1. YAZARLAR

  2. Muzaffer Dereli

  3. Allah Birlik ve Beraberliği Emrediyor (2)
Muzaffer Dereli

Muzaffer Dereli

GÜL KÖŞESİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Allah Birlik ve Beraberliği Emrediyor (2)

A+A-

Birbirimizi Sevmemiz İmanımızın Gereğidir

Birbirimizi sevmemiz ve birimizin diğerimize yardımcı olmamız gerektiği de, bir misalle hadis-i şerifte şöyle anlatılır:

“Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte mü’minlerin misâli; bir bedenin benzeridir. Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler.” (Buhârî, edeb 27; Müslim, birr 66).

Allah ve Rasûl’ü rızası için birleşen ve çalışan bir cemaat, İslâm namına büyük hizmetler yapabilir. Şerden ve nifaklardan da uzak durabilir. Bu ise, büyük bir lûtuf ve rahmettir.

Demek ki vahdet ve ittihad üzere olmamız gerekiyor. Zaman geçirmeden, cemaatlerimizin bir araya gelmesi çok elzemdir. Zira görüldüğü gibi Allah'ın hükümleri apaçıktır. Birlik ve beraberliği tavsiye buyururken, bunun aksi olduğu zaman tehdit etmektedir. İşte böyle bir ayet-i kerime daha:

"-Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın! İşte bunlar için pek büyük bir azap vardır." (3 Al-i İmran 105)

Gönüllerdeki Allah ve Rasûl’ü aşkı bu birliği gerektirir.

Ayrı ayrı akan ama aynı denize dökülen ırmak ve nehirler gibi, Allah ve Rasûl’ünün aşk deryasında birleşelim inşaallah.

İyi bilelim ki, çoğu zaman damarlarımızda dolaşan şeytanla, dünyalık zevk ve makam arzusuyla yanan nefislerimize uyuyoruz. Halbuki ALLAH (c.c) onlara tabi olmayı yasaklamaktadır.

Ayrılıkta acı, ızdırap ve zaaf vardır. Birlikte rahmet, fazilet, mukavemet vardır.

Evet, insan ihtilaf edebilir. Mü'minler de aynı konuda ayrı ayrı görüşler serdedip, ayrılığa düşebilirler. Ama bir noktada birleşmek, ittihad etmek gerekmektedir. Bu, Allah’ımızın emridir zaten. O halde O'nun emri üzere birleşmek ve mes'eleleri halletmek gerekir:

"-Eğer bir şey hakkında çekişirseniz onu, Allah'a ve Peygamber’e döndürün, eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız..." (4 Nisa 59)                             

Yani bir hususta ihtilafa düşerek aramızda münakaşa çıkacak olursa, onu Rabbimizin kitabından bularak halletmeye gayret edeceğiz.

Eğer Kur'an’da bulamazsak Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimizin sünnetine müracaat edilecektir. Eğer onda da açıkça geçmiyor ise, Kur'an ve Sünnet ışığında âlimlerimizin verdiği hükümle güzel neticeye ulaşabiliriz.

Mü'minler Kardeştir

Birlik ve beraberliğimizin sağlanması için, "Mü'minler Kardeştir" düsturunu işlemeye ve gönlümüze sindirmeye de ihtiyacımız vardır. Yunus Emre’miz de bunun için gayret etmişti ya;

Gelin tanış olalım,

İşi kolay kılalım,

Sevelim-sevilelim,

Dünya kimseye kalmaz.

Evet, buna ihtiyacımız var. Aslında bu iş çok kolay. Gönüldeki kirleri atarak, Allah rızası için bir araya gelivermek… Bu, neden mümkün olmasın ki! Hani, kızlarını diri diri gömen, insanları alıp-satan, mal, şan ve şöhret diye birbirlerini yiyen ve hele hele Allah’ı inkâr ederek putlara tapan o insanlar, İslâm kardeşliğinin doruk noktasına ulaşmamışlar mıydı?

Onlar bataklıktan köşklere çıkmışlarken, bizler neden çayırlıktan köşklere çıkmayalım?

Neden inanan insanlar olarak kardeşçe kucaklaşmayalım?

Neden Allah rızası için birbirimizi sevmeyelim?

Ya İslâm nimeti ile tanışmamış olsaydık halimiz ne olurdu? Rabbimizin bu nimetini düşünelim öyleyse:

"-Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün ki; cahiliyet devrinde birbirinize düşmanlar iken O; sizin kalpleriniz arasında ülfet meydana getirdi de, O'nun nimeti sayesinde din kardeşi oldunuz." (3 Al-i İmran 103)

 Evet, İslâm nimetinin kıymetini bilmeliyiz. Onun özünü teşkil eden Allah için kardeşliği ihya ederek yaşamalıyız. Zira Allah (c.c.) şöyle der:

"-Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz." (49 Hücurat 10)

Müslüman Hıyanet Etmez                                 

İslâm’ın eşsiz Peygamberi şöyle buyurur:

"-Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona hıyanet etmez, ona yalan söylemez, ona yardımı terk etmez. Her müslümanın ırzı, malı ve kanı diğer müslümanın üzerine haramdır. (Rasûlullah mübarek kalbini işaret ederek şöyle devam eder:) Takva buradadır. Bir kimseye şer olarak Müslüman kardeşini hakir görmesi yeter." (Tirmizî, birr 18)

Hz. Ömer (r.a.) yaralanıp evine kaldırıldıktan bir müddet sonra ayılıp, “katilim kimdir? diye sordu. Ebû Lülü Firuz olduğu söylenince; “Allaha şükürler olsun ki bir Müslüman tarafından vurulmadım,” demişti.

Evet, müslümanın müslümana düşman olması, onu vurması ne kadar da acı!

Mü’min Kâfiri Dost Edinemez

Mü'min, mü'minin kardeşi, dostu ve sırdaşıdır. Kâfirleri dost ve kardeş ittihaz edemez:

“Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?” (4 Nisa/144)

Mü’min, mü’min kardeşine şefkatli olmak mecburiyetindedir:

“Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler.” (Fetih 29)

İnanmış kişi, insanlık icabı, mü'min kardeşiyle meydana gelen kırgınlıklarını telafi etmek mecburiyetindedir. Zira yukarıda geçen ayet-i kerimede dargınlık yasaklanırken, dargın olanları barıştırmak da emrediliyor. Ayrıca hadis-i şerifte, müminlerin birbirlerini hor ve hakir görmeden kardeş olmalarının emredildiği görülmektedir.

Yine bir hadis-i şerifte sevgi, imanın adeta şartı olarak zikrediliyor:

"Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!" (Müslim, îman 93-94; Tirmizî, Et'ime 45, Kıyamet 56; İbni Mace, Mukaddime 9, Edeb 11)

Başka bir hadis-i şerifte ise iman kuvveti, kardeşlik ölçüsüne bağlanıyor:

"-Hiç biriniz, kendiniz için arzu ettiğinizi kardeşiniz için de arzu etmedikçe gerçek iman etmiş olmazsınız." (Buhari, iman 7)                       

“Amellerin en faziletlisi”

Allah’ımızın koyduğu nizam ne güzel kardeşlerim! Yani Allah adına, O'nun rızası için yapılan en küçük şey bile, Rabbimiz katında mükâfatlara sebep olur. Onun için mü'minin her adımı Hakk’ı zikir, yaptığı her işi de Hakk’a ibadet olabilir. Yeter ki O'nun sevgisini ve rızasını dileyelim. Yüce Halık’ımız birbirimizle yakınlaşarak kardeşlik bağlarımızın artmasını ve O'nun rızası için sevişmeyi nasib eylesin. Bu, gerçekten çok önemlidir:

“Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.” (Ebu Davud, Sünnet 3)

“Kişi sevdiğiyle beraberdir”

Dünyada kimlerle kol kola isek, ahirette de onlarla beraber olacağız. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz bu gerçeği açıkça beyan ederler:

“Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Ebû Dâvûd, Edeb 113; Müslim, Birr 50)

O halde kişi kimleri sevdiğine ve kimlerin safında yer aldığına iyi bakmalıdır. Yoksa amelleri boşa gidebilir.

Duamız

Rabbimiz, bu ümmete Kendi yolunda bir ve beraber olmayı nasib eyle ve hidayetten ayırma! Pusuda bekleyen canavarlar misâli imanımıza ve bize kastetmeye çalışan düşmanlarımızı sevindirme! Ayaklarımızı kaydırma!

“Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Şüphe yok ki, lûtfu en bol olan Sensin!” (3 Al-i İmran 8)

“Ey Rabbimiz! Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet! Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil.” (1 Fatiha 5-7) (Amin!)

Bu yazı toplam 8812 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.