1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Aile bitmesin bu kanun kalksın!
Aile bitmesin bu kanun kalksın!

Aile bitmesin bu kanun kalksın!

Kadının tek bir beyanı ile erkeğin belli süreliğine evden uzaklaştırma aldığını söyleyen Konya Baro Başkanı Avukat Mustafa Aladağ, “Bu kanun, küçük sorunları zamanla içinden çıkılmaz hale getiriyor. Aile geleceğini tehlikeye sokan bu kanun, bir an önce k

A+A-

RÖPORTAJ: EMRE ÖZGÜL

KENDİ KANUNLARIMIZ OLMADI!

6284 sayılı ailenin korunması yönelik kanunda ivedilikle düzenlemelerin yapılması gerektiğine dikkat çeken Konya Baro Başkanı Avukat Mustafa Aladağ, çeşitli ülkelerden alınan ve kendi değerlerimiz ile harmanlaşmamış kanunların aile yapısına zarar verdiğini belirtti. Başkan Aladağ, şunları kaydetti: “ Doğru olan her şeyi alalım ama aldıklarımızı da dini inanışımıza, örfümüze ve adetimize göre de harmanlayalım. Bizim inanışımıza göre aile, hayatın olmazsa olmazıdır.”

**Sayın Başkan, süresiz nafaka zulmüne nasıl son verilir, konu ile ilgili sizlerin de yaptığı bir çalışma oldu mu?
-İşin ehli 30'a yakın arkadaş ve 15'e yakın konu başlığı adı altında konu ile ilgili aylık bir çalışma yaptık. Bu başlıklardan birisi ise nafaka konusuydu. “Süresiz nafaka” olur mu olmaz mı konusunu gündeme getirdik. Katılımcılar, oy birliği ile nafakanın süresiz olmaması yönünde görüş bildirdiler. Nafaka süresi ne kadar olmalı sorusu yöneltildi. Kusur ve evlilik durumuna, tarafların yaşına, belli iş edinebilme potansiyeline göre 1 ile 5 yıl arasında sınırlı olmak kaydı ile bir nafakaya hükmedilmesi gerektiği görüşü öne çıktı. Boşanma kararı kesinleştikten sonra bir de yoksulluk nafakası verilir. Biz, yoksulluk tabiri kulağımıza hoş gelmediği için bu ismin “destek nafakası” ile değişmesi gerektiğine de karar kıldık. Çok kısa süre evli kalıp, çeşitli sebepler ile boşanan insanlar, belki de bir daha yüzünü göremeyeceği insana bir ömür boyu nafaka ödemek zorunda kalıyor. Bu uygulamanın çok adil olmadığı noktasında hem fikiriz. Zaten yetkililer de “Süresiz nafaka” sorununun çözülmesi yönünde görüşlerini beyan ediyorlar. 100 Günlük Eylem Planı içinde olmasına rağmen halâ gerekli adım atılmadı. Fakat sıkıntının çözümü için yoğun bir çalışma var. Çeşitli derneklerle, vakıflarla görüşmeler devam ediyor. Herkes, nafakanın süresiz olmayacağı yönünde ortak bir fikre sahip.  
    
FATURA YENİ EŞE VE ÇOCUKLARA KESİLMEMELİDİR!

**Süresiz nafaka, sosyal bir bunalıma yol açıyor mu?


-Şimdi öncelikle bir şey belirtmek isterim. Bize mahsus bir kanun yok. Biz, kanunlarımızı İtalya, Fransa, Almanya ve çeşitli ülkelerden almışız. Böyle olunca sorunlar işin içinden çıkılmaz bir hâl alıyor. Ayrılan çiftler, zamanla yeni bir yuva kuruyor. Süresiz nafakadan dolayı kurulan yeni evlilikler de tehlike altına giriyor. Sürekli eski eşe bir ödeme yükümlülüğünün olması, mevcut aile yuvasında da sarsıntıya neden oluyor. Sebep olan yeni eş değil ama en büyük sıkıntıyı da yeni eş çekiyor. Sonuç itibari ile ne oluyor? Yeni eşin harcamalarından kısılarak, eski eşe nafaka ödeniyor. Yeni evlilikten olan çocukların da rızkından kesiliyor. Büyük bir ekonomik, sosyal ve psikolojik sorun ortaya çıkıyor.  

ÇOCUĞUN KORUNMASI GEREKEN ÜSTÜN YARARI VAR

**Çocuk haczi ile ilgili neler söylemek istersiniz?


Pedagog ücreti, yolluk, taksi, masrafı 300 lira civarında. Yani bir baba, evladını görmek için tek sefer için bu parayı gözden çıkarmak zorunda kalıyor. 23 yıllık meslek hayatımda bu konunun defalarca dile getirildiğini bilirim. Pedagog ise sisteme yeni girdi. Bir çocuğun annesinin yanında kaldığını düşünelim. Çocuk, babasını günlerce veya aylarca görmüyor. Çocuk, zamanla baba sevgisi ve şefkatini unutuyor. Baba ise çeşitli duygularla çocuğunu görmek istiyor. Zaten çocuğun yaşadığı psikolojiyi anlatmaya dilim varmıyor. Çocuk, babası ile görüşmek istemiyor. Kanunen çocuğunu görmek ise babasının hakkı. Çocuk, ağlaya ağlaya alınarak ya annesine ya da babasına gösteriliyor. Maddi külfeti bir yana bırakmak lazım. Manevi boyutu daha da ağır. Peki bu sorunun çözümü için ne yapıldı? Adalet Bakanlığı bünyesinde Mağdur Hakları Dairesi Başkanlığı var. Bu daire başkanlığımız tarafından özellikle son 3 yılda güzel çalışmalara imza atıldı. Bunların içinde çocuk teslimi sistemden çıkartılıp, sosyal devlet olmanın zorunluluğu gereği icra memuru olmaksızın merkezler aracılığı ile çocukla annesini ve babasını bir araya getirme anlamında bir çalışma var. Çalışma var fakat hayata geçirilemedi. 01.01.2019 tarihi ile bu proje hayata geçirilecekti. Bugün için meclis gündemine taşınan ve yürürlüğe giren bir taslak ve tasarı yok. Son derece acı ve yanlış. Çocuk haczi ifadesi bile çok üzücü. Bu adlandırma bir çocuk haczi olayını ifade etmez fakat işin içinde bir haciz memuru var. Çocuk, bir eşya olamaz. Çocuğun korunması gereken üstün bir yararı vardır.  

**Peki devlet tarafından hak tanınmasına rağmen çocuğu birbirine göstermeyen eski eşler, kanuna aykırılık anlamında bir suç işlemiş oluyor mu?

-Mahkeme yargılama devam ederken tedbir kararı gereği kişisel ilişki kurulur. Tedbire muhalefetin yaptırımı vardır. Yani görüş günü, saati ve görüş yerinde anne ve babanın eski eşine çocuğunu göstermemesi Türk Ceza Kanunu (TCK)'ya göre bir suçtur. Şikayet halinde bu durum, cezayı gerektirir.

