Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Adsız Millet mi?

A+A-

Prof. Dr. Ersan Şen, 05 Şubat 2013 tarihli “Adsız Millet” isimli yazısında özet olarak şöyle diyor:  “Ülke-millet-devlet birbirinden ayrılmaz kavramlar olarak bilinir. Bu kavramlar, bir topluma şahsiyet, özellik, egemenlik ve bağımsızlık verir.
 Millet/ulus olamamış veya olup da sözde demokrasi ve demokratikleşme tartışmaları uğruna bu kavramın özünün zedelenmesine göz yumuyorsan, yani zehir içmeye çabalıyorsan tarihe mal olursun. Kanaatimizce Türkiye Cumhuriyeti, bireylere ve topluma yararı olmayan bu tartışmalar yerine, sorunların herkesi kapsayacak şekilde çözülmesine yönelik adımlar atmayı tercih etmelidir. Adsız vatan olamayacağı gibi, adsız millet de olamaz.”
Ülke-millet-devlet birbirinden ayrılmaz kavramlar değildir. Ülkemizde kavramlar kargaşası vardır; çünkü kavramlara bilimsel olarak değil, ideolojik olarak yaklaşılmaktadır. Resmi ideoloji, kavramlara kendi ideolojisini yükleyerek anlamlandırmağa çalışmıştır; sıkıntı burada. Söz konusu yazar “Ülke-millet-devlet birbirinden ayrılmaz kavramlar olarak bilinir.” demsinin sebebi budur.
Ülke, bir devletin hükmü altında bulunan toprağa, vatana denir. Geniş manada ise sınırları belli kara, su ve hava sahasıdır. Millet, din anlamına gelir. (1) Devlet, belli bir ülkede, bir hükümete ve ortak kanunlara bağlı şekilde yaşayan bir topluluğun meydana getirdiği siyasi teşkilattır. Ulus, kavim, etnisite, ırk demektir.
 Yeryüzünde birçok kabile, aşiret ve kavim vardır. Her kavmin bir dili ve bir rengi vardır. Bunlar Allah’ın ayetleridir. (2) Allah’ın (c.c.), insanı kabile ve kavimlere ayırmasının sebebi, siyasi, askeri, iktisadi ve kültürel yönden yardımlaşmaları içindir. Bunların en iyisi, yaratıcının emir ve yasaklarına riayet eden ve insanlara faydalı olanıdır.(3)
Bu bağlamda yeryüzünde iki grup insan vardır: Biri, yaratıcının hükümlerine göre hayatını şekillendiren; diğeri, yaratıcının hükümlerine göre hayatını şekillendirmeyen. Daha doğrusu yeryüzünde müslim ve gayrimüslim diye iki grup insan vardır. Bir üçüncüsü yoktur.
 Bu sebepten dolayı dinler hak ve batıl dinler olmak üzere ikiye ayrılır. Bu bağlamda mesela Türk milleti, Yunan milleti, İngiliz milletli olmaz. Bu kavimler ya müslim veya gayrimüslimdir. Yani ya İslâm milletindendir veya küfür milletindendir. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz;  “Küfür tek millettir” buyurmaktadır. Bu sebepten dolayı ecdadımız,  kurdukları devletlerin isimlerini kendi kavminin ismini vermemiştir.  Mesela Karahanlılar, Gazneliler, Tolunoğulları, Selçuklular, Osmanlılar, demiştir. Müslüman Araplar da buna dikkat etmişlerdir. Onlar da kendi kavimlerinin ismini kurdukları devletlere vermemişleridir.   Asr- saadet devri, dört halife devri, Emeviler, Abbasiler demişlerdir. Burada bir incelik vardır. Nedir bu incelik derseniz? Deriz ki, devleti kuran kabile veya kavmin diğer Müslüman kabile ve kavimlerle yürüklükteki hukuk önünde eşit olduğunun bir ifadesidir. Emeviler, Arap olmayan Müslüman kavimlerden İslâm hukukuna aykırı olarak haksız yere cizye aldıkları için kısa süre içerisinde yıkılmıştır. Hâlbuki İslâm hukukuna göre cizye gayrimüslimlerden alınır. İslâm hukukunun âmir hükmü böyledir. Endülüs Emevi devleti de ırkçılık yüzünden paramparça olmuştur ve sonunda yıkılmıştır.
