Abdullah Uçar

Abdullah Uçar

DİNİMİZ TARİHİMİZ
Yazarın Tüm Yazıları >

AĞUSTOS AYI

A+A-
İçinde bulunduğumuz Ağustos ayının,  Müslüman Türk milletinin şanlı tarihinde müstesna bir yeri vardır.
Bugün vesile-i iftiharımız olan,  600 sene dünyaya mührünü vuran,  Kırım ortalarından Yemen sahillerine,  Viyana kapılarından Hint adalarına kadar, koskoca Devlet-i Aliyye'nin kurucusu olan şanlı ecdadımızın tarihinde de,  Ağustos ayı zaferlerle dolu bir aydır.  
Ağustos ayı: Alpaslan'ın kuru bir cihangirlik uğruna değil,  İ'lây-ı Kelimetullahı dünyanın her tarafına yaymak,  Feth-i Mübin’e giden yoldaki engel ve mâniaları temizlemek için,  Malazgirt Ovasında kendinin 3 misli düşmanla karşılaşıp:
Atımın kuyruğun sardım beline
Kefenimi giydim kendi elimle
Allah’ını seven gelsin benimle
Karısını seven dönsün evine       
diyerek 200 bin kişilik düşman ordusunu iman ve iradesinde kahredip,  tarihe şanlı mührünü vurduğu bir aydır.
Ağustos ayı: Oğullarına: "Sağ olduğunuz müddetle at sırtından inmeyiniz. Aksi halde karılarınızdan bir farkınız kalmaz" diyen Ertuğrul Gazilerin, duvarında Kur'an-ı Kerim asılı diye, istirahatına tahsis edilen odada sabaha kadar uzanıp yatmayan Osman Gazilerin, "Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah'ın dinini yaymaktır.  Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir" diyen Orhan Gazilerin ve onların sulbünden gelen Murat'ların, Fatih'lerin,  Yavuz'ların, Kanûni'lerin… zaferden zafere koştukları bir aydır.
Ağustos ayı: Asırlarca İslâm’ın bayraktarlığını yapan,  kahraman ecdadın malını,  canını kanını velhâsıl bütün varlığını bir dâvâ uğruna sebil edip,  Yüce Allah'ın: "Allah yolunda hakkıyla cihad edin" emrine,  Sevgili Peygamberimizin: “Cihat kıyamet gününe kadar devam edecektir” tavsiyesine "işittik" ve "itaat ettik" diyerek,  bütün lezzet ve zevkleriyle dünya hayatını,  şehitlik şeref ve mertebesiyle takas ettikleri bir aydır.
 Ağustos ayı:
Damarlarında şehâmet yüzerdi kan yerine
Yüreklerinde ölüm şevki vardı can yerine                                                                        denilen ecdadın şahâdet aşkıyla yanıp kavrulduğu, İ'lâyı-ı Kelimetullahı dünyanın en ücra köşesine kadar duyurmak azmiyle kükreyip coştuğu,  bu sayede engel tanımaz azim ve iradesiyle,  her bakımdan kendinden kat kat üstün kuvvetler karşısında,  bir volkan gibi patlayıp Malazgirt’i,  Çaldıran’ı,  Mohaç’ı, Haçova’yı,  Kosova’yı,  Sakarya’yı ve daha nice zaferleri kazandığı bir aydır.
Ağustos ayı: Şanlı ecdadın İstanbul’dan çıkıp,  Selimiye’de sabah namazını ifa edip, Estergon’da Sancak-ı Şerifi selamlayıp,  Budapeşte'de dinlenip,  Eflak ve Boğdan Ovalarında atlarını çayırlatıp,  Tuna’da suyunu aldırarak şairin dediği gibi:
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle
Bin atlı  o gün geçtik Tuna'dan kafilelerle    
gerektiğinde oyuna gider gibi,  düşman üzerine gidip,  dev gibi orduları yendiği aydır.
Ağustos ayı: Manaya değil maddeye,  tevhide değil tekniğe,  imana değil imkânlara güvenen bugünkü sözde dostlarımız Haçlıların, Aziz vatanı paylaşmak,  kahraman Türkün adını tarih sayfalarından silmek,  kahpe Yunan'ın Megalo-idea'sını gerçekleştirmek,  dünkü kölelerimiz olan palikarya ve çorbacıları başımıza efendi yapmak için,  bütün güçleri ile üzerimize çullandıkları,  fakat: Öldü,  bitti,  tükendi zannettikleri bu necip milletin,  ölüsünün bile onlara yetip artacağını,  kahraman Subaylarıyla,  Mehmetçikleriyle,  Saliha Bacılarıyla, Seyit ve Yahya Çavuşlarıyla,  Nene Hatunlarıyla,  Kara Fatmalarıyla… Bir kez daha gösterip 30 Ağustos l922 de arkalarına bakmadan kovdukları bir aydır.

Bu yazı toplam 1930 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.