1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Ailenin çocuk terbiyesindeki rolü-3-
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Ailenin çocuk terbiyesindeki rolü-3-

A+A-

Âlemlere rahmet olarak gönderilen, üstün ahlak sâhibi Hz. Peygamber aleyhissalâtü vesselam, ana-babanın çocuklarını eğitme konusundaki sorumluluklarını dile getirirken şunları zikrediyor:

‘Allah şu babaya merhamette bulunsun ki, çocuğuna iyilik üzere yardımcı olur.’ (1) (Onu iyi bir insan olarak yetiştirmeye çalışır.)

 ‘Bir baba, evlâdına güzel edepten daha efdal bir şey hediye edemez.’ (2)

 ‘Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın.’ (3)

Dindar ve Müslüman bir ailenin bütün fertlerinde çocuklarını mesut yaşatma ve ebedî saadete hazırlama temâyülü doğuştan mevcuttur. (4) Elbette ki ebeveyn, evlâdının bu dünyâda sıkıntı çekmesini istemez. Hattâ bunun için her türlü fedâkarlığa katlanır da bundan hiçbir şekilde şikâyetçi olmaz. Biz Müslümanlar biliyoruz ki, burası geçici bir dünya, bir de içinden hiç çıkmayacağımız ebedî bir âlem var. Ana-baba, evlâdının sıkıntı çekmesini ve azap görmesini asıl orada istememeli. Yâni ebeveynler onların dünyâlarından çok, âhiretlerini aydın etmeye çalışmalı; çünkü bâkî olan o âlemdir. Bugün evlatların en fazla elli, atmış sene gibi kısacık ömürlerinin daha rahat ve imkanları yerinde geçmesi için anne ve babalar tarafından en ince teferruatına kadar düşünülüyor. Çalışıp, çabalayıp didinip ne var ne yok alıp, konuluyor. Bir şeyleri eksik olmasın, her şeyleri tamam olsun diye, belki bir ömür tüketiliyor. Fakat maalesef ebedî ahiret yurdunu kazanabilmeleri için aynı gayret ve fedâkarlık gösterilmiyor.

 Toplumumuzda yerleşik anlayışa göre ebeveynler çocuklarına olan mânevî sorumluluğunu ya kendisi yerine getirmiyor ya da başkalarına havâle ediyorlar. Anne-baba çocuğunun dînî eğitimi için; ‘Bir hocaya, bir kursa ya da başka kuruluşlara gönderdim de olmadı’ diyor, kendi sorumluluğundan kaçıyor ve: ‘Hepiniz çobansız. Ve yine hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.’ (5) fermânını ebeveyn göz ardı ediyor. Oysa bu ilâhî fermânın devâmında: ‘Zevc (erkek) çobandır, aile halkının nafakasından, dînî terbiyesinden ve ahlâkından sorumludur. Ve zevce (kadın) de kendisine emânet olarak verilen, aile yuvasının muhafazasından ve yine evlâdının dînî terbiyesinden sorumludur.’ Buyrularak, ana-babaların kendilerine Allâhu Teâla’nın bir emâneti olarak verilen çocuklarına karşı sorumlulukları izah edilmiştir. ‘Emanet’ korunmak üzere birine ya da bir yere bırakılan şey anlamına geldiği gibi, kendisine verilenleri güzel ve yerli yerinde kullanmaktır, diye târifleyebiliriz.  Bu konuda Yüce Kitâbımızda yer alan:

“Ey iman edenler! Sakın bile bile Allâh’a ve Peygambere hıyânet etmeyiniz, aranızdaki emânetlere de hıyânet etmeyiniz.” (6)

 “Allah size emânetleri ehline vermenizi emrediyor.” (7)

 “O, müminler ki, emânetlerine ve ahitlerine riayetkârdır.” (8) gibi âyetler, konunun önemini işaret ediyor.

Bizlere emânet olarak sunulan evlatlarımıza mânevî yönden de gereken hassâsiyeti göstermemiz temennisiyle…

--------------

1- Abdullah Nasuh Ulvan, Aile Eğitimi, İzm, 1991, c. I, s.47

2- Müstedrek, c. IV, s.263

3- İbn-i Mâce, Edeb: 23

4- A. Hamdi Savlu, Müslüman Ailede Çocuk Eğitimi, Konya, 1978, s.85

5- Buharî, C.VI, Hadis No: 26

6- Enfâl, 27

7- Nisâ,  58

8- Mü’minûn, 8

Bu yazı toplam 293 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.