Türk ve İslâm kavramları Batı’da Tanzimat’a kadar eş anlamlı kavramlardı. Batı Türk kavramını duyunca İslâm’ı anlıyordu. Çünkü Osmanlı devleti, Tanzimat’a kadar İslam hukukunu uygulamıştır. Tanzimat ile İslâm hukuku askıya alınınca Batı’da olsun ülkemizde olsun Türk kavramı ulus ve ırk kavramlarıyla eş değerde kullanılmıştır; günümüzde de aynı manada kullanılmaktadır.
Sıkıntı ulusçuların, ulus kavramına millet anlamı yüklemesidir. Ulusçular, ulusçuluğu Kemalizm adı altında formüle etmişlerdir. Kemalizm, laik, pozitivizm ve seküler değerleri savunanlar efendi diğerleri hizmetçi ve köledir felsefesine dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu felsefe üzerine kurulmuştur. Milletimizi ayrıştıran bu felsefedir. Mesela İskilipli Atıf Hoca’yı Şapka Kanunu çıkmadan 1,5 yıl önce ve bakanlık izni ile basılan “Frenk Mukallitliği ve Şapka” kitabı yüzünden idam ettiren bu felsefedir. DHKP-C’yi, PKK’yı ve diğer illegal örgütleri doğuran, alevi Sünni ve Türk Kürt ayrışmasına sebep olan felsefe bu felsefedir. Katsayı zulmünü yürürlüğe koyup İHLisesi mezunlarını mağdur eden bu felsefedir.
 Elhâsılı Kemalizm, kendi değerlerini benimseyen herkese öz Türk demektedir; kendi değerlerini benimsemeyenler Türk kavminden /ulusundan da olsa hizmetçi ve köledir, demektedir.
 Başta AK Parti olmak üzere sağduyu sahibi herkes bu felsefenin değişmesini istemektedir. Meseleyi çarpıtmanın manası yoktur. Bu felsefe değişmeden, sorunların herkesi kapsayacak şekilde çözülmesine yönelik adımlar nasıl atılacaktır? Bu felsefe hastalıklı bir felsefedir. Suriye’nin durumuna düşmeden bu felsefeden kurtulmak için aklıselim sahibi olan herkes, hukuk çerçevesi içerisinde, elini taşın altına koyması gerekir.
 Bir devleti layık olan, hatırı sayılan, saygın ve kültürel yönden kendini kabul ettiren kabile ve kavim kurar; diğer kabile ve kavimler onun etrafında kenetlenirler. Müslim ve gayrimüslim bütün devletler buna göre kurulurlar. Mesela Kureyş kabilesi, cahiliye devrinde olsun İslâm geldikten sonra olsun diğer Arap kabileleri arasında saygınlığı, kültürel ve siyasi üstünlüğü olduğu için dört halife Kureyş kabilesinden seçilmiştir. Emevi ve Abbasi devletlerini kuranlar da Kureyş kabilesidir; diğer Arap kabilleri bu kabilenin etrafında kenetlenmişlerdir.
 Unutmayalım ki,  devletleri kuran saygın ve kuvvetli asabelerdir. Selçuklular ve Osmanlılar da böyle kurulmuştur. Batı devletleri de böyle kurulmuştur. Örneğin SSCB. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin, Hindistan da böyle kurulmuştur. Söyler misin, hangisi kendi kavminin ismini almıştır?  Arap devleti diye bir devlet var mı? Mesela Araplar, kurdukları devletlerine Suriye, Mısır, Irak demişler. Şimdi bu devletler adsız devlet, adsız millet mi? Kendimize gelelim, meseleye ideolojik ve ön yargılı yaklaşmayalım. Selam ve saygılarımı sunar, başarılar dilerim.
Kaynaklar
Bakara:135
Rûm:22
Hucurât:13

Bu yazı toplam 7291 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum