Spor kamuoyunda haftaya damgasını vuran olay TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınların istifası oldu. Daha bir haftadan kısa bir süre önce istifa etmeyeceğini açıklayan ve göreve devam kararı alan Mehmet Ali Aydınlar bu açıklamasının mürekkebi kurumadan istifa ettiğini açıkladı. İki açıklama arasında geçen 3-4 günlük süre içerisinde ne gibi gelişmeler oldu da Aydınlar böyle bir karar almak zorunda bırakıldı?
Aslında Sayın Aydınlar istifa gerekçesini açıkladı, bunun arkasında başka ne gibi olaylar olabilir ki diye düşünüyor olabilirsiniz. Ancak ülkemizde sporun her şeyden önce geldiği, siyasi ve ekonomik krizlerin dahi sporun gölgesinde kaldığını hepimiz biliyoruz. Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın söylediği bir sözden dolayı Fenerbahçe taraftarlarının tepkisini çektiğini, oluşan bu tepki sonucunda da ANAP’ın Kadıköy’de hatırı sayılır bir oy kaybına uğradığını, sporla ilgilenenler hafızalarını zorlarlarsa hatırlayacaklardır.
Şikeye karışan takımların küme düşürülmesi gerektiğini belirten 58. Madde de istediği değişikliği yapıp küme düşme yerine puan silmeyi getirme operasyonunda başarısız olan TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’ye küme düşürerek ileride oluşabilecek bir Kadıköy tepkisi ile yeni bir Mesut Yılmaz vakası yaşanmasının faturasını üstlenmek istememiştir.
Aziz Yıldırım’ı devirip Fenerbahçe’yi ele geçirme operasyonu görüntüsüne dönüşen şike davası (içeride Aziz Yıldırım’ın dışında Fenerbahçeli bir futbolcunun bulunmaması beni bu düşünceye sevk ediyor.) bumerang gibi geri dönmüş ve sahiplerine zarar vermeye başlamıştır. Bu davanın bir an önce bitirilerek bir karar verilmesi, şayet varsa düşürülecek takımların düşürülüp yerine hakkı olan takımların Süper Lige çıkarılması şart olmuştur. Ayrıca Süper Lige çıkarılan takımların maddi kayıpları da telefi edilmelidir.
Şayet şike soruşturmasından bir şey çıkmaz ve takımlar aklanırsa, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligine katılamamasından dolayı uğradığı zarar telefi edilmelidir. Şu anda her iki ucu da federasyona zarar verecek bir durumda olan bu işi yüklenecek birisinin ortaya çıkmasını bütün spor camiası heyecanla bekliyor. Bu konuda benim aklıma Haluk Ulusoy ismi geliyor…
***
Konyaspor evinde Erciyes’i yenerek haftayı üç puanla kapattı.
Aslında ikinci yarının başlaması ile birlikte üst üste alınan iki mağlubiyet beni endişelendirmişti. Bundan önceki üç sezonda yaşadıklarımız yine mi başımıza geliyor korkusuna kapılmaya başlamıştım.
Biliyorsunuz son üç sezondur ikinci yarılarda bir varlık gösteremiyor, ilk yarılarda aldığımız puanlar bizim ligdeki durumumuzun belirleyicisi oluyordu. Fakat ligin başından bu yana takdire şayan bir mücadele ortaya koyan Konyaspor’un genç futbolcuları bu mücadelelerini ligin sonuna kadar sürdürme kararlılığında olduklarını ispata çalışıyorlar, bunda da başarılı oluyorlar diyebilirim.
Bu hafta sonu karşılaşacağımız Tavşanlı Linyit spora karşı ligin ilk yarısındaki tek mağlubiyetimizi almıştık. Hatta oyunun hakimi Konyaspor olmasına rağmen Erdinç’in yaşadığı bir şanssızlık sonrası kendi kalesine attığı bir golle bu mağlubiyeti yaşamıştık.
Konyaspor, Bank Asya Liginin en iyi defans yapan takımı. Orta sahası da kaliteli oyunculardan kurulu bir takım. Robak forvette yalnız kalıyor ve istediği desteği alamıyor. Daha önce ki yazılarımda da belirttiğim gibi Gökhan ve Serkan’ın forvete yakın oynaması ve Robak’ın indireceği topları kaleye vurmaları gerekiyor. Bu oyuncuların vereceği destek hem Robak’ın verimini artıracak hem de Konyaspor’un gol sayısında artış getirecektir.
Tavşanlı Linyit maçında ilk maçta rakipten yana olan şansın bu sefer Konyaspor’un yanında olmasını diliyorum.
***
Bu hafta içinde üç acı kaybı birden yaşadım. Çok sevgili dostum Salih Taşçı annesini kaybetti. İvriz Öğretmen Lisesinden arkadaşım olan Bayram Ali Yücel’in Fransa’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiği haberini aldım. Yine bir İvrizli olan Lütfi Elmalı kardeşimin daha hayatının baharında olan 17 yaşındaki oğlunun Bursa’da gaz zehirlenmesi sonucu hayatını kaybettiği bilgisini aldım. Hayatını kaybedenlere ALLAH’TAN Rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum.
