu söyledi...

Bayram nedeniyle her yerin kapalı olduğu Salzburg'da sadece Türklerin bulunduğu kahvelerin, fırınların ve börekçilerin açık olduğunu öğrendik...

3-1-027.jpg

Tarif üzerine Türklerin toplandığı kahveyi bulduk...

Türkiye'den geldiğimizi, özellikle de maç için geldiğimizi öğrenen gurbetçiler inanılmaz mutlu oldular...

Yaptığımız sohbetlerden çıkardığım şu oldu; gurbette, yani Salzburg'da insanlar huzurlu ve mutlular...

Hem de şehrin gri olmasına rağmen.

xxx

Takım maçtan sonra Sivas'a uçtu...

Gazeteciler, kulüp çalışanları ve sponsorlar ise karayoluyla Almanya'ya, yani Münih havaalanına geçtik...

20-25 yıl sonra bir kez daha nasip oldu Almanya...

Almanya denince aklınıza Mercedes, BMW, Volkswagen, Audi gibi markaları ile gelişmiş sanayi gelmesin...

Soğuk insanları da...

Almanya'nın huzur ve oksijen depolayan doğal güzellikleri de var...

Salburzg'dan Münih'e, yani havaalanına kadar yemyeşil, daha doğrusu yalancı bir cennetin içinde yolculuk yaptık...

Acayip etkilendim...

Yol boyunca gördüğüm çayırları çimenleri, yemyeşil dağları, temizliği, kasabaları, kasabalarının çiçekli böcekli, süslü püslü evleri peri masalı gibi ya da zaman makinasından fırlamış gibi adeta...

Arkadaşlardan biri “Almanların inekleri bile villa gibi ahırlarda yaşıyor” diye bir espri yaptı...

Gerçekten de öyle...

İnanılmaz modern ahırlar...

Çayırlar çimenler, yeşillikler arasında kalmış 3-5 ev resmen tablo gibi...

Kim ne der bilemem, ama bu Almanlar şanslı insanlar...

Çünkü,  güzel yerlerde güzel yaşıyorlar.

xxx

Atiker Konyaspor'a gelince...

Salzburg karşısında galibiyeti kaçıran taraf oldu...

Mehmet Özdilek, acayip bir rotasyonla çıktı Salzburg karşısına...

Radikal bir kararla, kulübedeki beş ismi sahaya sürdü...

Neredeyse ismini bile unuttuğumuz Selim'i hatırlattı bize...

Selim mi?

Şahane oynadı...

Böyle devam ederse, mevkisinin birinci adamı olur...

Olmalı da...

Selim adına sevindim...

Mehmet Özdilek'le birlikte oyuncuların yüzüne kan gelmiş...

Gözleri pırıl pırıl olmuş...

İnşallah ilk yarıyı 20'nin üzerinde tamamlarız...

Bunu yapmak için de, öncelikle altındaki takımlardan kopacak, üstündekiler ile arayı açmayacaksın...

Ve ara transferi en iyi şekilde değerlendireceksin...

Eğer hedefin üst sıralar ise...

Bunun başka izahı yok...

Çünkü, eldekiler yetmiyor, daha doğrusu yetemiyorlar...

Kadro dar ve bu da Mehmet Hocanın elini zayıflatıyor...

Özdilek'in en fazla yapacağı rotasyon Salzburg maçında yaptığı ile sınırlı...

Dahasının olduğunu sanmıyorum...

Atiker Konyaspor'u yönetenler kabul etsinler ki, bu takıma çatır çatır katkı koyacak, gol atacak oyuncular lazım...

Toplam kalitesi belli bir kadro ile “adım hıdır elimden gelen budur”la sınırlı oyuncular var bu takımda...

Dolayısıyla takıma katkısı olmayan 3- 5 oyuncuyu gönderecek, beklentilere cevap verebilecek 2 ya da 3 oyuncuyla takımı güçlendireceksin...

Sonrası mı?

Hoca ve ekibine güvenecek ve destek olacağız...

Hepsi bu.

Bu yazı toplam 982 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar