1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Adalet istiyoruz!
Adalet istiyoruz!

Adalet istiyoruz!

Ergenekon mağdurlarından Nogay Türkleri Derneği Başkanı Abdurrahman Berkcan, "FETÖ'cü yargı ve emniyet mensupları yüzlerce insanın hayatını kararttı. Mağdurlar olarak geç de olsa adalet istiyoruz" dedi

A+A-

RÖPORTAJ: İBRAHİM BÜYÜKEKEN


BİNLERCE İNSANIN HAYATI KARARDI

2007-2011 yıllarısı arasında Türkiye'de binlerce kişi Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ) bahanesiyle tutuklandı. Çok sayıda rütbeli askerin, emniyet çalışanlarının ve akademisyen, gazeteci ve yazarın hayatı hayali bir örgüt yaratılarak zindana çevrildi. Mahkeme ise 10 yıl sonra Ergenekon diye bir örgütün olmadığını açıkladı. Fetulllahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu hakim ve savcılar ve emniyet görevlileri yüzünden mağdur olan binlerce insan adalet istiyor.

YUVALARI YIKILDI, TİCARİ HAYATLARI BİTTİ

2009 yılınnın Nisan ayında ETÖ operasyonu Konya'ya sıçramıştı. Aralarında MHP eski Selçuklu Belediye Başkan Adayı Mustafa Sırrı Demirel'in de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bunlardan biri de Nogay Türkleri Derneği Başkanı Abdurrahman Berkcan'dı. Adaletin tecelli etmesini isteyen Berkcan, "7 arkadaşımız 8 ay boş yere hapis yattı. Bazı arkadaşlarımızın aileleri paramparça oldu. Ticari hayatları bitti, en yakınları tarafından bile dışlandı" dedi.

img_9641.jpg

SABAH NAMAZIYLA EVİMİZİ BASTILAR

**Abdurrahman bey biraz kendinizden bahseder misiniz? Gözaltına alınma süreciniz nasıl başladı?
-Konya Başbakanlık (BİMER) İletişim Merkezi'nde görev aldım. 2005 yılında BİMER'de hizmete başladım. 2009 yılında vatana hizmet, Hakk'a hizmet düsturuyla görev yaparken, 17 Nisan 2009 tarihinde sabah namazıyla birlikte kapı çalındı. Kapıyı açtık, paldır küldür 4 üniformalı, 5 üniformasız içeri girdi. Dediler Cumhuriyet Savcılığı'nın kararıyla Ergenekon Terör Örgütü'ne üye olmaktan tutuklusun dediler. 1 telefon etme hakkın var. Telefon etme hakkını kullan dediler. Evin altını üstüne getirdiler. Bundan sonra görev yerime gittiler. Vali Beyden müsade aldılar. İçeri girdiler. Ofisim arandı. Hiçbirşey bulamadılar. Bağlantı sonrası Nogay Türkleri Derneğini de aradılar. Birşey bulmak için araştırma yaptılar sürekli. Bizi önce hastaneye götürdüler, sonra Muhacir Pazarı içerisindeki terörle mücadele birimine götürdüler. Tekrar Lalebahçe'ye götürdüler. Burada 2 gün yattık. Aynı anda 18-20 kişiyi çapraz sorgulamaya aldılar. .4 gün karakolda nezaretde kaldıktan sonra nezaretden denetimli ve yurtdışı yasagı konularak mahkemesi devam etmek üzere 24 kişiden 17 kişi serbest 7 kişi tutuklu olarak ergenokon törer örgütü üyesi olarak silivri baglantılı adana 6 ve 7 agır cezalarında ve konya 3. Ağır cezada üç beraatla sonuçlandı. 6 yıl mağdur perişan olduk..

14  ÜLKEYLE İRTİBAT SAĞLAYAN BİRİSİ OLARAK SUÇLANDIM

**Peki sizi neyle suçladılar? Neden gözaltına alındınız?


-O zamanın İstanbul Başsavcısı Zekeriya Öz, telefonla konuşuyor ve o da sorular soruyor.  80 sayfalık bir iddianame hazırlamışlar. İddianamede Tuğgenerel Veli Küçük'ten Doğu Perinçek'e kadar onlarca insanın ismi vardı. Bunlarla irtibatınız var diye suçladılar.Benimle ilgili esas suçlama şuydu. "Ben Türkistan'da ata yurdundaydım. Kendim de Nogay Türküyüm. Kafkasya'ya gittiğimde orada mezarlıkları dolaşırken orada Enver Paşa'nın, Talat Paşa'nın temsili mezarlarını gördüm. Oraya  "Ey yolcu dur; burası Devlet-i Aliye Osmanlı'nın toprakları. Buradan dua etmeden fatiha okumadan geçme" şeklinde bir kitabe yazmışlar. Buradan giden arkadaşların bazıları Farsça ve Osmanlıca biliyordu. Onlar çeviri yaptı. Milli İstihbarattan emekli Lütfi isimli arkadaşımız beni aradı. Ne yapıyorsun? Görünmüyorsun. Nerelerdesin?" diye sordu. Ben de "Devleti Aliye Osmaniye topraklarındayım dedim. Dağıstan Mohaçkale'deyim dedim.. Bunu dinlemeye almışlar. Bana Devleti Aliye Osmaniye toprağı neresi diye sordular. Bu Ergenekon olayında beni Ergenekon'un istihbaratçısı 14 ülkeyle irtibat sağlayan bir temsilci olarak atadılar diye suçladılar.  4 gün içeride kaldık. O zamanki Vali beyin de desteğiyle serbest kaldık. Ama yargılamamız uzun sürdü. Suç bulma ve buna göre de suçluyu bulma çalışması içerisinde oldular.

FETÖ VE YANDAŞ MEDYA BİZİ LİNÇ ETTİ

**O zamanki medyanın tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Neler yaşadınız?


-Operasyon yapılan gün Samanyolu-Kanaltürk-Bugün-Show ve Konya'daki bir yerel televizyon "Şok, şok Ergenekon terör örgütüne operasyon" diye haberleri verdiler. "Konya'da ağır makinalı silahlar yakalandı. Ergenokon'un Konya ayağı yakalandı" diye haberler yazdılar. İftira üstüne iftira attılar. Gerçeği yazmadılar. Lanet olsun onlara. Başsavcısı Zekeriya Öz'ün talimatıyla Adana'ya gönderildik. Adana'da duruşmalar devam etti. Ağır ceza mahkemesinde yargılandık. 5 sene Adana'ya git gel yaptık. 8 ay iddianame hazırlanmadı. İlk duruşmada çok sayıda arkadaş serbest bırakıldı. Hiç kimsenin olayla ilgisi yoktu. 6. Ağır Ceza ve 7. Ceza Ağır Mahkemeleri beraat kararı verdi. Önce Ergenekon dediler tutmayınca çete dediler. İyi Hal Yasası çıktıktan sonra Konya Ağır Ceza'daki yargılamanın ardından beraat kararı aldım. Ben 4 günlük tutukluluk için tazminat davası açtım. 11 bin TL tazminat aldım. 45-50 bin TL tazminat alanlar oldu. Bizi tutuklayan savcılar, emniyet mensuplarından paraların alınmasını istedik. Bu arada 4 arkadaşımız eşinden ayrıldı. 2 arkadaşımız devlet memurluğundan atıldı. 3 arkadaşımız Konya'yı terketti. 5 arkadaşımız işinden ve ticari hayatından oldu. Bu ailelerin çektiği acıya, çileye hepimiz şahit olduk. O zamanlar "ben bu davanın savcısıyım" diyen o zamanki başbakanımızın vicdanı rahat mı olacak? Bu vebalden asla kurtulamazsınız..

MERHABA BİLE DEMEKTEN KORKTULAR

**Çevrenizden nasıl bir tepki gördünüz?


-Bu insanları çok mağdur ettiler. Çocuklarımızın okullarda boynu bükük kaldı. Kendilerinin gömüp çıkardığı silahları bizlerin üzerine yıktılar. Ergenekonu büyük bir düşman öcü gibi gösterdiler. Bizleri günah keçisi ilan ettiler. 4-5 gün içeride kaldıktan sonra candan samimi bildiğimiz arkadaşlarımız hatta akrabalarımız o tarihde uzaklaştılar. Merhaba demeyenler oldu, geçmiş olsun demeyenler oldu. Bize selam dahi vermediler. Bizi de tutuklarlar ve vesaire diye uzaklaşan görmezden duymazdan gelen çok insanlar tanıdım. Hayat insanlara çok şeyler öğretiyor. Allah'a şükürler olsunki candan insanlar oldugunuda gördüm.şimdi soruyorum o zamanın iktidarına başbakanına vesaire zevata. Bizim suçumuz neydi bu ezaları cefaları niye çektik çektirdiniz. Rabbim sizleri kahru perişan eylesin. Biz ne yaşadıysak sizde aynısını yaşayın inşallah.7 arkadaşımız 8 ay 2ğır cezalar aldılar. Rabbim kimseyi zanna iftirayla muhatap kılmasın inşallah.

UYDURMA BİR İDDİANAMEDE BULUNDULAR

**Size ve arkadaşlarınıza neden bu suçlamalarda bulundular? Sizce gerekçeleri neydi?


-Yıllar sonra Ergenekon diye bir örgütün olmadığını açıkladılar. 14 ülkenin istihbaratı ile çalışmakla suçladılar. Bulgaristan, Rusya, Hollanda, Azerbaycan, Fransa gibi ülkelerle görüştüğümü iddia ettiler. Nasıl böyle birşey uydurdular hala merak ediyorum. Alanya'da bir kooperatifimiz vardı. Oraya giden arkadaşlarımızı suçladılar. Ereğliler Derneği'ne gelen giden insanları suçladılar. Hak yerini buldu. Cenab-ı Allah'a şükrediyoruz. Çünkü biz de kanunsuz birşey yoktu. Neden böyle bir şey yaptılar bilmiyoruz. Tahminim 2009 yılında seçimler vardı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatından sonra bütün arkadaşlarımız MHP için çalıştı. MHP kazansın diye gece gündüz çalıştık. Tüm o ekibi olduğu gibi aldılar. Belki AK Parti'ye muhalif olduğumuz için bizleri içeri aldılar ve bu iftiraları attılar. Benim yanıma gelen giden samimi bir arkadaşım bir beyaz gömlek, ekmek, hurma ve zemzem suyu ile yanıma geldi. "Kardaş ben helalleşmeye geldim" dedi. "Daha sonra operasyon başlamadan bizden bilgi alıyormuş. Şu an kendisi müebbetle yargılanıyor. Bizi tutuklayan, yargılayan herkes şu an içeride. Hakim ve savcılar müebbetle yargılanıyor. Ben bu davalara müdahil olarak katılıyorum. Katılmaya da devam edeceğim..

BİZİ GÖZALTINA ALINCA ÇAK İŞARETİ YAPTILAR!

**Normal bir devlet memurusunuz. Sizi nereden buldular? O zamanki Emniyet mensuplarının tavrı nasıldı?

-Bizim bir arkadaş grubumuz vardı. Aralarında avukatlar, siyasetçiler de vardı. Bir de Alanya'daki kooperatifte de aynı kişilerin olması yüzünden buradan bağlantı kurmuşlar. İki tane genci alıp, yedirip içirmişler. Bunları kandırıp bizim hakkımızda yalan ve iftira dolu ifade verdirmişler. "Şöyle silah aldılar, sakladılar" diye iddianame hazırlamışlar. 7 arkadaşımız tutuklandığı zaman onları götüren polisler, "Birbirlerine 'çak' işareti yaptılar ve birbirlerini kucakladılar. Daha sonra birbirlerine baklava ve kebap söylediklerini gördük. Onlar da bundan prim alıyormuş. Bu operasyonlardan dolayı çeyrek altın, yarım altın ve prim alıyorlarmış. Kendi ego ve menfaatleri için bizlerin hayatını zindana çevirdiler. Çoluk çocuğumuz mağdur oldu. Bu olaylar yüzünden kızım ve oğlum yurtdışına gitti. Yurtdışında işe girdiler.

BU DEVRAN BÖYLE SÜRMEZ!

**O zamanki bürokrasideki ve siyasetteki atmosferi nasıl değerlendiriyorsunuz?  Kendinizle ilgili çıkan haberleri görünce neler hissettiniz?


-O zamanki hükümet, başbakan ve cumhurbaşkanı bu olaylara kayıtsız kaldı. Başbakan, "Ben bu davanın savcısıyım" dedi. Hayalle mi yürüdüler, yoksa realiteyi mi görmediler? Yarın yine "kandırıldık demeyeceklerini" nereden bilebiliriz. O zaman bizle ilgili çıkan haberleri görünce kızdım, küfrettim. Sonra gittim abdest aldım, namaz kıldım, dua ettim. Rabbim sana havale ediyorum dedim. "Bizi kurtar diye" dua ettim. Yarın ne olacağını bilemiyoruz. Herşeyi Cenab-ı Allah biliyor. Türkiye büyük travma yaşadı. Ne paşalar ne devlet adamları gitti. Bir özürle bu geçiştirilemez. Huzur-u mahşerde, mahkeme-i kübrada adalet arayacağız. Milyonlarca kul hakkı var. Bunlardan kurtulabilecekler mi? Cenab-ı Allah devletimize zeval vermesin.  FETÖ örgütü operasyonlarında kurunun yanında yaş da yanıyor.  Egemen güçüz diye astığımız astık kestiğimiz kestik diyorlar. Allah onlara merhamet versin. Bu devran böyle sürmez. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Tansu Çiller hatta İsmet İnönü dönemi bile bitti. Sultan Süleyman'a bile kalmayan dünya sana bana hiç kalmaz...

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.