Aslında Sayın Aydınlar istifa gerekçesini açıkladı, bunun arkasında başka ne gibi olaylar olabilir ki diye düşünüyor olabilirsiniz. Ancak ülkemizde sporun her şeyden önce geldiği, siyasi ve ekonomik krizlerin dahi sporun gölgesinde kaldığını hepimiz biliyoruz. Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın söylediği bir sözden dolayı Fenerbahçe taraftarlarının tepkisini çektiğini, oluşan bu tepki sonucunda da ANAP’ın Kadıköy’de hatırı sayılır bir oy kaybına uğradığını, sporla ilgilenenler hafızalarını zorlarlarsa hatırlayacaklardır.
Şikeye karışan takımların küme düşürülmesi gerektiğini belirten 58. Madde de istediği değişikliği yapıp küme düşme yerine puan silmeyi getirme operasyonunda başarısız olan TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’ye küme düşürerek ileride oluşabilecek bir Kadıköy tepkisi ile yeni bir Mesut Yılmaz vakası yaşanmasının faturasını üstlenmek istememiştir.
Aziz Yıldırım’ı devirip Fenerbahçe’yi ele geçirme operasyonu görüntüsüne dönüşen şike davası (içeride Aziz Yıldırım’ın dışında Fenerbahçeli bir futbolcunun bulunmaması beni bu düşünceye sevk ediyor.) bumerang gibi geri dönmüş ve sahiplerine zarar vermeye başlamıştır. Bu davanın bir an önce bitirilerek bir karar verilmesi, şayet varsa düşürülecek takımların düşürülüp yerine hakkı olan takımların Süper Lige çıkarılması şart olmuştur. Ayrıca Süper Lige çıkarılan takımların maddi kayıpları da telefi edilmelidir.
Şayet şike soruşturmasından bir şey çıkmaz ve takımlar aklanırsa, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligine katılamamasından dolayı uğradığı zarar telefi edilmelidir. Şu anda her iki ucu da federasyona zarar verecek bir durumda olan bu işi yüklenecek birisinin ortaya çıkmasını bütün spor camiası heyecanla bekliyor. Bu konuda benim aklıma Haluk Ulusoy ismi geliyor…
***
Konyaspor evinde Erciyes’i yenerek haftayı üç puanla kapattı.
Aslında ikinci yarının başlaması ile birlikte üst üste alınan iki mağlubiyet beni endişelendirmişti. Bundan önceki üç sezonda yaşadıklarımız yine mi başımıza geliyor korkusuna kapılmaya başlamıştım.
Biliyorsunuz son üç sezondur ikinci yarılarda bir varlık gösteremiyor, ilk yarılarda aldığımız puanlar bizim ligdeki durumumuzun belirleyicisi oluyordu. Fakat ligin başından bu yana takdire şayan bir mücadele ortaya koyan Konyaspor’un genç futbolcuları bu mücadelelerini ligin sonuna kadar sürdürme kararlılığında olduklarını ispata çalışıyorlar, bunda da başarılı oluyorlar diyebilirim.
Bu hafta sonu karşılaşacağımız Tavşanlı Linyit spora karşı ligin ilk yarısındaki tek mağlubiyetimizi almıştık. Hatta oyunun hakimi Konyaspor olmasına rağmen Erdinç’in yaşadığı bir şanssızlık sonrası kendi kalesine attığı bir golle bu mağlubiyeti yaşamıştık.
Konyaspor, Bank Asya Liginin en iyi defans yapan takımı. Orta sahası da kaliteli oyunculardan kurulu bir takım. Robak forvette yalnız kalıyor ve istediği desteği alamıyor. Daha önce ki yazılarımda da belirttiğim gibi Gökhan ve Serkan’ın forvete yakın oynaması ve Robak’ın indireceği topları kaleye vurmaları gerekiyor. Bu oyuncuların vereceği destek hem Robak’ın verimini artıracak hem de Konyaspor’un gol sayısında artış getirecektir.
Tavşanlı Linyit maçında ilk maçta rakipten yana olan şansın bu sefer Konyaspor’un yanında olmasını diliyorum.
***
Bu hafta içinde üç acı kaybı birden yaşadım. Çok sevgili dostum Salih Taşçı annesini kaybetti. İvriz Öğretmen Lisesinden arkadaşım olan Bayram Ali Yücel’in Fransa’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiği haberini aldım. Yine bir İvrizli olan Lütfi Elmalı kardeşimin daha hayatının baharında olan 17 yaşındaki oğlunun Bursa’da gaz zehirlenmesi sonucu hayatını kaybettiği bilgisini aldım. Hayatını kaybedenlere ALLAH’TAN Rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum.
272 defa okundu...







KEREM İŞKAN
RECEP ÇINAR
RASİM ATALAY
MEHMET ŞAHİN KURU
SÜLEYMAN KÜÇÜK
HÜZEYME YEŞİM KOÇAK
AHMET GÜLDAĞ
EBUBEKİR MÜCEVHER
RECEP ÖĞÜTÇÜ














