1. YAZARLAR

  2. M. Emin Karabacak

  3. Ağlamanın Psikolojik Faydaları -2-
M. Emin Karabacak

M. Emin Karabacak

Yazarın Tüm Yazıları >

Ağlamanın Psikolojik Faydaları -2-

A+A-

İlk çocuğunu 5 yaşında¸ ikinci çocuğunu 7 yaşlarında¸ üçüncü çocuğunu da 25 yaşında torununa hamile iken kaybeden bir anne şöyle anlatıyor:

"Büyük kızım torunuma hamile iken ciğerlerine su toplamasına bağlı olarak vefat edip cenazesi İstanbul'dan köye getirildiğinde tüm köylü başsağlığına geldi. Başsağlığına gelen herkes gibi köyün ileri gelenleri de bu duygu yoğunluğunun içinde konuşamadılar. Onlar aslında bana bir şeyler anlatmak istiyorlar; fakat duygu yoğunluğundan dolayı anlatacaklarını anlatamıyorlardı. Onların döktüğü ve benim döktüğüm iki damla gözyaşı her şeyi anlatmaya yetiyordu."

Yine aynı anne, 33 yaşındaki eşini kalp krizi sonucu kaybeden kadının yatıştırıması için hastanede iğne yaptırılmasını isteyenlere:

"Hayır¸ bırakın ağlasın; şimdi ağlamazsa ileride daha çok ağlar." diyerek sıkıntıların bastırılmaması ya da ertelenmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Bırakın ağlasın, belki gözyaşları biter; fakat kendi kalır diyordu. Acı büyük¸ acının büyüklüğü oranında ağlar insan, diyordu. İnsanların hayalleri var; hayallerine ağlar diyordu.

Çocuklarına ağlıyor; çocuklarını babasız büyüteceği için. Kendine ağlıyor; hayat ortağını ve dayanağını kaybettiği için. Geleceğine ağlıyor; kolu kanadı kırıldığı için.

Bırakın ağlasın, yarın ağlamaması için. Bastırmayın duygularını¸ ayıplamayın gözyaşlarını¸ bırakın ağlasın; yeter ki gelecekte kendine ağlamasın diyordu bu anne.

İlkokul mezunu olan ve psikolojinin ne anlama geldiğini dahi bilmeyen bu anne¸ aslında insanın acılar karşısındaki psikolojisini anlatmaktadır. Bu durumlarda ne tıbbın ne de psikolojinin çok fazla yapacağı bir şey yoktur. Sadece bu zamanlarda kişinin kendine ve dinine zarar vermemesine dikkat edilmelidir.

“Enes( r.a)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v), ruhunu teslim etmek üzere olan oğlu İbrahim’in yanına girince gözlerinden yaşlar boşanmaya başlar. Bunun üzerine Abdurrahman İbni Avf:

- Ey Allah’ın Resûlü! Siz de mi ağlıyorsunuz?” diye sordu. Hz. Peygamber ona:

- “Ey İbni Avf! Bu gördüğün gözyaşları rahmet ve şefkat eseridir.” cevabını verdi. Sonra şunları ilave etti:

-"Kalp hüzünlenir¸ göz ağlar. Biz ancak Rabbimiz’in razı olacağı sözleri söyleriz. Ey İbrahim! Seni kaybetmekten dolayı gerçekten üzgünüz.”(Buhârî, Cenâiz43) buyurmuşlardır. Rasülüllah’ın bu sözünden ağlamanın doğal olduğu ve dinen yasak olmadığı anlaşılmaktadır. Sadece dinimiz; ağıt yakarak¸ üst-baş yırtarak ve isyan ederek ağlamayı yasaklamıştır.

Dr.William Frey ise: "Ağlamaktan çekinen veya ağlamayıp bütün üzüntüsünü ve sevincini içine atan kişiler¸ belli hastalıklara daha çabuk yakalanıyor. Gözyaşı analizlerinde de keşfettiğim gibi¸ bu hastalıklar mide ülseri ve kalp rahatsızlıklarına yol açıyor. Ayrıca zor ağlayan kişiler soğuk algınlığına karşı daha hassas oluyorlar." der.

Yine Moudsley'in dediği gibi: "Gözyaşlarıyla dağıtılmayan keder¸ diğer organları ağlatabilir."

Ağlayan kimseler için yapılabilecek en güzel şey onu teskin etmek yerine daha rahat ağlaması için ona sarılmak ya da elinizi omzuna koyarak rahat ağlamasını sağlamaktır. Yoksa Henry Moudsley'in dediği gibi: "Gözyaşlarıyla dağıtılmayan keder¸ diğer organları ağlatabilir."

Sonuç olarak ağlanması gereken yerlerde ağlamak, insanı fizyolojik hastalıklardan koruduğu gibi ruhî hastalıklardan da korumaktadır. Bu durumda sıkıntıları içe atmayarak ağlanması gereken yer ve zamanda ağlamanın insanı; dolaşım sistemi¸ kalp rahatsızlıklarından¸ saldırganlıktan¸ öfke nöbetlerinden¸ depresyon¸ sinir kasların gevşetilmesinden ve uyuşturucuya sığınmaktan koruduğu bir gerçektir.

Bu yazı toplam 6322 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.