1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Alman Profesör ne demişti?
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Alman Profesör ne demişti?

A+A-

Osmanlı devrinin son yıllarında, önceleri dış devletlerde sözde ilim öğrenmeye gidip gelenlerle İstanbul sosyetesinde başlayan…

Cumhuriyet kuruluşundan sonra halkı cahil, kendilerini bilinçli sayan ve sırtını devlete dayamış olanlardan bu güne kadar gelip devam edenler…

Avrupacılılık aşkı içinde, onların ilimde teknikte ve demokraside ilerlemesini görmezden gelip…

Sadece moda olan giyim ve eğlence kısımlarını kopya edip hayatlarına adapte edenlerin içinde…

Yıllarını sözde ilme vermiş profesör olabilmiş bay ve bayanlar…

Ağızlarından düşürmedikleri “Biz adam olmayız. Bu gidişle AB’ye girmemiz mümkün değil. Sıkma başlar (Başörtülü olanlara demiş oluyorlar) bilinçsiz oy verenlerle…” küçük görme histerikleri…

O kahraman, Türk medeniyeti ve maneviyat içinde olup üstelik evlatlarını seve seve terörist avına gönderip şehit anası bile olan elleri öpülesi Türk analarına ve kızlarına…

Bırakınız, okuma ve ilim de ilerleme isteyenlerin önüne geçmeyi ki sadece kendi vatanındaki öğrenim yerlerinde becerebilmelerini, toplum içinde olmalarını istemeyip yer yer kovma oluşumu doğuranlar…

Bunlarla da kalmayıp (http://www.mailce.com/ezandan-ve-kurandan-rahatsiz-oldular.html) (Lütfen web sayfası altına gidiniz) videosunda yahoo ve google kanallarında video ile yayınlanan yaşları kemale ermiş kimi profesör kimi üst makam sahibi aydın kişi olduklarını sahiplenen hanımefendileri başörtüsü, ezan, Kur’an’dan duydukları rahatsızlığı ve bu hususta mücadelelerini açıklamaktadırlar.

Özetle, başörtülü genç kızlara vazgeçmeleri çabası içinde burs verdiklerini ama kabul ettiremeyince yardımı kesmekle kalmayıp, yurtlardan öğrenim yerlerinden bile uzaklaştırdıklarını iftihar içinde ve açıkça ifade ederken…

Başörtülülerin yanlarından geçmesine bile tahammülleri olmadığını belirterek bu husustaki kinlerini açıklamakta, güya medya duymadan bu mücadeleye iştirakçi aramaktadırlar.

***

Hal bu ki bilmezler ki bizim o başörtülü kızlarımızın çoğu mecburen başka devletlerde ilim öğrenip dahi ve profesör bile olabilmekteler.

Kendileri yerlerinde sayıp ilim üret(e)mez iken!.

Hele şu AB’ye giriş üzerinde bile aslında isterük istemezük çift standart içinde bile olurken…

O Avrupa kültür ve demokrasisine değil yaşamına âşık oldukları devletler acaba bizi aralarına bile almayı cani gönülden mi istemekteler?

Zaten AB’nin baş sözcüleri olan Alman, Fransız, Belçika, Danimarka, Hollanda devlet ricali açıkça söylemekle beraber bu istemezlik yeni değil yıllar evveli vardı.

Biz kendi kendimizi uyutup onların istediği ama kendilerinin asla tatbik etmediği kültür ve medeniyetimize aykırı işlemleri ezilip bükülüp yerine getirirken bile!.

24.06.2006 gün ve “Alman Profesörün içtenlikleri!.” başlıkla sunduğum yazımda “Alman Prof. Naumark’ın İtirafları”nı iletmemle yıllar öncesi olduğu var sayımlı.

Bizin ‘Bakarkörler’imiz bir türlü kabul etmese de.

Türkiye’de yaşarken Türkiye’yi seven ve burada ilim de dağıtan yabancılardan biri olup İstanbul Üniversitesi’nde Öğretim üyeliği yapmış olan Alman asıllı Prof. Naumark’ın İtirafları”nı bir defa daha ibretle okuyalım.

***

İstanbul Üniversitesi’nde Öğretim üyesi Alman asıllı Prof. Naumark ile bir kısım talebesi çok yıllar öncesi Boğaziçi’nde bir geziye çıkarlar.

Talebelerden birinin Prof. re; “Avrupa bizi neden sevmez hocam” sorusuna şu cevabı verir.

“Çok samimi olarak itiraf edeyim ki;

Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir.

Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir.

Sebeplerine gelince;

1)           Müslüman olduğunuz için sevmez. Ama Laiklik şöyle dursun! Hıristiyan olsanız da size düşman olarak devam ederler.

2)           Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar: Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir.

3)           Avrupa’nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa’yı pazar yapmaya başladınız.

4)           En az 400 yıl Avrupa’da sırtımız da ve ensemiz de at koşturdunuz.

5)           Selçuklular Anadolu’yu, Osmanlılar ise orta Avrupa ve Balkanları haçlı ordusuna mezar ettiler.

6)           Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hâkimiyet sağladılar. Önce ahlakî değerlerinizi yıpratmaya başladılar. Giyiminizden yaşantınıza kadar… Sonra kendi içinizde sizi bölmeye başladılar. A-B-C-D gibi.

7)           Selçuklu ve bilhassa Osmanlı, İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydiler. İslamiyet bugün belki sadece hicaz’ da varlığını devam ettirirdi. Kaldı ki Vehabiliği kuranlar da İngiliz Dominyon Bakanlığı’nın adamlarıdır. Batı her yerde İslamiyet’i, sapık inançlara kanalize etti. Ama Osmanlı… “Asr-ı saadeti” devam ettirdi.

8)           Kilise size kin kusmaktadır. Ve sebepleri yukarıdadır.

9)           Ben Türkiye’ye geldiğimde 2 üniversiteniz vardı. Şimdi 19 üniversite var (O günlere göre herhalde ). Osmanlı zamanında ise “her yerde bir medrese” vardı, tarihinize bakın her medresede bilim eğitimi vardı. İlk “Denizaltı”nı Osmanlının yaptığını çoğunuz bilmiyorsunuz dur belki ama Avrupa bunu biliyor.

10)       Sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır.  Ama sizde bunun olması bu şartlar da çok zor.

11)       Yine sizler, Avrupa’nın tarihî düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız.”

***

Ne dersiniz hakikatler ortaya çıkarmıyor mu?

Biz aslında açık olan fakat devlet üstünde devlet olması istenen Ruhban okulunu bile

Sanki kapalı imiş de, müsaade veriyormuşuz havasında papazların isteğini yerine getirme çabasındayız!

Ne günler geçiyoruz?

Dış bir tarafa, içteki ayrımcılık isteklileri ile..

Yüce yaradan korusun bizi…

***

Sağlık ve esenlik içinde yaşam dileğimle…

 
Bu yazı toplam 3745 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.