EVDEN UZAKLAŞTIRMA SAÇMALIĞI KALDIRILMALIDIR

**Kanunlar ile bilinçli bir şekilde aile yapısının altı oyuluyor mu?


Az önce kanunların bize ait olmadığını ve hepsini farklı ülkelerden aldığımızı dile getirdim. Doğru olan her şeyi alalım ama aldıklarımızı da dini inanışımıza, örfümüze ve adetimize göre de harmanlayalım. Bizim inanışımıza göre aile, hayatın olmazsa olmazıdır. Aynı kanun her yerde aynı şekilde uygulanmak zorunda kalıyor. Bakın, 6284 sayılı ailenin korunması yönelik bir kanun çıkarıldı. Kanunen ortada hiç bir haklı gerekçe yokken eşe 1,3,6 ay ne ise evden uzaklaştırma veriliyor. Kadının bu anlamda tek bir beyanı yetiyor. Sıkıntı var burada. Kısa sürede yapılacak bir görüşme ile çözülebilecek olan küçük meseleler, uzadıkça uzuyor. Bu yüzden küçük dert, zamala büyük ve içinden çıkılamaz bir hâl alıyor. İnsanlar geriliyor. Gerginlik ile beraber umulmayan sonuçlar ortaya çıkıyor.  6284 sayılı kanun da bizim gündemimizdeydi. Dolayısı ile kanunda ivedilikle evden uzaklaştırma cezası ile ilgili düzenlemelere gidilmelidir. Bu kanun, inanılmaz mağduriyetlere sebebiyet verdi. Kaldırılması ile ilgili çalışma yapılıyor ama hep çalışılıyor. Sıkıntılar, bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır.

EŞLERİN AİLELERİNDEN ŞİKAYETÇİ OLMASI ÇOK ÜZÜCÜ

**Boşanmalar genellikle hangi yıllarda ve ne sebeple gerçekleşiyor?


-Önceden yeni evlenen çiftler, annelerinin ve babalarının yanında kalırdı. Hayatı ve karı ve koca ilişkisini öğrenirlerdi. Yeni dönemde evlilik akdinin gerçekleşmesi ile birlikte ayrı eve çıkma hevesi  iyice arttı. Bu yüzden hayatı ve eşlerin birbirine karşı sorumluluklarının ne olduğunu öğrenemiyoruz. Boşanma davalarının temelini, bu hevesten doğan içi boş değerler oluşturuyor. Eşler, “Aslında eşimden şikayetim yok da eşimin ailesinden rahatsızım” diyorlar. Aslında bu çok üzücü bir ifadedir. Biz, ilkokul çağından başlamak kaydı ile aile hukukunun ne olduğunu çocuklarımıza anlatmalıyız. Eş ve aile ne demek bunları doğru anlatamadığımız için bu eğitime küçük yaşlardan itibaren ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Boşanma, en çok evliliğin ilk yıllarında görülüyor. 1 ile 5 yıl arasını söyleyebilirim. Daha sonraki yıllarda peki boşanma oranları neden daha düşük? Bizim toplumumuzda çocuğa büyük bir düşkünlük var. “Çocuğum büyüsün, okusun, üniversiteye başlasın, şunu bunu yapsın, evlensin ve yuva kursun” diye diye sıkıntılar hep öteleniyor. Çocuğa olan düşkünlük, boşanmaya engel oluyor. Ayrıca ekonomik sebepler de boşanmada etkili oluyor. Aile büyükleri illaki çocuklarına sahip ve destek çıkacak ama özel hayatlarına müdahale etmeseler daha iyi olur.

ÇİFTLERE BİTİRMEYİ DEĞİL SÜRDÜRMEYİ ANLATIYORUZ

**Son olarak bir avukat olarak size boşanmak için gelen çiftlere nasihatleriniz oluyor mu? Bir avukatın psikolojisi tüm bu olumsuzluklar karşısında nasıldır?  


-Evlilik, zor bir zanaattır. Hepimizin arzu ve isteği güzel bir yuva kurmak, anne ve baba olabilmektir. Bunun yüklediği yükümlülükleri anlamak ve kavramak da önemlidir. Avukatlık, meslek içinde en zor olan branştır. Sadece mevzuat bilgisi ile bu işi yürütmek pek mümkün değil. Aile bireyi ve anne ve baba olarak boşanmak için bize gelen çiftlere mümkün olduğunca ailenin yaşatılması gerektiğini söylüyoruz. Hele hele ortada bir çocuk varsa ailenin kesinlikle ayakta tutulmasının elzem bir durum olduğunu saatlerce anlatıyoruz. Ortada çocuk olduğu sürece, çiftlerin yıllar geçse de birbiri ile boşanması mümkün değildir. Eşler, çocuk için birbirinin yüzüne bakmak zorundadır. Avukatların yaşadığı psikoloji zordur. Ama her şeyden önemlisi bizler de bu toplumun birer parçasıyız.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.